Anasayfa Karar Bülteni AYM | Hüseyin Kara | BN. 2020/4406

Karar Bülteni

AYM Hüseyin Kara BN. 2020/4406

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/4406
Karar Tarihi 27.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların çocuklarıyla iletişim kurması güvence altına alınmalıdır.
  • Görüşme günleri çocuğun üstün yararına göre düzenlenmelidir.
  • Aile bağlarının sürdürülmesi devletin pozitif yükümlülüğüdür.
  • Hafta sonu görüşme talebinin reddi somut gerekçelendirilmelidir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların dışarıdaki aile bireyleriyle, bilhassa okul çağındaki çocuklarıyla olan iletişim haklarının anayasal sınırlarını ve idarenin bu konudaki yükümlülüklerini son derece net bir biçimde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, ebeveynin cezaevinde bulunmasının, özellikle eğitim gören çocuklarla olan aile bağlarının kopmasına zemin hazırlamaması gerektiğini, idarenin bu bağların canlı tutulabilmesi için esnek ve aktif bir tutum sergilemek zorunda olduğunu vurgulamaktadır. Mahpusların öğrenim gören çocuklarıyla telefon görüşmesi yapabilmeleri için bu görüşme günlerinin okul saatleri dışına, yani hafta sonuna alınması yönündeki haklı taleplerinin, makul ve somut bir güvenlik gerekçesi gösterilmeden sadece kurumun idari işleyişi öne sürülerek reddedilmesi, aile hayatına saygı hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu karar, cezaevi idarelerinin ve kararları denetleyen infaz hâkimliklerinin idari tasarruflarında "çocuğun üstün yararı" ilkesini tartışılmaz bir merkeze almalarını zorunlu kılmaktadır. Kararla birlikte, idarelerin "personel yetersizliği" veya "soyut güvenlik zafiyeti" gibi genel geçer ve klişeleşmiş mazeretlere sığınarak hükümlülerin aileleriyle iletişim kurma haklarını fiilen kullanılamaz hâle getiremeyecekleri kesin bir içtihat altına alınmıştır. Önümüzdeki süreçte ceza infaz kurumlarının, mahpusların eğitim çağındaki çocuklarıyla düzenli görüşebilmeleri için hafta sonu telefon görüşmesi veya benzeri alternatif çözümleri hayata geçirmeleri yasal bir zorunluluk olarak karşılarına çıkacak; aksi yöndeki her kısıtlayıcı işlem, devletin aile hayatını korumaya yönelik pozitif yükümlülüklerinin ihlali sayılacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı Ereğli (Konya) T Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü statüsünde cezasını infaz etmektedir. Başvurucunun eşi de kendisiyle aynı suçtan aynı ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunmaktadır. Çiftin dışarıda, ikisi ilköğretim çağında biri ise anaokuluna devam eden üç çocuğu vardır.

Uyuşmazlık, ceza infaz kurumu idaresinin personel yetersizliği ve güvenlik risklerini gerekçe göstererek tutuklu ve hükümlülerin telefonla görüşme haklarını hafta sonundan hafta içine almasıyla başlamıştır. Kurum, başvurucunun telefon görüşme saatini hafta içi çarşamba günleri mesai saatleri içine denk gelecek şekilde planlamıştır. Başvurucu, çocuklarının hafta içi okula gittiklerini, bu nedenle belirlenen saatlerde onlarla telefonla dahi görüşmesinin fiilen imkânsız hâle geldiğini belirterek telefon görüşme gününün tekrar hafta sonuna alınmasını talep etmiştir. Cezaevi idaresinin ve itiraz mercii olan infaz hâkimliğinin bu masum ve insani talebi reddetmesi üzerine başvurucu; çocuklarıyla temasının koptuğunu, aile bağlarının zedelendiğini belirterek aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yargısal süreci Anayasa Mahkemesine taşımıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarındaki iletişim ve görüşme haklarına dair uyuşmazlıkları değerlendirirken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 (Özel hayatın gizliliği ve korunması) ile Anayasa m.41 (Ailenin korunması ve çocuk hakları) hükümlerini hukuki dayanak olarak ele almaktadır. Bu anayasal düzenlemeler, ebeveynin nerede bulunursa bulunsun çocuklarıyla bütünleşmesinin ve sağlıklı bir iletişim kurmasının sağlanmasını devlete bir ödev olarak yüklemekte; kamusal makamların bu amaca uygun pozitif tedbirler alma zorunluluğunu ortaya koymaktadır.

Modern infaz hukukunun temel prensiplerine göre, hükümlü ve tutukluların hürriyetlerinden yoksun bırakılmaları, hapis cezasının doğal bir sonucu olarak pek çok temel hakkın sınırlandırılmasını zorunlu kılsa da, bu durum mahpusların insan onuruna yaraşır bir şekilde aileleriyle temasını sürdürmelerine engel olamaz. Devlet, cezaevi idareleri aracılığıyla hükümlü ve tutukluların aileleriyle bağlarını koparmayacak, aksine destekleyecek ve sosyalleşmelerini teşvik edecek makul ve pratik tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu tedbirler alınırken uluslararası çocuk hakları sözleşmelerinin de emrettiği "çocuğun üstün yararı" ilkesi her türlü idari ve yargısal işleme yön vermelidir.

Yerleşik yüksek mahkeme içtihatları, ceza infaz kurumunun asayişini sağlama, kamu düzenini koruma ve yeni suçların işlenmesini önleme gibi son derece meşru kamusal amaçlar ile bireyin aile hayatına saygı hakkı arasında makul ve adil bir denge kurulmasını şart koşmaktadır. İdare, telefonla görüşme hakkını planlarken ebeveyn ve çocuğun fiilen iletişim kurabileceği esnek alternatifleri göz önünde bulundurmalı; eğer bu hakkı sınırlandıran veya kullanılmasını pratik olarak imkânsız kılan bir idari karar alıyorsa, bunu mutlak surette somut, kanıtlanabilir ve ikna edici güvenlik gerekçeleriyle desteklemelidir. Soyut personel eksikliği argümanı, tek başına anayasal bir hakkın özünün zedelenmesi için yeterli ve hukuki bir temel teşkil edemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayın incelenmesinde öncelikle ceza infaz kurumu İdare ve Gözlem Kurulu kararı ile infaz hâkimliğinin ret gerekçelerini mercek altına almıştır. İdare, telefon görüşmelerinin hafta sonundan hafta içine alınması kararını, kurum mevcudunun kapasitenin üzerinde olmasına, yüksek güvenlikli birimlerin varlığına ve personel sayısındaki yetersizliğe dayandırarak, hafta sonu yapılacak görüşmelerin kurum güvenliği açısından risk doğuracağını öne sürmüştür. İnfaz hâkimliği de söz konusu kararın idarenin takdir yetkisi ve kurumun iç işleyişi kapsamında hukuka uygun olduğunu belirterek itirazı reddetmiştir.

Ancak yüksek mahkeme, başvurucunun ikisi ilköğretim biri anaokulu çağında olmak üzere örgün eğitime devam eden çocukları olduğu gerçeğinin idari makamlar ve yargı mercileri tarafından tamamen göz ardı edildiğini tespit etmiştir. Çocukların hafta içi mesai saatleri içinde okulda bulunmaları nedeniyle, kendilerine sunulan bu saat aralığında babalarıyla telefonla dahi görüşemeyecekleri oldukça açıktır. Dosya kapsamında, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün daha önce tüm kurumlara gönderdiği yazılı görüşe de atıf yapılmıştır. Bu yazıda, öğrenim gören çocukların cezaevindeki aile bireyleriyle hafta içi görüşemedikleri açıkça vurgulanmış ve çocukların yüksek menfaati gereği bu görüşmelerin hafta sonu gerçekleştirilmesinin yararlı olacağı kurumlara bildirilmiştir.

Buna rağmen, derece mahkemelerinin kararlarında "çocuğun üstün yararı" ilkesi ile başvurucunun aile hayatına saygı hakkının korunması zorunluluğu arasında adil bir dengeleme yapılmamıştır. Mahkeme, hafta sonu telefon görüşmesi uygulamasının somut olay bağlamında kurum güvenliğini ne şekilde ve ne ölçüde tehlikeye düşüreceği hususunda yetkili makamlarca tatmin edici, somut ve yeterli hiçbir gerekçe sunulmadığını saptamıştır. İdarenin ve yargı mercilerinin, başvurucunun çocuklarının özel ve istisnai eğitim durumunu dikkate almayan bu aşırı katı tutumu, ebeveyn ile çocukları arasında sağlıklı bir kişisel ilişki ve aile bağı kurulmasını ciddi ve orantısız ölçüde zorlaştırmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ve tespit edilen bu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar vermiş, ayrıca başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: