Anasayfa Karar Bülteni AYM | Arin Zümrüt ve Diğerleri | BN. 2023/4548

Karar Bülteni

AYM Arin Zümrüt ve Diğerleri BN. 2023/4548

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/4548
Karar Tarihi 31.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • HAGB kararları usuli güvencelerden yoksundur.
  • İtiraz mercileri kararları esastan incelemelidir.
  • Silahların eşitliği ilkesi zedelenmemelidir.
  • Sanığın savunma hakları güvenceye alınmalıdır.

Bu karar, ceza yargılamalarında sıklıkla uygulanan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun adil yargılanma hakkı üzerindeki olumsuz etkilerini bir kez daha net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, HAGB kararlarının verilme sürecinde sanıkların savunma haklarının yeterince korunamadığını, itiraz mercilerinin ise itirazları yalnızca şeklî olarak inceleyip esasa girmemesinin hak arama hürriyetini etkisiz kıldığını tespit etmiştir. İtiraz mekanizmasının etkisizliği ve mahkemelerin matbu gerekçelerle hareket etmesi, ceza adalet sisteminde önemli bir usuli güvence eksikliği olarak değerlendirilmektedir. Bu eksiklik, sanığın yasal haklarını aramasını imkânsız hâle getirmekte ve sistemin adalet duygusuna zarar vermektedir.

Karar, önceki genel kurul ve iptal kararlarını pekiştirmekte olup, HAGB kurumunun uygulanmasındaki temel yapısal sorunlara bir kez daha işaret etmektedir. Benzer uyuşmazlıklarda mahkemelerin artık sadece kanun maddesini tekrar eden gerekçelerle değil, somut olayın özelliklerini ve sanığın esasa etkili savunmalarını tartışarak karar vermesi gerektiği ilkesi güçlendirilmiştir. Uygulamada, HAGB kararlarının iptali ve sistemden çıkarılması sürecinde yargı mercilerinin bu ihlal kararlarını emsal alarak, yeniden yargılamalarda daha titiz ve savunma hakkını merkeze alan bir yaklaşım sergilemesi kaçınılmaz hâle gelmiştir. Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak usuli itirazların esastan incelenmesi gerektiği kesin bir dille hüküm altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, haklarında çeşitli suçlamalarla açılan farklı kamu davalarında yargılanmış ve mahkûmiyet cezası almışlardır. Ancak mahkemeler tarafından bu mahkûmiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir. Bu kararlara karşı üst mercilere itiraz eden başvurucuların talepleri, mahkemelerce herhangi bir esas incelemesi yapılmadan ve somut gerekçeler sunulmadan doğrudan reddedilmiştir. Başvurucular, yargılama sürecinde kendilerine isnat edilen suçların yeterince araştırılmadığını, varsayımlar üzerinden ceza verildiğini, tanık dinletme ve delil sunma taleplerinin ise göz ardı edildiğini belirtmişlerdir. Temel olarak, usuli güvencelerden yoksun şekilde verilen HAGB kararlarının ve bu kararlara karşı yapılan itirazların etkisiz kalmasının hak ihlaline yol açtığını ileri sürerek adil yargılanma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak adil yargılanma hakkı ile bağlantılı usuli güvenceleri dikkate almıştır. Özellikle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231 kapsamında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumu ve bu kuruma karşı öngörülen itiraz mekanizması hukuki incelemenin merkezinde yer almıştır. Mahkeme, daha önce vermiş olduğu emsal niteliğindeki genel kurul kararlarına atıf yaparak, HAGB kurumunun sanıklara sağladığı usuli güvencelerin ciddi eksiklikler barındırdığını vurgulamıştır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, adil yargılanma hakkı uyarınca sanıkların iddia ve savunmalarının mahkemelerce etkin, şeffaf ve somut bir biçimde dinlenerek değerlendirilmesi zorunludur. Ancak HAGB uygulamasında, ilk derece mahkemelerinin kararlarında genellikle yalnızca kanun hükümlerinin veya isnat edilen fiillerin tekrarından ibaret gerekçeler kullanıldığı, bunun da silahların eşitliği ilkesini zedelediği tespit edilmiştir. Ayrıca, 5271 sayılı Kanun m.231/12 gereğince öngörülen itiraz kanun yolunda da itiraz mercilerinin, dosyayı esastan incelemek yerine yalnızca şeklî şartların oluşup oluşmadığına baktıkları görülmüştür. Bu durum, kanun koyucunun öngördüğü itiraz yolunu uygulamada tamamen etkisiz bir hak arama aracına dönüştürmektedir.

Anayasa Mahkemesi, daha önce gerçekleştirdiği norm denetimlerinde, HAGB kararlarına karşı etkili bir itiraz mekanizmasının bulunmamasının temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin giderilmesi açısından yetersiz olduğunu belirlemiş ve ilgili kanun düzenlemelerinin iptaline karar vermiştir. Bu doğrultuda, yargılama süreçlerinin hakkaniyete uygun yürütülmesi gerektiği kuralı, somut uyuşmazlığın çözümünde doğrudan uygulanacak temel hukuk normu olarak kabul edilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucular hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarına karşı yapılan bireysel başvuruları, daha önce vermiş olduğu ilke kararları ve norm denetimi neticesindeki iptal hükümleri çerçevesinde değerlendirmiştir. Başvurucuların yargılamaları sırasında, ilk derece mahkemelerinin sadece ilgili kanun hükmünün veya isnat edilen söz ve davranışların tekrarından ibaret, matbu ve şablon gerekçelerle kararlar verdikleri saptanmıştır. Başvurucuların yargılama sürecini ve davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikteki esasa ilişkin savunmaları, delil sunma ve tanık dinletme talepleri yeterince karşılanmamış, savunma makamı iddia makamı karşısında açıkça dezavantajlı bir konuma düşürülmüştür.

Bununla birlikte, HAGB kararlarına karşı yapılan itirazları inceleyen üst mercilerin de, dosyayı esastan ele almadıkları ve sadece şeklî şartların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden matbu ifadelerle ret kararı verdikleri görülmüştür. İtiraz mercilerinin, davayla doğrudan ilgili olan hususları ayrıca değerlendirerek yeterli ve tatmin edici bir gerekçe ile cevap verme yükümlülüklerini sistemsel bir sorun olarak yerine getirmedikleri tespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, HAGB kurumuna dair daha önce vermiş olduğu iptal kararlarını da göz önünde bulundurarak, başvurucuların adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden tümüyle mahrum bırakıldığını vurgulamıştır. Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile seyahat özgürlüğü bağlamında ileri sürülen diğer iddialar ise başvuru yollarının tüketilmemesi, yasal süre aşımı veya konu bakımından yetkisizlik nedenleriyle inceleme dışı bırakılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, yargılamanın adil yargılanma hakkının sağladığı usuli güvencelere uygun şekilde yürütülmediği gerekçesiyle başvurucuların adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: