Anasayfa Karar Bülteni AYM | Arif Çiçektakan ve Diğerleri | BN....

Karar Bülteni

AYM Arif Çiçektakan ve Diğerleri BN. 2020/13428

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/13428
Karar Tarihi 12.03.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırma bedelinde enflasyon farkı telafi edilmelidir.
  • Geciken ödemelerde değer kaybı orantısız külfettir.
  • Mülkiyet hakkı eksik ödemeyle ihlal edilemez.
  • Gerçek bedel ile ödenen bedel dengeli olmalıdır.

Bu karar, kamulaştırma süreçlerinde vatandaşlara ödenen bedellerin yargılama aşamalarında yaşanan uzun gecikmeler sebebiyle enflasyon karşısında erimesinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, idarenin hukuki süreçler neticesinde fazladan ödendiği gerekçesiyle geri aldığı ancak sonradan Yargıtay kararıyla tekrar vatandaşa ödenmesi kesinleşen bedelin, yıllar sonra ve hiçbir faiz işletilmeksizin ödenmesini mülkiyet hakkına çok ağır bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Kamulaştırma bedelinin ilk tespiti ile fiili nihai ödeme tarihi arasında geçen süredeki değer kaybının karşılanmaması, mülk sahibi vatandaş üzerinde oldukça şahsi ve olağan dışı bir ekonomik külfet yaratmaktadır.

Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça güçlü ve yol göstericidir. Zira kamulaştırma bedellerinin tespiti ve tescili davalarında olağan kanun yollarının uzaması uygulamada sık rastlanan bir durumdur. Bu güncel karar, yerel mahkemeler ve istinaf mercileri tarafından verilen kararların sonradan bozulmasıyla ortaya çıkan lehe bedel farklarının, ilk iade tarihi ile nihai ödeme tarihi arasındaki enflasyon verileri sıkıca gözetilerek güncellenmesi gerektiğine kesin olarak işaret etmektedir. Uygulamada, idarelerin eksik kalan veya iade alıp yıllar sonra tekrar ödemek zorunda kaldıkları meblağları sadece yasal faiziyle veya faizsiz şekilde ödemesinin doğrudan mülkiyet hakkı ihlaline yol açacağı net bir şekilde ortaya konulmuştur. Böylelikle vatandaşın mülkiyet hakkının, kamu yararı bahanesiyle ve enflasyonun yıkıcı etkisi altında orantısız bir şekilde sınırlandırılamayacağı prensibi güçlü bir biçimde pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvuruculara ait olan Adana ilindeki bir taşınmazın belirli bir kısmı, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yol yapımı ve emniyet sahası oluşturulması amacıyla kamulaştırılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından yargılama sonucunda belirlenen yüksek kamulaştırma bedeli, idarece başvuruculara eksiksiz ödenmiş; ancak daha sonra yapılan istinaf incelemesinde bu bedel önemli ölçüde düşürüldüğü için aradaki yüksek fark idareye geri iade edilmiştir. Sonrasında dosyanın Yargıtay incelemesinden geçmesi ve Yargıtay'ın istinaf kararını bozmasıyla ilk belirlenen yüksek bedel yeniden geçerli hale gelmiştir. İdare, daha önce iade aldığı bedeli yaklaşık otuz beş ay sonra faizsiz olarak başvuruculara geri ödemiştir. Başvurucular, iade edip yıllar sonra geri aldıkları bu tutarın faiz işletilmeksizin ödenmesi nedeniyle enflasyon karşısında büyük bir değer kaybına uğradığını, kamulaştırma bedelinin fiilen eksik ödendiğini belirterek mülkiyet haklarının ağır şekilde ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına kamulaştırma yoluyla yapılan müdahalenin ölçülü ve adil olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike eksiksiz olarak ödenmesi gerektiğini yerleşik içtihatlarında sıklıkla benimsemiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 uyarınca güvence altına alınan mülkiyet hakkı, ancak kamu yararı amacıyla ve mutlaka kanunla sınırlandırılabilir. Kamulaştırma işlemleri doğası gereği maliki mülkten yoksun bırakma niteliği taşıdığından, malike ödenecek bedelin her koşulda hakkaniyete uygun olması zorunludur.

Ödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile fiili ödeme tarihi arasında geçen dönemde gerçekleşen yüksek enflasyon nedeniyle taşınmaz bedelinin hissedilir derecede değer kaybetmemesi Anayasal bir gerekliliktir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri çerçevesinde yürütülen bedel tespiti ve tescil davalarında, ödenen tutarların enflasyonun yıpratıcı etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi idare için temel bir zorunluluktur. Kamulaştırma tarihi ile gecikmeli ödeme tarihi arasında geçen sürede ortaya çıkan ve hesaplanabilen hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faiz veya enflasyon farkı uygulanması, kamulaştırma bedelinin alım gücünü yitirmesini önleyen en temel hukuki araçtır.

Mahkemelerin ve ilgili idarelerin, kamulaştırma bedellerini güncel makroekonomik ve enflasyon verilerine göre titizlikle güncelleyerek malikin rızası dışında maruz kaldığı ekonomik yükü adil bir şekilde dengelemesi gerekmektedir. Aksi yönde yapılacak bir uygulama, elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi açıkça malik aleyhine bozacak ve doğrudan mülkiyet hakkının özüne dokunan orantısız bir müdahale anlamına gelecektir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen somut uyuşmazlıkta, kamulaştırma bedelinin uzun yargılama süreçleri neticesinde geç ödenmesinden kaynaklanan enflasyon farkı ve değer kaybı iddialarını detaylı bir şekilde incelemiştir. Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu olayda malik konumundaki başvuruculara mahkeme kararıyla başlangıçta 628.127,03 TL kamulaştırma bedeli ödendiğini, ancak istinaf mahkemesinin daha düşük bir bedel belirleyen kararı üzerine bu bedelin 92.698 TL'sinin idareye zorunlu olarak iade edildiğini tespit etmiştir. Daha sonra Yargıtay'ın hukuka aykırılık tespit eden bozma kararı neticesinde ilk belirlenen bedelin kesinleştiği ve idareye daha önce iade edilen 92.698 TL'nin faiz dahi işletilmeksizin yaklaşık otuz beş ay gibi uzun bir süre sonra başvuruculara tekrar ödendiği anlaşılmıştır.

Yapılan kapsamlı incelemede, idareye iade edilen tutarın yargısal süreçler tamamlanıp başvuruculara geri ödendiği tarihe kadar geçen süre zarfında Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre enflasyon karşısında çok önemli ölçüde değer kaybına uğradığı gözlemlenmiştir. Mülkiyet hakkı kapsamında korunan bu alacağın, enflasyonun yıkıcı ekonomik etkilerine karşı hiçbir şekilde korunmaksızın, salt nominal değeri üzerinden geç ödenmesi maliklerin mağduriyetini ortadan kaldırmamıştır.

Anayasa Mahkemesi, başvuruculara yapılan son ödemenin dava tarihi ile fiili ödeme tarihi arasındaki yüksek enflasyon oranları dikkate alınmaksızın gerçekleştirildiğini ve bu nedenle taşınmazın gerçek kamulaştırma bedelinin eksik ödendiğini belirtmiştir. Yaşanan bu yüksek değer kaybının miktarı ve toplam bedele oranı dikkate alındığında, başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği gayet açıktır.

Bu bağlamda, kamulaştırma yoluyla elde edilmek istenen kamu yararı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında gözetilmesi elzem olan adil dengenin, başvurucular aleyhine ağır bir şekilde bozulduğu ve müdahalenin ölçüsüz olduğu kanaatine varılmıştır. Meydana gelen bu orantısız müdahale neticesinde mülkiyet hakkının anayasal güvenceleri gerektiği gibi sağlanamamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: