Anasayfa Karar Bülteni AYM | Selami Tunç | BN. 2020/22152

Karar Bülteni

AYM Selami Tunç BN. 2020/22152

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/22152
Karar Tarihi 12.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tanık sorgulama hakkı mutlak bir hak değildir.
  • Diğer güçlü deliller tanık sorgulama eksikliğini telafi edebilir.
  • Yazılı beyanlara itiraz imkânı adil yargılanmayı destekler.
  • Bütüncül değerlendirmede yargılamanın hakkaniyeti esastır.

Bu karar hukuken, ceza yargılamalarında sanığın aleyhindeki tanıkları bizzat sorgulayamamasının tek başına adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmeyeceğini ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, tanık beyanlarının mahkûmiyete giden yolda tek veya belirleyici delil olmadığı, şifreli haberleşme programı kayıtları, dijital materyal analiz raporları ve örgütsel kodlamalar gibi diğer somut yan delillerin bulunduğu durumlarda, sanığın tanıkları bizzat duruşmada sorgulayamamasının yargılamanın bütünsel adilliğini zedelemeyeceğini tespit etmiştir. Sanık ve müdafiinin duruşmada okunan tanık beyanlarına karşı itirazlarını etkin bir biçimde dile getirme imkânı bulması, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin asgari düzeyde sağlandığına güçlü bir işaret olarak kabul edilmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle terör örgütü üyeliği yargılamalarında tanık dinletme ve sorgulama hakkının sınırlarını belirlemesi açısından büyük bir öneme sahiptir. İstinabe yoluyla alınan tanık beyanlarının duruşmada okunması ve savunma tarafına bu beyanlara karşı koyma fırsatı tanınması, şayet dosyada mahkûmiyeti bağımsız olarak destekleyen başka güçlü maddi deliller varsa, adil yargılanma hakkı ihlali iddialarının reddedilmesine temel bir dayanak oluşturacaktır. Uygulamada bu durum, mahkemelerin her tanığı bizzat huzurda dinleme zorunluluğunu esnetmekte, ancak bu esnekliğin mutlak surette diğer maddi delillerin varlığı ve savunma hakkının kısıtlanmaması şartına bağlı olduğunu da net bir şekilde yargı camiasına göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, komiser yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu iddiasıyla yargılanmış ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hapis cezasına çarptırılmıştır. Yargılama sürecinde, başvurucu aleyhine ifade veren bazı tanıklar (başvurucunun sohbet toplantılarına katıldığını ve sınav sorularının verildiği evde bulunduğunu belirten kişiler) mahkeme huzurunda bizzat dinlenmemiştir. Bu tanıkların başka yer mahkemelerince istinabe yoluyla alınan ifadeleri, başvurucunun duruşmasında okunmakla yetinilmiştir. Başvurucu, aleyhine ifade veren bu tanıkları bizzat mahkeme huzurunda sorgulama imkânı bulamadığını, kendisine soru sorma hakkı tanınmadığını ve bu kişilerin mahkemece çağrılıp dinlenmesi için hiçbir girişimde bulunulmadığını belirterek adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile bu hakkın en önemli unsurlarından biri olan tanık sorgulama hakkını merkeze almıştır. Adil yargılanma hakkının temel bir prensibi olarak, ceza yargılamalarında sanığın aleyhine ifade veren tanıkları sorguya çekme veya çektirme, onlarla yüzleşme ve beyanlarının doğruluğunu sınama hakkı bulunmaktadır.

Ceza muhakemesi hukukunda yerleşik içtihat prensiplerine göre, bir mahkûmiyet kararının tek veya belirleyici ölçüde sanığın sorgulama imkânı bulamadığı bir tanığın ifadesine dayandırılması hâlinde, sanığın hakları Anayasa'nın güvenceleriyle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.201 ve devamı maddeleri ile 5271 sayılı Kanun m.210 gibi usul kuralları, sanığa ve müdafiine duruşmada dinlenen veya beyanı okunan kişilere soru sorma ve itiraz etme hakkı tanımaktadır.

Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi içtihatlarında tanık sorgulama hakkının ihlal edilip edilmediği değerlendirilirken üç aşamalı bir test uygulanmaktadır. İlk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığına bakılır. İkinci olarak, sorgulanamayan tanık beyanının mahkûmiyetin dayandığı "tek veya belirleyici delil" olup olmadığı tespit edilir. Şayet bu beyanlar belirleyici ise, üçüncü aşamada savunma tarafının maruz kaldığı bu olumsuzluğu telafi edecek düzeyde yeterli "karşı dengeleyici güvencelerin" sağlanıp sağlanmadığı incelenir. Hükme ulaşılırken sorgulanmamış tanığın beyanını destekleyen başka doğrulayıcı maddi delillere dayanılması, yargılamanın adilliğini temin eden en önemli telafi edici güvencelerden biri olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucunun yargılandığı mahkeme tarafından mahkûmiyet hükmünün sadece dinlenmeyen tanıkların beyanlarına dayandırılmadığını tespit etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi kararında başvurucunun mahkûmiyetine gerekçe olarak yalnızca tanık beyanları yer almamıştır. Aksine, başvurucuya ait GSM hattı üzerinden şifreli haberleşme programı ByLock'a 1.108 kez giriş yapılmış olması, kullanmış olduğu dijital materyalin fabrika ayarlarına döndürüldüğünün analiz raporuyla kesin olarak saptanması ve örgütün mahrem yapılanmasına ilişkin ele geçirilen dijital verilerde başvurucunun teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede bir kişiyi ifade eden "A4" kodu ile fişlenmiş olması mahkûmiyet kararına güçlü dayanaklar olarak gösterilmiştir.

Yerel mahkemenin tanıkları bizzat duruşmada dinlememesinin veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla sorgulatılmamasının makul ve geçerli bir nedeni mahkeme kararında tam olarak açıklanmamış olsa da, Anayasa Mahkemesi delillerin bütünselliği ilkesi üzerinden bir sonuca varmıştır. İstinabe yoluyla bulundukları yer mahkemelerinde alınan tanık beyanlarının duruşmada açıkça ve eksiksiz bir biçimde okunduğu, başvurucu ve müdafiinin bu duruşmada hazır bulunarak okunan beyanlara ve aleyhte olan hususlara karşı itirazlarını ve savunmalarını sözlü olarak dile getirebildikleri vurgulanmıştır.

Bu kapsamda, mahkûmiyet kararının tek veya belirleyici dayanağının başvurucu tarafından doğrudan sorgulanamayan tanık beyanları olmadığı, ByLock kullanım tespitleri ve dijital fişleme kayıtları gibi diğer güçlü ve objektif maddi delillerin mahkûmiyet sonucunu açıkça desteklediği belirlenmiştir. Yargılamanın bütünü göz önüne alındığında, başvurucunun tanıkları bizzat sorgulayamamasının savunma hakkını telafisi imkânsız bir şekilde kısıtlamadığı ve yargılamayı adil olmaktan çıkarmadığı kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: