Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ali Fuat Bayındır | BN. 2021/13688

Karar Bülteni

AYM Ali Fuat Bayındır BN. 2021/13688

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/13688
Karar Tarihi 18.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpus başına asgari üç metrekare alan sağlanmalıdır.
  • Kişisel alan hesabına banyo ve tuvalet dâhil edilmez.
  • Aşırı kalabalıklaştırma kötü muamele yasağının ihlalidir.
  • Alan eksikliği güçlü bir ihlal karinesi oluşturur.
  • Ayrımcılık iddiaları somut delillerle ispatlanmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarındaki aşırı kalabalıklaşma sorununun insan onuru bağlamında değerlendirilmesi açısından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Mahkeme, kişi başına düşen asgari zemin alanının üç metrekarenin altına düşmesi hâlinde kötü muamele yasağının ihlal edildiğine dair güçlü bir karine oluştuğunu bir kez daha açıkça vurgulamıştır. Özellikle küresel salgın gibi olağanüstü durumların veya sistemsel kapasite yetersizliklerinin, idareye insan onurunu zedeleyici uygulamalar bağlamında meşru bir mazeret sağlayamayacağı net bir şekilde ortaya konulmuştur. Karar, mahpusların kişisel alanının sadece yatakhane kısmıyla sınırlı kalmayıp ortak yaşam alanları ve havalandırma koşullarıyla birlikte ele alınarak bütüncül bir yaklaşımla hesaplanması gerektiğini kanıtlamaktadır.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar, infaz kurumu idarelerinin kapasite planlaması yaparken mahpusların asgari yaşam alanı standartlarına uymasını kesin bir şekilde zorunlu kılmaktadır. Kişisel alan eksikliğinin kısa süreli ve istisnai olmadığı durumlarda, idarenin doğacak manevi zararlardan doğrudan sorumlu tutulacağı içtihatla pekiştirilmiştir. Uygulamada, tutuklu ve hükümlülerin barınma koşullarına ilişkin şikâyetlerin infaz hâkimliklerince salt idari gereklilikler veya mücbir sebepler öne sürülerek şeklen reddedilmesinin önüne geçilmesi hedeflenmekte; yargısal makamlara bu tür şikâyetleri daha titiz ve olay bazlı somut ölçümlerle inceleme ödevi yüklenmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Ali Fuat Bayındır, tutuklu ve hükümlü olarak bulunduğu İzmir 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kapasitenin çok üzerinde kalabalık odalarda barındırıldığı iddiasıyla cezaevi idaresine ve infaz hâkimliğine başvurmuştur. Başvurucu, on dört kişilik resmî kapasitesi olan odalarda yirmi yedi kişiye kadar çıkan sayılarda mahpusla birlikte tutulduğunu, ranzaların yetersizliği nedeniyle aylarca yerde yatmak zorunda kaldığını, tuvalet ve banyo imkânlarının yetersiz kaldığını ve kişisel yaşam alanının aşırı derecede daraldığını ifade etmiştir. İnfaz hâkimliği başvurucunun talebini haklı bularak iyileştirme kararı vermişse de, savcılığın itirazı üzerine ağır ceza mahkemesi idarenin salgın tedbirleri ve kapasite zorunlulukları gerekçeleriyle bu kararı kaldırmıştır. Bunun üzerine başvurucu, kötü muamele yasağının ve kendisinin bulunduğu suç grubuna ayrımcılık yapıldığı gerekçesiyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesinden ihlal tespiti ve tazminat talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ile kötü muamele yasağı ilkelerine dayanmıştır. İnsan onurunun korunmasını merkeze alan bu yasak mutlak nitelikte olup, herhangi bir istisnası kabul edilmemekte ve savaş veya olağanüstü hâllerde dahi kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması kesin olarak yasaklanmaktadır.

Mahkeme, aşırı kalabalıklaşma ve kişisel alan eksikliğine ilişkin temel standartları belirlerken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve kendi yerleşik içtihatlarına, özellikle de yerleşik Cengiz Yetgin ve Levent Cantekin kararlarına atıf yapmıştır. Bu içtihat prensiplerine göre, çok kişilik odalarda her bir mahpus için en az üç metrekare net zemin alanı sağlanması zorunludur. Kişisel yüzey alanı hesaplanırken banyo ve tuvalet gibi sıhhi tesisler ile havalandırma bahçesi bu hesaba dâhil edilmez, ancak mobilyaların kapladığı alan zemin hesabına dâhil edilir.

Eğer bir mahpusun kişisel alanı üç metrekarenin altına düşüyorsa, bu durum tek başına kötü muamele yasağının ihlal edildiğine dair güçlü bir karine oluşturur. Bu ihlal karinesinin çürütülebilmesi için alan eksikliğinin çok kısa süreli ve ara sıra olması, mahpusa yeterli koğuş dışı dolaşım ve etkinlik imkânı sunulması ve ceza infaz kurumunun genel şartlarının uygun nitelikte olması şartlarının tamamının bir arada bulunması gerekmektedir. Öte yandan ayrımcılık iddialarının incelenebilmesi için ise Anayasa'nın 10. maddesi kapsamında eşitlik ilkesine aykırı, meşru temeli olmayan farklı muamelenin makul delillerle ortaya konulması gerektiği prensibi benimsenmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun dört yılı aşkın bir süre boyunca ilgili ceza infaz kurumunda barındırıldığını ve tutulduğu odaların fiziksel kapasitelerini resmi evraklar üzerinden detaylıca incelemiştir. İnfaz kurumundan elde edilen ölçümlere göre, başvurucunun kaldığı odaların sıhhi tesisler, merdiven boşluğu ve havalandırma haricindeki net yaşam alanlarının yaklaşık 56 metrekare olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, odada on dokuz ve daha fazla kişi barındırıldığı dönemlerde kişi başına düşen yaşam alanının asgari standart olan üç metrekarenin altına düştüğünü saptamıştır. Kurum kayıtlarına göre başvurucunun barındırıldığı uzun süre boyunca odadaki kişi sayısının sık sık yirmi yedi kişiye kadar çıktığı görülmüştür.

Bu veriler ışığında Yüksek Mahkeme, başvurucuya sağlanan kişisel alanın asgari sınırın altında kalmasının doğrudan tutulma koşulları açısından kötü muamele yasağının ihlali yönünde güçlü bir karine oluşturduğunu değerlendirmiştir. İhlal karinesinin ortadan kalkması için aranan "kısa süreli ve ara sıra olma" şartı somut olayda incelenmiş; ancak alan eksikliğinin başvurucunun tutulduğu yıllar boyunca küçük çaplı sayılamayacak seviyede sürmesi nedeniyle bu şartın sağlanmadığı sonucuna varılmıştır. Alan darlığının ağırlığı göz önüne alındığında, idarenin koğuş dışı dolaşım özgürlüğü veya etkinlik gibi telafi edici diğer şartları sağlayıp sağlamadığı araştırılmaya dahi gerek görülmemiştir. Kişisel alandaki bu yapısal eksiklik, Anayasa'nın güvence altına aldığı maddi ve manevi bütünlüğün korunması ilkeleri bağlamında asgari eziyet eşiğini aşarak kötü muamele seviyesine ulaşmıştır.

Ayrımcılık iddiası yönünden ise başvurucu, kendi yargılandığı suç grubu nedeniyle diğer mahpuslardan daha kalabalık odalarda barındırılarak negatif ayrımcılığa uğradığını iddia etmiş ancak bu iddiasını destekleyecek somut ve hukuki bir delil sunamamıştır. Aksine, bizzat sunduğu başka bir mahkeme kararında aynı odadaki farklı bir tutuklunun benzer şikâyetinin kabul edilmiş olması, kurum idaresinin eşitlik ilkesine aykırı özel bir kastı olduğu iddiasını dayanaktan yoksun kılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna, kişi başına düşen asgari yaşam alanının sağlanmaması sebebiyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ve başvurucuya net 300.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: