Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ferhat Arslaner ve Gürkan Ekicikol | BN....

Karar Bülteni

AYM Ferhat Arslaner ve Gürkan Ekicikol BN. 2020/11153

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/11153
Karar Tarihi 12.03.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların çocuklarıyla görüşme hakkı gözetilmelidir.
  • Görüş günleri çocukların eğitimine göre ayarlanmalıdır.
  • Aile bağlarının sürdürülmesi devletin pozitif yükümlülüğüdür.
  • Kısıtlamalarda çocuğun üstün yararı dikkate alınmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında cezalarını infaz etmekte olan tutuklu ve hükümlülerin aile hayatına saygı hakkının, bilhassa çocuklarıyla olan iletişimlerinin korunması bağlamında oldukça büyük bir hukuki önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, ebeveynin cezaevinde bulunmasının çocuklarıyla olan bağını koparmaması gerektiğini, bilakis devletin bu bağın sürdürülmesi için gerekli pozitif yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmek zorunda olduğunu net bir çerçevede ortaya koymuştur. Karar, infaz kurumu idarelerinin rutin güvenlik endişeleri ve personel mazeretlerinin, anayasal bir hak olan aile birliğinin korunması ile çocuğun üstün yararı ilkelerinin kesinlikle önüne geçemeyeceğini göstermektedir. Hürriyeti bağlayıcı cezaların infazı sırasında dahi insan onuru ve aile bağları korunmalıdır.

Benzer davalarda ve ceza infaz kurumlarının günlük uygulamalarında bu kararın emsal etkisi son derece güçlü olacaktır. İdareler ve infaz hâkimlikleri, mahpusların örgün öğrenim gören çocuklarıyla görüşebilmeleri için yaptıkları hafta sonu görüş veya telefon izni taleplerini reddederken, sadece genel geçer asayiş problemleri ve personel yetersizliği gibi soyut gerekçelere sığınamayacaktır. İdarece alınacak her kısıtlama karında, kurumun iç güvenliğinin somut olarak nasıl tehlikeye düşeceğinin ikna edici ve davaya özgü ilgili gerekçelerle açıklanması zorunlu hâle gelmiştir. Bu durum, mahpus hakları ile çocuk haklarının kesiştiği noktada idari uygulamalara ciddi bir standart getirmekte ve keyfi idari kararların yargı denetiminden dönmesini garantilemektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan farklı ceza infaz kurumlarında cezalarını infaz etmekte olan başvurucular, okul çağında olan ve örgün eğitimlerine devam eden çocuklarıyla hafta içi günlerde ve mesai saatlerinde iletişim kuramadıklarını belirterek kurum idarelerine resmî başvuruda bulunmuşlardır. Çocuklarının eğitimlerinin aksamaması, psikolojik gelişimlerinin zedelenmemesi ve aile bağlarının kopmaması amacıyla, açık/kapalı görüş ile telefonla görüşme günlerinin hafta sonuna veya okul saatleri dışına alınmasını talep etmişlerdir.

İnfaz kurumu idareleri ve ilgili infaz hâkimlikleri ise pandemi koşullarını, personel yetersizliğini, hafta sonu çalışma mesaisinin yaratacağı yoğunluğu ve kurumsal güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu masumane talepleri reddetmiştir. Başvurucular, çocuklarıyla görüşememeleri sebebiyle mağdur edildiklerini, idarenin genel geçer idari gerekçelerle taleplerini geri çevirdiğini ve bu durumun başta aile hayatına saygı hakkı olmak üzere anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek nihai olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 kapsamında güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.41 kapsamında korunan ailenin korunması ve çocuk hakları kurallarına dayanmıştır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, ebeveynin çocuklarıyla bütünleşmesinin sağlanması amacıyla idareden çeşitli tedbirler alınmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Kamusal makamların da bu tür tedbirleri almak hususunda pozitif bir yükümlülüğü mevcuttur. Mahkemeler, idari makamlar ve yasama organı tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde "çocuğun üstün yararının gözetilmesi" temel esastır. Aile ilişkilerinin kesintisiz sürdürülmesini sağlayacak şekilde esnek hareket edilmesi, devletin en temel anayasal görevlerinden biridir.

Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumunda bulunmaları nedeniyle bazı temel haklarının sınırlandırılması, tutulmanın ve ceza infazının kaçınılmaz bir sonucu olsa da, ceza infaz kurumu idaresi hükümlü ve tutukluların ailesiyle temasını en üst düzeyde sağlayacak alternatif tedbirler almak zorundadır. Bu idari tedbirler alınırken çocuğun yüksek yararı gözetilerek; kamu düzeni ile suç işlenmesinin önlenmesi amacı ve aile hayatına saygı hakkı arasında mutlak surette adil bir denge sağlanmalıdır. Bu denge idarece kurulurken, getirilecek kısıtlamalara ilişkin ikna edici, somut ve yeterli nitelikte gerekçeler ortaya konulması zorunludur. Telefonla görüşme hakkı konusunda tespit edilen bu evrensel ve anayasal ilkeler, açık ve kapalı görüşlerin çocuk ve ebeveynin aile bağlarını sürdürecek şekilde temas etmesini sağlaması bakımından da aynen geçerliliğini korumaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların özel durumunu incelerken öncelikle çocuklarının örgün eğitime devam ettiğini ve açık/kapalı görüş ile telefonla görüşme hakkının yalnızca hafta içi günlerde kullandırılması nedeniyle çocuklarıyla fiilen görüşemedikleri hususunda hiçbir tereddüt bulunmadığını saptamıştır. Ortada böylesine somut ve aile bütünlüğünü sarsan bir mağduriyet mevcutken, idari makamların ve yargısal mercilerin verdikleri ret kararlarının hukuki gerekçeleri derinlemesine irdelenmiştir.

İnfaz hâkimlikleri, başvurucuların taleplerini reddederken genel olarak personel sayısındaki azlık, hafta sonu çalışan personelin hafta içi izin kullanmasının yaratacağı idari zafiyet, ceza infaz kurumu mevcudunun yoğunluğu ve güvenlik önlemlerinin aksayabileceği gibi rutin ve somut olmaktan uzak soyut idari mazeretlere dayanmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu makamların başvurucuların taleplerini değerlendirirken "çocuğun üstün yararını" hiçbir şekilde göz önüne almadığını ve aile ilişkilerinin devamlılığını sağlayacak yönde proaktif bir yaklaşım sergilemediklerini kuvvetle vurgulamıştır.

Yargısal ve idari kararlarda, telefonla görüşme ve ziyaret gününün hafta sonu veya okul saatleri dışına ayarlanmasının infaz kurumunun iç güvenliğini somut olarak ne şekilde ve ne boyutta tehlikeye düşüreceğine yönelik ilgili, yeterli ve ikna edici bir gerekçeye yer verilmemiştir. Sadece genel asayiş ve güvenlik risklerinden bahsedilmesi, anayasal bir temel hak olan aile hayatına saygı hakkının kısıtlanabilmesi için yeterli görülmemiştir. İdarenin kendi kapasite ve personel planlamasını, mahpusların en temel anayasal haklarını ihlal etmeyecek ve aile bağlarını zedelemeyecek şekilde rasyonel olarak organize etmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu sebeple, aile hayatına saygı hakkı bakımından devletten beklenen pozitif yükümlülüklerin somut olayda yerine getirilmediği kesin bir kanaatle tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvurucuların manevi tazminat taleplerini kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: