Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Azize Acar Kararı 2022/29458 B.

Anayasa Mahkemesi Azize Acar Kararı 2022/29458 B.

Bu karar, haksız yakalama ve gözaltı tedbirleri nedeniyle açılan tazminat davalarında derece mahkemelerinin kararlarını nasıl gerekçelendirmesi gerektiği açısından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, ilk derece mahkemesi ile istinaf mahkemesi arasındaki gerekçe farklılıklarının ve tarafların ileri sürdüğü esasa etkili iddiaların cevapsız bırakılmasının adil yargılanma hakkını doğrudan zedelediğini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle istinaf mercilerinin, ilk derece mahkemesinin dayandığı temel olguları ve karara bağladığı uyuşmazlık noktalarını göz ardı ederek şablon gerekçelerle hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/29458
Karar Tarihi 31.10.2024
Taraf Azize Acar
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Mahkemeler iddialara makul gerekçeyle yanıt vermelidir.
  • gavel Davanın sonucunu değiştirecek iddialar cevapsız bırakılamaz.
  • gavel Gerekçeli karar hakkı adil yargılanmanın güvencesidir.
  • gavel İstinaf mahkemesi çelişkileri giderecek araştırma yapmalıdır.

Bu karar, haksız yakalama ve gözaltı tedbirleri nedeniyle açılan tazminat davalarında derece mahkemelerinin kararlarını nasıl gerekçelendirmesi gerektiği açısından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, ilk derece mahkemesi ile istinaf mahkemesi arasındaki gerekçe farklılıklarının ve tarafların ileri sürdüğü esasa etkili iddiaların cevapsız bırakılmasının adil yargılanma hakkını doğrudan zedelediğini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle istinaf mercilerinin, ilk derece mahkemesinin dayandığı temel olguları ve karara bağladığı uyuşmazlık noktalarını göz ardı ederek şablon gerekçelerle hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştır.

Benzer uyuşmazlıklar ve uygulamadaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar koruma tedbirleri nedeniyle açılan tazminat davalarında mahkemelere yol gösterici bir kılavuz niteliğindedir. Ceza muhakemesi sürecinde birden fazla suç isnadı ve farklı kararların bir arada bulunması gibi karmaşık durumlarda, tazminat talebinin hangi karara dayandığının mahkemelerce net bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. İstinaf incelemesini yapan mahkemelerin, ilk derece mahkemesinin dayandığı hukuki olguları tartışmadan salt kendi değerlendirmeleriyle farklı bir sonuca ulaşmaları halinde, bu durumu tatminkar bir biçimde gerekçelendirmek zorunda oldukları belirtilerek, vatandaşların hak arama hürriyetlerinin şekli bir incelemeye kurban edilemeyeceği güvence altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Azize Acar, sokakta bulunan yanmış bir kadın cesediyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 14 Şubat 2018 tarihinde kolluk kuvvetlerince gözaltına alınmıştır. Başvurucu hakkında, şüpheli ölüme ve örgüte yardım etmeye ilişkin suçlardan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirken, telefonundaki müzikler gerekçe gösterilerek terör örgütü propagandası yapma suçundan kamu davası açılmıştır. Başvurucu, açılan bu ceza davası sonucunda beraat etmiştir. Beraat kararının kesinleşmesinin ardından başvurucu, haksız yere yakalandığı ve gözaltında tutulduğu gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, tazminat davasının beraat kararına değil, takipsizlik kararına dayandığını belirterek kısmi tazminata hükmetmiştir. İstinaf mahkemesi ise davacının beraat ettiği suçtan dolayı gözaltına alınmadığını, cinayet şüphesiyle gözaltına alındığını belirterek tazminat davasını tamamen reddetmiştir. Temel uyuşmazlık, istinaf mahkemesinin bu ret kararını verirken başvurucunun esasa etkili iddialarını cevapsız bırakmasından kaynaklanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan kural, Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkıdır. Adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri gerekçeli karar hakkıdır. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilerek bu durum açıkça güvence altına alınmıştır. Mahkemelerin, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi zorunlu olmamakla birlikte, davanın sonucuna etkili, yani davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddia ve savunmalara makul bir gerekçe ile yanıt vermesi yasal bir gerekliliktir.

Bununla birlikte, haksız koruma tedbirlerine yönelik tazminat davalarının yasal dayanağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141 hükmüdür. Bu madde uyarınca, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler, maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten talep etme hakkına sahiptir.

Kanun yolu incelemesi yapan istinaf veya temyiz mercileri, ilk derece mahkemesiyle aynı sonuca ulaştıklarında aynı gerekçeye atıf yapabilirler. Ancak, ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya kanun yolu aşamasında davanın sonucunu değiştirecek ölçüde ileri sürülen esaslı iddiaların, üst mahkemeler tarafından da yanıtsız bırakılması, gerekçeli karar hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir. İlgili yargı makamları, uyuşmazlığın esası yönünden önem taşıyan meselelere ilişkin ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya koymak zorundadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda derece mahkemelerinin kararları arasındaki çelişkileri ve gerekçelendirme eksikliklerini detaylı olarak incelemiştir. İlk derece mahkemesi olan ağır ceza mahkemesi, başvurucunun tazminat talebine konu yakalama ve gözaltı işlemlerinin, beraatle sonuçlanan terör örgütü propagandası yapma suçundan değil, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanan eylemlerden kaynaklandığını tespit etmiştir. Mahkeme, bu tespitten hareketle tazminat davasının süresinde açıldığını değerlendirerek kısmen kabul kararı vermiştir.

Buna karşılık istinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesinin dayandığı bu temel argümanı ve ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı hiçbir şekilde tartışmamıştır. İstinaf mahkemesi, başvurucunun terör propagandası suçundan gözaltına alınmadığını belirterek davanın reddi gerektiğine hükmetmiş, ancak ilk derece mahkemesinin davanın konusunu takipsizlik kararı olarak belirlemesine yönelik hiçbir açıklamada bulunmamıştır. Anayasa Mahkemesi, istinaf mercinin bu yaklaşımının, ilk derece mahkemesinin özenle kurduğu gerekçeyi göz ardı etmek anlamına geldiğini saptamıştır.

İstinaf mahkemesinin, takipsizlik kararının tazminat davasının konusu olup olamayacağı, davanın bu açıdan süresinde açılıp açılmadığı ve hukuki nitelendirme değişikliğinin ıslah kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği gibi davanın sonucuna doğrudan etki edecek kritik iddiaları cevapsız bıraktığı anlaşılmıştır. Soyut ve genel nitelikteki ifadelerle istinaf talebinin reddedilmesi, davanın esasını oluşturan hukuki tartışmaların kanun yolu aşamasında sürdürülmesini engellemiştir. Bu durum, başvurucunun iddialarının tam ve doğru bir şekilde incelendiğini bilme hakkını elinden almıştır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerince kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Gözaltına alındığım suçtan takipsizlik, başka suçtan beraat aldım. Tazminat alabilir miyim? expand_more
Evet, tazminat talep edebilirsiniz. Ceza muhakemesi sürecinde birden fazla suç isnadı bulunması ve bunlarla ilgili farklı kararlar (takipsizlik veya beraat) verilmesi halinde, mahkemeler tazminat talebinin hangi karara dayandığını net olarak tespit etmelidir. Eğer hakkınızda açılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına veya açılan davada beraatinize karar verilmişse, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 141 uyarınca uğradığınız maddi ve manevi zararları devletten isteme hakkınız doğar.
İstinaf mahkemesi iddialarımı hiç incelemeden davamı reddetti, bu hukuka uygun mu? expand_more
Hayır, bu durum kesinlikle hukuka aykırıdır. Kanun yolu incelemesini yapan istinaf mahkemeleri, ilk derece mahkemesinin dayandığı hukuki olguları tartışmadan ve sizin davanın sonucunu değiştirebilecek ölçüdeki esasa etkili iddialarınızı cevapsız bırakarak karar veremez. İstinaf mercilerinin temel çelişkileri gidermeden, şablon gerekçelerle ve ilk derece mahkemesinin kararını göz ardı ederek hüküm kurması, Anayasa ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ve gerekçeli karar hakkının açık bir ihlalidir.
Hakim, davamı veya itirazlarımı reddederken sebeplerini açıklamak zorunda mı? expand_more
Evet, zorundadır. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bütün mahkemeler kararlarını gerekçeli olarak yazmakla yükümlüdür. Mahkemeler yargılamada ileri sürdüğünüz her bir detaya ayrıntılı yanıt vermek zorunda olmasa da, davanın sonucuna etki edebilecek, yani hükmü değiştirebilecek nitelikteki iddia ve savunmalarınıza mutlaka makul bir gerekçe ile yanıt vermek zorundadır. Vatandaşların hak arama hürriyetleri, mahkemelerin şekli ve yüzeysel bir inceleme yapmasına kurban edilemez.
Haksız yere gözaltında kalırsam devletten maddi veya manevi tazminat isteyebilir miyim? expand_more
Elbette isteyebilirsiniz. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi haksız koruma tedbirlerine karşı tazminat hakkını güvence altına alır. Bu yasal hüküm uyarınca, yakalandıktan veya gözaltında tutulduktan sonra hakkınızda kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) ya da beraatinize karar verilirse, uğradığınız tüm maddi ve manevi zararların giderilmesini devletten talep etme hakkınız bulunmaktadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir