Karar Bülteni
AYM F.A. BN. 2021/5835
KARARIN KÜNYESİ
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
|---|---|
| Başvuru No | 2021/5835 |
| Karar Tarihi | 14.05.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Mahpusların telefon görüşmeleri keyfî kaydedilemez.
- Görüş kısıtlamaları açık kanuni dayanak gerektirir.
- Ziyaret hakkının engellenmesi kanunilik şartını sağlamalıdır.
- Sistematik dinleme özel hayata ölçüsüz müdahaledir.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında mahpuslara yönelik uygulanan bazı kısıtlayıcı tedbirlerin hukuki sınırlarını net bir şekilde çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Özellikle COVID-19 salgını döneminde idari kararlarla getirilen açık ve kapalı görüş yasaklarının, açık bir kanuni dayanağı olmaksızın uygulanamayacağı vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi, temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerin yalnızca kanunla yapılabileceği ilkesini hatırlatarak, idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını teyit etmiştir. Aynı zamanda mahpusların haftalık telefon görüşmelerinin suç ayrımı gözetilmeksizin sistematik olarak dinlenmesi ve kaydedilmesi uygulamasının kanunilik şartını sağlamadığı bir kez daha ortaya konulmuştur.
Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bakıldığında, bu karar, infaz kurumu idarelerinin mahpusların haberleşme ve aile hayatına saygı haklarına müdahale ederken mutlaka yasal sınırlara uyması gerektiğini göstermektedir. Özellikle kişisel verilerin korunması ve mahremiyetin sağlanması konularında yasal birer güvence mekanizması oluşturulmadan yapılan telefon dinlemelerinin ihlal sebebi sayılması, mevcut cezaevi uygulamalarının gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Mahkemelerin, idarenin soyut güvenlik veya salgın tedbiri gerekçelerini yeterli bulmayıp kanunilik denetimini sıkı tutmaları, ceza infaz hukukunda temel hakların korunması adına güçlü bir emsal oluşturmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Silivri 7 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan başvurucu, cezaevi idaresinin bazı uygulamalarından şikayetçi olarak infaz hâkimliğine başvurmuştur. Başvurucu; haftalık telefon görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alınmasından, bu görüşmelerde birden fazla kişiyle farklı numaralardan konuşamamaktan ve görüntülü görüşme imkânından faydalandırılmamaktan şikayet etmiştir. Ayrıca, üniversite ders kitaplarının salgın tedbirleri kapsamında 24 saat bekletildikten sonra kendisine teslim edilmesinin ve COVID-19 salgını nedeniyle açık ve kapalı görüş haklarının kısıtlanmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, bu uygulamaların kaldırılmasını, görüşlerin yaptırılmasını ve dinleme ile kayıt işlemlerine son verilmesini talep etmiştir. İnfaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin taleplerini reddetmesi üzerine süreç Anayasa Mahkemesine taşınmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen "özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı" ile 22. maddesinde yer alan "haberleşme hürriyeti" ilkelerine dayanmıştır. Ceza infaz kurumunda tutulmanın doğası gereği bu haklara bazı sınırlamalar getirilmesi normal kabul edilmekle birlikte, müdahalelerin mutlaka kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük kriterlerini taşıması gerekmektedir.
Hükümlü ve tutukluların ziyaret ya da görüş hakkı, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.83 kapsamında düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi yerleşik içtihatlarında, bu kanuni düzenlemenin idareye mahpusların ziyaret hakkını tamamen ortadan kaldırma veya engelleme konusunda açık ve genel bir yetki vermediğini vurgulamaktadır. Ziyaret haklarının kısıtlanmasının salt idari makamların kararlarına veya genelgelere dayanması, müdahalenin kanunilik unsurunu taşımaması anlamına gelmektedir.
Haberleşme hürriyeti bağlamında ise, mahpusların telefon görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alınması işleminin hukuki dayanağı, kaydedilen verilerin ne kadar süreyle saklanacağı, üçüncü kişilerin bu kayıtlara hangi şartlarda erişebileceği ve kişisel verilerin nasıl korunacağı hususlarında açık bir yasal düzenleme bulunmalıdır. Düzenleme olmaksızın ayrım gözetmeden tüm telefon görüşmelerinin sistematik olarak kaydedilmesi haberleşme özgürlüğünün ihlali kabul edilmektedir. Ayrıca, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca telefon görüşmelerinin tek numarayla yapılması kuralı, idarenin takdir yetkisi ve kurum güvenliğinin sağlanması kapsamında hukuka uygun değerlendirilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun iddialarını ayrı ayrı incelemiştir. İlk olarak COVID-19 salgını tedbirleri kapsamında başvurucunun ailesiyle olan açık ve kapalı görüş haklarının kısıtlanması değerlendirilmiştir. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün yazısı doğrultusunda mahpusların ziyaret hakkının kısıtlanmasına imkân veren açık bir yasal düzenleme bulunmadığı tespit edilmiştir. İdari kararlarla getirilen bu kısıtlamanın kanuni dayanağının olmaması sebebiyle, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına yapılan müdahale hukuka aykırı bulunmuştur.
İkinci olarak, başvurucunun haftalık telefon görüşmelerinin dinlenerek kaydedilmesi incelenmiştir. Mahkeme, idarenin bu uygulamasının mahkûmiyete konu suç veya infaz rejimi ayrımı gözetmeksizin tüm mahpuslara sistematik olarak uygulandığını belirlemiştir. Kaydedilen görüşmelerin saklanma süresi, üçüncü kişilerin erişimi ve kişisel verilerin korunması hususlarında açık bir kanuni düzenleme bulunmadığından, bu müdahale de kanunilik koşulunu sağlamamış ve haberleşme hürriyetinin ihlali olarak kabul edilmiştir.
Öte yandan, başvurucunun haftalık telefon hakkını birden fazla farklı numarayla kullanma talebi ve görüntülü görüşme hakkı verilmesi talepleri, idarenin kurum güvenliğini sağlama konusundaki takdir yetkisi ve mevcut teknik altyapı koşulları göz önüne alınarak açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. Ders kitaplarının salgın nedeniyle 24 saat bekletilerek verilmesi hususu da başvurucu açısından anayasal ve kişisel önemden yoksun bulunarak esastan reddedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.