Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Haci Abbas Savar Kararı 2022/5661 B.

Anayasa Mahkemesi Haci Abbas Savar Kararı 2022/5661 B.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında hükümlü veya tutuklu olarak bulunan kişilerin temel insan haklarından olan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının sınırlarını ve devletin bu konudaki pozitif yükümlülüklerini somutlaştırması açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mahpusların yakınlarının vefatı üzerine taziye törenlerine katılma taleplerinin, idare tarafından yalnızca genel ve soyut güvenlik gerekçeleriyle reddedilemeyeceğini net bir biçimde ortaya koymuştur. Kamu makamlarının, mahpusun taziye hakkını kullanabilmesi için gerekli güvenlik önlemlerini alma ve alternatif çözümler üretme konusunda daha aktif ve özenli bir tutum sergilemesi gerektiği vurgulanmıştır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/5661
Karar Tarihi 14.10.2025
Taraf Haci Abbas Savar
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Mahpusların taziye hakları güvence altındadır.
  • gavel Mazeret izni retlerinde somut gerekçe şarttır.
  • gavel Güvenlik riski alternatif tedbirlerle aşılmalıdır.
  • gavel Soyut iddialarla taziye izni engellenemez.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında hükümlü veya tutuklu olarak bulunan kişilerin temel insan haklarından olan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının sınırlarını ve devletin bu konudaki pozitif yükümlülüklerini somutlaştırması açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mahpusların yakınlarının vefatı üzerine taziye törenlerine katılma taleplerinin, idare tarafından yalnızca genel ve soyut güvenlik gerekçeleriyle reddedilemeyeceğini net bir biçimde ortaya koymuştur. Kamu makamlarının, mahpusun taziye hakkını kullanabilmesi için gerekli güvenlik önlemlerini alma ve alternatif çözümler üretme konusunda daha aktif ve özenli bir tutum sergilemesi gerektiği vurgulanmıştır.

Benzer davalardaki emsal etkisi düşünüldüğünde, bu karar ceza infaz kurumu idareleri ve Cumhuriyet Başsavcılıkları için bağlayıcı bir kılavuz niteliğindedir. İdarelerin, mazeret izni başvurularını değerlendirirken, mahpusun suç tipine veya genel kaçma şüphesi gibi soyut kavramlara sığınmak yerine, somut olayın koşullarına uygun, bireyselleştirilmiş ve yeterli gerekçeler sunması zorunlu hâle gelmiştir. Aksi takdirde, idarenin ret kararları doğrudan anayasal hak ihlali sonucunu doğuracaktır. Uygulamada, bu tür mazeret izni taleplerinin daha özenli, hızlı ve kolluk refakati gibi alternatif güvenlik tedbirleri gözetilerek değerlendirilmesi yönünde güçlü bir içtihat adımı atılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan başvurucu Haci Abbas Savar'ın annesi 1 Aralık 2021 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucu, annesinin Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde düzenlenecek olan taziyesine katılmak ve taziyeleri kabul etmek amacıyla kendisine izin verilmesi için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatta bulunmuştur.

Ancak Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olmak suçundan mahkûm edilmiş olmasını ve genel anlamda bir yurt dışına kaçma şüphesinin bulunmasını gerekçe göstererek bu talebi reddetmiştir. Başvurucu, annesinin taziyesine katılmasına izin verilmemesi nedeniyle ailesinin yaşadığı acıyı paylaşmasının engellendiğini ve mesnetsiz gerekçelerle talebinin reddedilmesinin anayasal haklarını zedelediğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve manevi tazminat talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı çerçevesinde değerlendirmektedir. Hükümlü ve tutukluların bu hakkına yönelik getirilen sınırlamalar, ceza infaz kurumunda tutulmanın doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olmakla birlikte, idarenin getirdiği bu kısıtlamaların hukuka uygun, meşru bir amaca dayalı ve mutlaka ölçülü olması gerekmektedir.

Mahpusların yakınlarının ölümü hâlinde mazeret izni verilmesi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.94 hükümleri ile düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi yerleşik içtihatlarında, cenaze ve taziye ziyaretlerinin aile bağları ile toplumsal kültürümüz yönünden taşıdığı büyük öneme dikkat çekerek, kanun koyucunun izin kapsamını yalnızca defin işlemiyle sınırlı tutmadığını, taziye ziyaretlerini de bu hak dâhilinde değerlendirdiğini kabul etmektedir.

Temel hukuk kuralları gereği, idarelerin bu tür izin taleplerini değerlendirirken belli bir takdir yetkisi bulunsa da, bu yetki mutlak ve sınırsız değildir. İdarenin temel görevi, ceza infaz kurumunun ve kamu düzeninin güvenliğini sağlamak ile hükümlünün veya tutuklunun aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir denge kurmaktır. Kamu makamları, yakını ölen mahpusun izin talebini somut olayın koşullarını göz önünde bulundurarak özenle incelemeli, eğer talep karşılanamıyorsa bunun altındaki zorunluluk hâllerini, somut güvenlik risklerini, alternatif koruma tedbirlerinin (örneğin yeterli personel görevlendirmesi yapılmasının) neden yetersiz kalacağını açık, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya koymalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun vefat eden annesinin taziye kabulüne katılma talebinin reddedilmesinin, doğrudan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına yönelik bir müdahale olduğunu tespit etmiştir. Müdahalenin, ceza infaz kurumu güvenliğinin sağlanması gibi meşru bir amaca dayandığı ve kanuni bir temelinin bulunduğu kabul edilse de, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkeleri açısından derinlemesine bir inceleme yapılması gerekmiştir.

İnceleme sonucunda, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen ret kararının yalnızca başvurucunun mahkûm olduğu suç tipine ve soyut bir yurt dışına kaçma şüphesine dayandırıldığı görülmüştür. Anayasa Mahkemesi, idarenin başvurucunun talebini karşılarken durumun gerektirdiği özeni göstermediğine, taziye izninin kullandırılabilmesi için gerekli personelin görevlendirilmesi veya ek güvenlik tedbirlerinin alınması gibi alternatif çözümleri hiçbir şekilde değerlendirmediğine dikkat çekmiştir.

Başvurucunun annesini kaybetmesinin ardından uzun süredir göremediği ailesiyle bir araya gelerek acısını paylaşmasının engellenmesinin doğurduğu derin üzüntü ve ruhsal yıpranma göz önüne alındığında, Başsavcılığın ret gerekçeleri son derece yetersiz bulunmuştur. Başsavcılık kararında, başvurucunun bireysel çıkarları ile kamunun güvenlik çıkarları arasında kurulması gereken adil dengeyi sağlayacak, tatmin edici ve somut unsurlar ortaya konulamamıştır. İdare, mazeret izninin verilmesi hâlinde ne tür somut ve bertaraf edilemez bir güvenlik zafiyetinin doğacağını kanıtlayamamış, standart ifadelerle temel bir anayasal hakkın özünü zedelemiştir. Bu tutum, mahpusun ailesine destek olma ve taziyeleri kabul etme imkânından bütünüyle mahrum kalmasına yol açmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvurucuya 20.000 TL manevi tazminat ödenmesi talebini kabul etmiştir.

Cezaevindeyim, annemin taziyesine gitmeme izin vermediler, bu yasal mı? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, ceza infaz kurumunda bulunmanız taziye hakkınızın engellenmesi için tek başına yeterli değildir. İdare, talebinizi reddederken genel ve soyut ifadelere sığınamaz; somut güvenlik risklerini ve bu riskleri aşacak alternatif güvenlik önlemlerinin neden yetersiz kalacağını açıkça ortaya koymak zorundadır. Aksi takdirde, bu karar anayasal bir hak olan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlali sonucunu doğurur.
Terör suçundan yatıyorum, kaçma şüphesi denilerek cenaze iznim iptal edilebilir mi? expand_more
Hayır, sadece mahkûm olduğunuz suçun tipine veya soyut bir yurt dışına kaçma şüphesine dayanılarak mazeret izni talebiniz hukuka uygun bir şekilde reddedilemez. Anayasa Mahkemesi, bu tür soyut iddialara sığınılarak taziye izninin engellenmesini hak ihlali kabul etmektedir. İlgili makamlar, talebi reddetmeden önce mutlaka kolluk refakati veya ek güvenlik personeli görevlendirilmesi gibi alternatif güvenlik tedbirlerini değerlendirmekle yükümlüdür.
Cezaevi yönetimi güvenlik riskini bahane ederek izin talebimi reddedebilir mi? expand_more
İdarenin, kurum ve kamu güvenliğini sağlamak amacıyla izinleri değerlendirirken belli bir takdir yetkisi bulunsa da, bu yetki mutlak ve sınırsız değildir. Ret kararı verilebilmesi için güvenlik riskinin somut ve bertaraf edilemez nitelikte olduğunun kanıtlanması gerekir. Yeterli personel görevlendirmesi yapılarak çözülebilecek konularda standart ifadelerle hakkın engellenmesi hukuka aykırıdır.
Yakınımın taziyesine gidemediğim için idareden tazminat alabilir miyim? expand_more
Evet, mazeret izni talebinizin haksız, soyut ve somut bir güvenlik gerekçesi gösterilmeden reddedilmesi durumunda Anayasa Mahkemesine başvurarak manevi tazminat talep edebilirsiniz. Emsal içtihatlarda, mahpusun uzun süredir göremediği ailesiyle bir araya gelip acısını paylaşmasının haksız yere engellenmesinin yarattığı derin üzüntü gözetilmiş ve ihlal kararıyla birlikte başvuruculara tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir