Karar Bülteni
AYM Ali Kemal Yılmaz BN. 2021/3940
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü |
| Başvuru No | 2021/3940 |
| Karar Tarihi | 23.10.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Mahpusların ailesiyle teması hızlıca sağlanmalıdır.
- Tesis yetersizliği, aileyle iletişimi engellemeye gerekçe olamaz.
- Çocuğun üstün yararının gözetilmesi vazgeçilmezdir.
- Mahpus eşlerin çocuklarıyla eş zamanlı görüşmesi haktır.
Bu karar, aynı ceza infaz kurumu yerleşkesinde bulunan mahpus eşlerin, çocuklarıyla aynı anda ve birlikte görüşme yapma taleplerinin reddedilmesinin, anayasal bir hak olan aile hayatına saygı hakkının açık bir ihlali anlamına geldiğini hukuken tescillemektedir. Devletin, mahpusların aileleriyle temasını sürdürmesi için gerekli önlemleri alma konusundaki pozitif yükümlülüğü vurgulanmış, teknik veya fiziki yetersizliklerin bu temel hakkın kısıtlanmasına meşru bir mazeret oluşturamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Benzer davalar açısından bu karar, ceza infaz kurumu idarelerinin ve infaz hâkimliklerinin, aile görüşlerine ilişkin talepleri değerlendirirken idari şekilcilikten uzaklaşarak çocuğun üstün yararını merkeze almaları gerektiğini göstermesi bakımından son derece güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Uygulamada, kamu otoritelerinin mahpusların aile bütünlüğünü koruyacak asgari iletişim şartlarını sağlamakla yükümlü olduğu ve idari kararlarda somut değerlendirmeler yapılmadan bu tür masumane taleplerin reddedilemeyeceği ilkesi sağlamlaştırılmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Aydın E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu, kendisiyle aynı cezaevi yerleşkesinde mahpus olan eşi ve ziyaretlerine gelen çocuklarıyla hep birlikte, aynı anda görüşme yapabilmek amacıyla talepte bulunmuştur. Cezaevi idaresinin ve infaz hâkimliğinin bu ortak görüşme talebine izin vermemesi üzerine hukuki süreç başlamıştır.
Başvurucu, çocuklarıyla eş zamanlı görüşememesinin veya eşiyle görüşürken çocuklarıyla görüşememesinin aile bütünlüğüne ağır zarar verdiğini ve idarenin bu tutumuyla çocuklarının menfaatlerini dikkate almadığını ileri sürmüştür. Ortak görüşmeye izin verilmemesi uygulamasının mevcut mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle yerel makamlarca reddedilmesi ve itirazların da sonuçsuz kalması üzerine başvurucu, aile hayatına saygı hakkının zedelendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve uğradığı manevi tahribatın tazminini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 20 kapsamında güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 41 çerçevesinde düzenlenen ailenin korunması ve çocuk hakları hükümlerini temel inceleme alanı yapmıştır.
Mahkeme, yerleşik içtihat prensipleri gereğince, hukuka uygun bir tutulmadan kaynaklanan kaçınılmaz sonuçlar nedeniyle aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılmasını doğal karşılamakla birlikte, devletin mahpusların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek proaktif önlemleri almasının bir pozitif yükümlülük olduğunun altını çizmiştir.
Süleyman Kurt emsal kararına atıf yapan Yüksek Mahkeme, devletin aile hayatına saygı hakkının gereklerini mümkün olan ilk fırsatta yerine getirmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı bir şekilde yeniden sağlanması gerektiğini belirtmiştir. Birtakım teknik ya da fiziki olanakların bulunmaması, mahpusun ailesiyle asgari şekilde iletişim ve temas kuramamasına mazeret olarak gösterilemez. Devlet bu asgari iletişimin sağlanması konusundaki yükümlülüğünü, elindeki uygun vasıtalar aracılığıyla eksiksiz bir biçimde yerine getirmekle görevlidir. İdare tarafından tesis edilen tüm işlem ve eylemlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi doktriner ve anayasal bir zorunluluktur. Aynı ceza infaz kurumu yerleşkesinde tutulan eşlerin küçük yaştaki çocuklarıyla aynı anda görüşebilmelerine ilişkin talep, kamusal makamlarca katlanılması ve yerine getirilmesi gereken makul bir külfet olup reddedilmesi ihlal sebebidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun hem kendisiyle aynı ceza infaz kurumu yerleşkesinde mahpus olarak bulunan eşiyle hem de çocuklarıyla aynı anda görüşme yapma talebinin, idari ve yargısal makamlarca hiçbir somut durum değerlendirmesi yapılmaksızın reddedildiğini tespit etmiştir. Ret gerekçesi olarak sadece uygulamanın ilgili mevzuata uygun olduğunun soyut bir biçimde belirtilmesi yetersiz bulunmuştur.
Kararda, başvurucunun eşi ve çocuklarıyla ortak görüşme talebi değerlendirilirken, infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi tarafından çocukların üstün yararının neyi gerektireceği hususunda hiçbir inceleme yapılmadığı vurgulanmıştır. Talebin, ailenin mevcut koşulları ve çocukların psikolojik ihtiyaçları göz önüne alınmadan reddedilmesi, çocukların ailesiyle olan temasının yeterli şekilde sağlanması bağlamında devlete yüklenen pozitif yükümlülüklere açık bir aykırılık oluşturmaktadır. Devletin aynı yerleşkede bulunan ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte görüşebilmesini sağlayacak asgari fiziksel şartları organize etmesi gerekmektedir.
Çocukların üstün yararı dikkate alınmadan ilgisiz ve yetersiz gerekçelerle verilen kararların, aile hayatına saygı hakkının gerektirdiği anayasal güvencelerin oldukça gerisinde kaldığı saptanmıştır. Başvurucunun yargılama sürecinde tahliye olması sebebiyle yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar kalmamış olsa da, aile bütünlüğüne yapılan bu orantısız müdahalenin sonuçlarının telafi edilmesi amacıyla manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.