Anasayfa Karar Bülteni AİHM | Z VE DİĞERLERİ | BN. 42758/23

Karar Bülteni

AİHM Z VE DİĞERLERİ BN. 42758/23

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi / 2. Bölüm
Başvuru No 42758/23
Karar Tarihi 16.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki HUDOC
  • Lahey Sözleşmesi kapsamında çocuğun üstün yararı gözetilmelidir.
  • İltica statüsü otomatik olarak iadeye engel teşkil etmez.
  • Çocuğun iadesi kararında aile hayatına saygı değerlendirilmelidir.
  • Ciddi risk istisnası dar yorumlanmalı ve somutlaştırılmalıdır.

Bu karar, Lahey Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin aile hayatına saygı hakkı bağlamındaki ilişkisini derinlemesine incelemektedir. Ebeveynlerinden biri tarafından haksız yere başka bir ülkeye götürülen çocukların mutat meskenlerine iade edilip edilmeyeceği değerlendirilirken, iadenin çocuğu fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakıp bırakmayacağı hususu hukuken netleştirilmiştir. Karar, ebeveynin siyasi sığınma talebinin kabul edilmesinin ve çocukların buna bağlı olarak türev sığınma hakkı elde etmesinin, çocukların Lahey Sözleşmesi uyarınca iade edilmesine mutlak bir engel oluşturmayacağını vurgulamaktadır.

Benzer uluslararası çocuk kaçırma davaları için bu karar, sığınma hakkı ile uluslararası iade yükümlülüklerinin çatıştığı durumlarda ulusal mahkemelerin takdir yetkisini nasıl kullanması gerektiğine dair önemli bir emsal niteliğindedir. Mahkeme, ulusal makamların çocuğun yüksek yararını değerlendirirken Lahey Sözleşmesi'nin istisnalarını dar yorumlaması gerektiğini ve kararların basmakalıp değil, somut olaylara dayalı detaylı bir şekilde gerekçelendirilmesi şartını pekiştirmiştir. Bu durum, uygulamada ulusal mahkemelerin iade kararı verirken sadece iddiaları dinlemekle kalmayıp, bu iddiaları insan hakları normları ışığında etkili bir denetime tabi tutmalarının zorunlu olduğunu göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Rusya vatandaşı olan başvurucu baba (Z), 2022 yılında annelerinin rızası olmadan iki küçük çocuğunu (X ve Y) Rusya'dan Finlandiya'ya götürmüştür. Finlandiya'ya ulaştıktan sonra baba, Rusya'daki mevcut siyasi rejim ve Ukrayna savaşına muhalif olması nedeniyle hem kendi hem de çocukları adına sığınma talebinde bulunmuştur. Çocukların annesi ise Lahey Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme kapsamında çocuklarının Rusya'ya iade edilmesi talebiyle Finlandiya mahkemelerinde dava açmıştır. Yerel mahkeme ilk aşamada çocukların Rusya'da askeri unsurlar barındıran bir okula gitme riski bulunduğu gerekçesiyle annenin iade talebini reddetmişse de, Finlandiya Yüksek Mahkemesi bu kararı bozarak çocukların iadesine karar vermiştir. Başvurucu baba ve çocuklar, iade kararının aile hayatına saygı haklarını ihlal ettiğini ve çocukların Rusya'da tehlikeye maruz kalacağını öne sürerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.8 (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) çerçevesinde incelemiştir. Kararın merkezinde, uluslararası çocuk kaçırma vakalarında uygulanan Lahey Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme yer almaktadır.

Lahey Sözleşmesi'nin temel amacı, haksız yere yer değiştiren veya alıkonulan çocukların derhal mutat meskenlerine iade edilmesini sağlamaktır. Lahey Sözleşmesi m.13/1-b bendi uyarınca, çocuğun iadesinin onu fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı veya başka bir şekilde müsamaha edilemez bir duruma düşüreceği yönünde ciddi bir risk bulunması halinde iade reddedilebilir. AİHM içtihatlarına göre, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.8 altındaki yükümlülükler, Lahey Sözleşmesi'nin gereklilikleri ışığında uyumlu bir şekilde yorumlanmalıdır.

AİHM, uluslararası çocuk kaçırma alanında devletlerin pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için iki temel şartın karşılanması gerektiğine işaret etmiştir. Birincisi, ulusal mahkemelerin çocuğun iadesine istisna teşkil edebilecek faktörleri gerçekten ve esastan dikkate almasıdır. İkincisi ise bu faktörlerin insan hakları standartları ışığında değerlendirilmesi ve iddiaların tatmin edici bir biçimde gerekçelendirilmesidir. Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, ulusal makamlar bir iade talebini değerlendirirken çocuğun üstün yararını her zaman birincil husus olarak gözetmelidir. Çocuğun yüksek yararı, kural olarak haksız fiilden önceki duruma dönülmesini, yani çocuğun mutat meskenine iadesini gerektirir. Çocuğu kaçıran ebeveynin kendi hukuka aykırı eyleminden menfaat sağlamasının önlenmesi, bu tür davalardaki temel hukuk kurallarından birini oluşturmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda Finlandiya makamlarının aldığı iade kararının orantılılığını ve tarafların çatışan menfaatleri arasında adil bir denge kurulup kurulmadığını incelemiştir. Mahkeme, Finlandiya Yüksek Mahkemesi'nin çocukların Rusya'ya iadesi halinde fiziksel veya psikolojik zarara uğrama riskini ve iddia edilen ciddi risk istisnasını detaylı bir şekilde değerlendirdiğini tespit etmiştir.

Yüksek Mahkeme, çocukların annelerinin yanında yaşamaya dönmeleri durumunda temel ihtiyaçlarının karşılanmayacağı veya savaş bölgesinde yaşayacakları gibi bir iddianın bulunmadığını dikkate almıştır. Çocukların Rusya'daki askeri unsurlar içeren eğitim sistemine dahil olma iddiaları incelenmiş, annenin çocukların bu tür bir eğitime devam etmeyeceği yönündeki beyanlarına itibar edilmiştir. Ayrıca, çocukların iltica statülerinin babalarının iltica hakkından türetildiği ve doğrudan kendi şahıslarına yönelik bir tehlikeden kaynaklanmadığı tespit edilmiştir. İltica hakkının tanınmış olmasının tek başına Lahey Sözleşmesi kapsamındaki iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı vurgulanmıştır.

AİHM, ulusal mahkemenin çocukların görüşlerini de dikkate aldığını belirtmiştir. Küçük çocuğun yaş ve olgunluk seviyesi görüşlerine başvurmak için yeterli bulunmamış, büyük çocuğun iadeye itiraz etmesi ise değerlendirilmiştir. Buna rağmen çocukların tüm hayatlarını anneleriyle birlikte Rusya'da geçirdikleri, akrabalarının orada bulunduğu ve haksız eylemden önce Finlandiya ile hiçbir bağlarının bulunmadığı hususları haklı olarak gözetilmiştir. Çocukların iadesinin babalarıyla olan iletişimlerini zorlaştıracağı kabul edilmekle birlikte, Lahey Sözleşmesi'nin haksız yere yer değiştirmeden önceki duruma dönülmesini amaçladığı gerçeği daha ağır basmıştır. Ulusal mahkemenin kararının basmakalıp olmadığı, sözleşmenin istisnaları ışığında yeterli gerekçe sunduğu ve devletin takdir yetkisi sınırları içinde kaldığı saptanmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Finlandiya makamlarının kararının demokratik bir toplumda gerekli olduğuna ve müdahalenin orantılı bulunduğuna kanaat getirerek, aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: