Anasayfa Karar Bülteni AYM | Şeyda Kara | BN. 2021/59514

Karar Bülteni

AYM Şeyda Kara BN. 2021/59514

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/59514
Karar Tarihi 12.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahkemeler uyuşmazlığın esasını mutlaka karara bağlamalıdır.
  • Tazminat yasağı öngören yasa kuralı iptal edilmiştir.
  • Davanın esastan incelenmemesi karar hakkını ihlal eder.
  • Bireylerin hak arama hürriyeti işlevsiz hâle getirilemez.

Bu karar, hukuken kamu görevinden çıkarıldıktan sonra Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararıyla görevine iade edilen kişilerin, görevden ayrı kaldıkları dönem için talep ettikleri manevi tazminat davalarında mahkemelerin nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğine dair çok kritik bir tespitte bulunmaktadır. Karar, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan "karar hakkının", mahkemelerin uyuşmazlığın esasına girmeden, sadece kanundaki yasaklayıcı bir hükme dayanarak davayı reddetmesi hâlinde ihlal edileceğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Bireylerin yargı mercileri önüne getirdiği iddiaların şeklen değil, esastan incelenmesi Anayasa'nın bir gereğidir.

Kararın benzer davalardaki emsal etkisi son derece büyüktür. Zira Olağanüstü Hâl döneminde görevden alınan ve sonrasında komisyon kararıyla iade edilen binlerce kamu görevlisi bulunmaktadır. Bu kişilerin görevden ayrı kaldıkları süre boyunca yaşadıkları maddi ve manevi mağduriyetlerin tazmini için açtıkları davalar, uzun bir süre boyunca kanundaki kısıtlayıcı hüküm nedeniyle esastan incelenmeden reddedilmekteydi.

Anayasa Mahkemesinin, tazminat talebini kategorik olarak yasaklayan kanun hükmünü iptal etmesinin ardından verdiği bu ihlal kararı, idare mahkemelerinin artık her bir başvurucunun kendi somut koşullarını, yaşadığı manevi zararı ve idarenin kusurunu esastan incelemek zorunda olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle karar, uygulamadaki idari yargı mercilerine uyuşmazlıkları şekli bir ret kararıyla kapatmak yerine, tarafların iddia ve savunmalarını adil bir şekilde değerlendirerek hak arama hürriyetini işlevsel kılmaları gerektiği yönünde güçlü bir emsal teşkil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Şeyda Kara, ilkokul öğretmeni olarak görev yapmaktayken Olağanüstü Hâl Kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edilmiştir. Daha sonra Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru kabul edilmiş ve başvurucu görevine iade edilmiştir.

Başvurucu, görevinden ayrı kaldığı süre boyunca yaşadığı mağduriyetler nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmin edilmesi amacıyla idareye başvurmuş, talebinin reddedilmesi üzerine idari yargıda tam yargı davası açmıştır. Mahkeme, maddi tazminat talebini kabul etmiş ancak manevi tazminat talebini, ilgili kanunda yer alan "kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamazlar" şeklindeki yasal düzenlemeye dayanarak, uyuşmazlığın esasına hiç girmeden reddetmiştir. Başvurucu, iddia ve itirazlarının incelenmeksizin davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir hak niteliğindeki adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden biri "karar hakkı"dır. Karar hakkı; uyuşmazlığın bir mahkeme önüne getirilebilmesini, dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı iddia ve savunmaların yargı merciince incelenerek değerlendirilmesini ve bir karara bağlanmasını gerektirir. Bireyin dava açmaktaki asıl amacı, uyuşmazlık konusu ettiği talebinin esasıyla ilgili olarak davanın sonunda hukuki bir sonuç elde edebilmektir.

Eğer açılan bir davada, yargılama henüz devam ederken taraflardan birinin aleyhine olacak şekilde ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında esaslı bir karar vermesini engelleyecek yasal düzenlemeler uygulanırsa, bu durum Anayasa m. 36 kapsamında teminat altına alınan adil yargılanma hakkının ihlaline yol açar.

Somut olayda mahkemenin ret gerekçesi yaptığı 7075 sayılı Kanun m. 10 hükmünde yer alan "Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz." ibaresi, Anayasa Mahkemesinin norm denetimi yoluyla verdiği daha önceki bir kararla iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi söz konusu iptal kararında, komisyon kararıyla görevine iade edilen kişilerin maddi ve manevi yönden zarara uğramalarının söz konusu olabileceğini, hukuka aykırı bir şekilde haklarında tedbir uygulanan kişilerin bu zararlarının giderilmesi için dava açma imkânı tanınmamasının, devletin etkili giderim mekanizması sağlama yükümlülüğüyle bağdaşmadığını hüküm altına almıştır. Bu temel kurallar ışığında, mahkemelerin salt yasal bir engele dayanarak esası incelemekten kaçınması, hukukun genel ilkelerine ve hak arama hürriyetine aykırılık teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Başvurucu, kamu görevinden çıkarıldığı dönemde yaşadığı acı, üzüntü ve itibar kaybı gibi nedenlerle uğradığı manevi zararın karşılanması amacıyla yargı yoluna başvurmuştur. İzmir 2. İdare Mahkemesi ise başvurucunun gerçekten bir manevi zarara uğrayıp uğramadığını, bu zararın idarenin haksız işleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığını veya ne ölçüde bir tazminatın hakkaniyete uygun olacağını hiçbir şekilde incelememiştir.

Mahkeme, davanın esasına girmek yerine o dönem yürürlükte olan ancak sonrasında Anayasa Mahkemesi tarafından anayasaya aykırı bulunarak iptal edilen yasal hükme dayanarak manevi tazminat talebini kategorik olarak reddetmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararında da açıkça vurgulandığı üzere, görevine iade edilen kamu görevlilerinin yaşadıkları süreç nedeniyle oluşan mağduriyetlerini yargı mercileri önüne taşıma ve zararlarının giderilmesini talep etme hakları bulunmaktadır. Başvurucuya özgü hukuki ve fiilî koşullar hiç değerlendirilmeden, sadece yasaklayıcı bir yasa maddesi gerekçe gösterilerek verilen davanın reddi kararı, başvurucunun dava açmaktaki yegane gayesini tamamen ortadan kaldırmıştır.

Yargısal fonksiyonun temel işlevi, taraflar arasındaki uyuşmazlığın içinde yer alan maddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve adil bir şekilde çözüme kavuşturulmasıdır. Somut olayda ilgili mahkeme, başvurucunun manevi tazminat talebinin esasına yönelik hiçbir değerlendirme yapmayarak bu temel işlevini yerine getirmemiştir. Bu durum, davacının hak arama hürriyetini anlamsız kılmış ve adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından olan karar hakkını doğrudan zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: