Karar Bülteni
AYM Şükrü Irbık BN. 2021/3317
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/3317 |
| Karar Tarihi | 12.06.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Temel haklar yalnızca kanunla sınırlandırılabilir.
- Sosyal tesise giriş yasağı idari yaptırımdır.
- Sınırlandırma kuralının öngörülebilir ve belirli olması zorunludur.
- Yönetmelikle temel hak ve hürriyet kısıtlanamaz.
Bu karar, askeri sosyal tesislere giriş yasağı gibi kurumsal düzeydeki idari yaptırımların temel hak ve özgürlükler, özelinde ise ifade özgürlüğü üzerindeki etkisini "kanunilik" ilkesi çerçevesinde değerlendirmesi açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, bireylerin haklarına yönelik müdahalelerin yalnızca şekli anlamda bir kanun ile yapılabileceğini, yürütme organının çıkardığı yönetmeliklerin hak sınırlaması için yeterli bir hukuki dayanak oluşturamayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur. Emekli askeri personelin sosyal tesislere girişinin yasaklanmasının, bir sosyal haktan mahrum bırakma niteliği taşıdığı ve bu yaptırımın sınırlarının, şartlarının ve süresinin kanunla açıkça belirlenmesi gerektiği vurgulanarak kamu idaresinin sınırları çizilmiştir.
Uygulamadaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, idarenin takdir yetkisini kullanarak tesis ettiği yasaklama kararlarının kanuni temelden yoksun olamayacağı ve keyfiliğe yol açmaması gerektiği tescillenmiştir. Benzer davalarda idarenin, kanuni bir çerçeve olmadan salt yönetmelik hükümlerine dayanarak temel hakları kısıtlayıcı disiplin cezası benzeri yaptırımlar uygulayamayacağı içtihat haline gelmiştir. Bu karar, idare mahkemelerinin bu tür idari işlemleri incelerken "kanunilik", "öngörülebilirlik" ve "belirlilik" ilkelerini ne kadar sıkı bir şekilde uygulamaları gerektiği yönünde yol gösterici bir kılavuz işlevi görmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, emekli bir astsubay olan başvurucunun, kendisine ait bir internet sitesinde yayımladığı eleştirel bir yazı nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki sosyal tesislere girişinin süresiz olarak yasaklanması olayından kaynaklanmaktadır. Başvurucu, 2014 yılında yayımladığı "Zihniyet Sürgünü" başlıklı yazısında Genelkurmay Başkanlığı aleyhine ifadeler kullandığı gerekçesiyle askeri makamlarca alınan bir idari kararla orduevleri ve askeri gazinolar gibi tesislere giriş hakkından mahrum bırakılmıştır. Bu süresiz yasağın kaldırılması talebiyle idareye yaptığı başvuru reddedilmiş, ardından işlemin iptali için idari yargıda açtığı dava da ilk derece mahkemesi ve Danıştay tarafından haksız bulunarak usul ve esastan reddedilmiştir. Başvurucu, idarenin bu süresiz yasaklama kararının yasal bir dayanağı olmadığını, haksız bir ceza niteliği taşıdığını ve askeri hiyerarşiyi bozma ihtimali bulunmayan emekli bir birey olarak kendisine uygulanan bu işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimine ilişkin genel anayasal kuralları ve idare hukukunun kanunilik ilkesini temel almıştır. Uyuşmazlığın hukuki dayanağını Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.26 kapsamında güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti oluşturmaktadır. Bu temel hürriyetin sınırlandırılması ise ancak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.13 uyarınca, kanunla ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmayacak şekilde, ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılabilir. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.7 uyarınca yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi gereği, temel haklara ilişkin kısıtlamaların esaslarının yürütme organına bırakılamayacağı kuralı işletilmiştir.
Somut olayda idare, tesis ettiği süresiz giriş yasağı işlemini 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu m.98 hükmüne dayandırmaktadır. İlgili kanun maddesi, orduevleri ve askeri tesislerin kuruluşu ile kadro ve idaresinin yönetmelikle belirleneceğini düzenlemektedir. Bu kanuni yetkiye dayanılarak çıkarılan Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m.664 uyarınca, tesislerden yararlanma hakkına sahip kişilerin amir veya komutanlara karşı aşağılayıcı söz ve davranışlarda bulunmaları halinde tesislere girişlerinin geçici veya sürekli olarak yasaklanabileceği öngörülmüştür.
Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, temel hakların sınırlandırılmasında "kanunilik" ölçütü yalnızca şekli bir kanunun varlığını değil, aynı zamanda kuralın bireyler açısından erişilebilir, öngörülebilir ve idarenin yetki sınırlarını çizecek şekilde belirli olmasını gerektirir. Sınırların, şartların ve sürelerin kanunla belirlenmediği durumlarda, idarenin yalnızca genel idari yetkilere dayanarak yönetmelikle temel hakları kısıtlayıcı nitelikte yaptırımlar ihdas etmesi, hukuki güvenlik ilkesine ve yasama yetkisinin devredilmezliği kuralına açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun internet ortamında kaleme aldığı bir yazı nedeniyle orduevleri ve askeri tesislere girişinin süresiz olarak yasaklanmasını, doğrudan ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Bu müdahalenin anayasal düzende meşru kabul edilebilmesi için ilk şart olan "kanunilik" ilkesini sağlayıp sağlamadığı detaylı bir şekilde irdelenmiştir.
Mahkemenin tespitlerine göre, başvurucunun sosyal tesislerden faydalanmasının yasaklanması, kişiye tanınan sosyal bir haktan mahrum bırakılma anlamına gelmekte olup, niteliği itibarıyla disiplin cezası benzeri bir idari yaptırımdır. İdare, bu yaptırımı uygularken 211 sayılı Kanun m.98 hükmüne dayandığını ileri sürmüşse de, anılan kanun maddesi yalnızca tesislerin kadro, kuruluş, idare ve işletme şekillerinin yönetmelikle düzenleneceğini belirten genel bir düzenlemedir. Kanun metninde, emekli askeri personelin hangi eylemleri neticesinde, hangi şartlar altında ve hangi sürelerle sosyal tesislerden mahrum bırakılabileceğine dair temel kuralları belirleyen, idarenin sınırlarını çizen hiçbir somut çerçeve bulunmamaktadır.
Bu bağlamda, yaptırımın detaylarını düzenleyen Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m.664 hükmünün, kanuni dayanağı olmayan bir kısıtlamayı fiilen hayata geçirdiği saptanmıştır. Anayasa Mahkemesi, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan yetkilerin kullanımında, idarenin keyfi davranışlarını önleyecek, muhatapları açısından erişilebilir ve öngörülebilir nitelikte kesin bir kanun hükmünün varlığını şart koşmaktadır. Sırf tesislerin genel idaresine yönelik bir kanuni yetkiden yola çıkarak, hak kısıtlayıcı ağır bir ceza sisteminin alt düzenleyici işlem olan yönetmelikle kurulması mümkün değildir.
Uygulanan yasaklama kararının yasal bir çerçeveden yoksun olduğu, mevcut yönetmelik hükmünün ise hukuki belirlilik ilkelerini sağlamaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. İdarenin sınırları belli olmayan bir yetkiyle başvurucunun ifade özgürlüğüne müdahale etmesi anayasal güvencelerle bağdaşmamaktadır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, müdahalenin kanunilik şartını taşımaması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili mahkemeye göndermesine karar vermiştir.