Anasayfa Karar Bülteni AİHM | ZĂICESCU VE FĂLTICINEANU | BN. 42917/16

Karar Bülteni

AİHM ZĂICESCU VE FĂLTICINEANU BN. 42917/16

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Dördüncü Bölüm
Başvuru No 42917/16
Karar Tarihi 17.06.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru (Kararın Revizyonu Talebi)
Karar Sonucu Kayıttan Düşme / Revizyon
Karar Linki HUDOC
  • Başvurucunun ölümü kararın revizyonu için geçerli nedendir.
  • Mirasçıların takipsizliği davanın kayıttan düşmesi sonucunu doğurur.
  • Bilinmeyen belirleyici olgular kararın revizyonunu zorunlu kılabilir.
  • Mirasçı yokluğunda davaya devam edilmesi zorunlu değildir.

Bu karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde görülmekte olan bir davada veya karar verilme aşamasında başvuruculardan birinin vefat etmesi ve bu durumun Mahkeme tarafından ancak karar verildikten sonra öğrenilmesi halinin hukuki sonuçlarını netleştirmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Mahkeme İçtüzüğü uyarınca kararın revizyonu kurumunun işletilebilmesi için, kararın verildiği tarihte Mahkeme tarafından bilinmeyen ve kararın sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikte yeni bir olgunun ortaya çıkması gerekmektedir. Somut olayda başvurucunun ölümü tam da bu nitelikte belirleyici bir olgu olarak kabul edilmiştir. Mahkemenin yargılama sürecini sağlıklı bir şekilde yürütebilmesi ve kararlarının icra edilebilir olması için tarafların hukuki statülerindeki bu tür köklü değişikliklerin zamanında bildirilmesi esastır.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar, vefat eden başvurucuların mirasçılarının veya yakın akrabalarının davayı takip etme iradelerini açıkça ortaya koymamaları durumunda Mahkemenin takınacağı tavrı açıkça göstermektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemi, insan haklarına saygı ilkesi özel bir inceleme gerektirmedikçe, sahipsiz kalan veya mirasçılarca sahiplenilmeyen başvuruların kayıttan düşürülmesi yönünde kesin bir pratik geliştirmiştir. Bu karar, hem ulusal hükümetlerin icra aşamasında karşılaştıkları fiili imkânsızlıkları giderme bakımından İçtüzük hükümlerinin nasıl etkin bir şekilde işletileceğini göstermekte hem de başvurucu vekillerine müvekkillerinin hayatta olup olmadığını takip etme ve mirasçıların davaya katılımını sağlama konusundaki usuli ve mesleki yükümlülüklerini hatırlatmaktadır. Ayrıca, davaya devam eden diğer başvurucuların hak kaybına uğramaması adına yargılama giderlerinin onlara tahsis edilmesi, Mahkemenin hakkaniyetli yaklaşımını yansıtmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Romanya Hükümeti ile Holokost mağduru olan iki Rumen vatandaşı, Leonard Zăicescu ve Ana Fălticineanu arasındaki uzun soluklu bir davanın karar sonrasındaki icra aşamasında ortaya çıkan usuli bir sorundan kaynaklanmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 23 Nisan 2024 tarihinde verdiği asıl kararda, Holokost ile bağlantılı insanlık suçlarından hüküm giymiş üst düzey askeri yetkililerin daha sonradan gizli bir olağanüstü temyiz süreciyle beraat ettirilmesi nedeniyle başvurucuların özel hayata saygı ve ayrımcılık yasağı kapsamındaki haklarının ihlal edildiğine hükmetmişti. Bu karar kapsamında her iki başvurucu lehine müştereken yargılama giderlerine de hükmedilmişti. Ancak Romanya Hükümeti yetkilileri, tazminat ve giderlere ilişkin kararın icrası aşamasında işlem yapmaya çalışırken, ikinci başvurucu Ana Fălticineanu'nun aslında Mahkeme kararından çok önce, 28 Kasım 2020 tarihinde vefat etmiş olduğunu öğrenmiştir. Bu gelişme üzerine Hükümet, vefat eden bir kişi yönünden kararın maddi olarak yerine getirilmesinin fiilen imkânsız olduğunu ve Mahkemenin bu durumu bilmeden karar verdiğini belirterek, İçtüzük kuralları gereğince Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden 23 Nisan 2024 tarihli asıl kararın yeniden ele alınarak revize edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, önüne gelen bu özgün uyuşmazlığı çözerken temel olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 37. maddesi hükümlerine dayanmıştır. Söz konusu kurallar, uluslararası yargılamanın ciddiyetini ve kararların uygulanabilirliğini teminat altına almayı amaçlamaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80. maddesi, kararların revizyonu (gözden geçirilmesi) usulünü ayrıntılı olarak düzenlemektedir. Bu kurala göre, Mahkemenin karar verdiği tarihte kendisi tarafından bilinmeyen, ilgili tarafın makul koşullar altında bilmesinin beklenemeyeceği ve kararın sonucunu belirleyici nitelikte etkileyebilecek öneme sahip yeni bir olgunun sonradan keşfedilmesi halinde, taraflardan biri söz konusu kararın revize edilmesini talep edebilir. Başvurucunun yargılama süreci devam ederken vefat etmesi ve bu hayati durumun Mahkemeden gizli kalması, yerleşik içtihatlara göre tam da bu madde kapsamında "karar üzerinde belirleyici etkiye sahip yeni bir olgu" olarak nitelendirilmektedir. Talebin yasal süresi içinde, yani olgunun öğrenilmesinden sonra gecikmeksizin yapılması da bu kuralın işletilmesi için şarttır.

Diğer yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 37. maddesinin 1. fıkrası, Mahkemenin derdest olan başvuruları kayıttan düşürme yetkisini ve bunun maddi şartlarını düzenler. Kural olarak, bir başvurucunun davası devam ederken vefat etmesi halinde, yasal mirasçıları veya yakın akrabaları davayı takip etme niyetlerini Mahkemeye açıkça bildirdikleri takdirde yargılamaya onların üzerinden devam olunur. Ancak, mirasçıların veya yakınların davayı sürdürme yönünde herhangi bir talepleri olmazsa, Mahkeme Sözleşme'nin 37. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca, davanın incelenmesine devam edilmesini haklı kılan bir neden kalmadığı veya başvurucunun (veyahut mirasçılarının) davayı takip etme niyetinin olmadığı gerekçesiyle başvuruyu kayıttan düşürebilir. Mahkeme, Sözleşme ve Protokollerinde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesinin davanın esastan incelenmesini gerektirdiği istisnai durumlar dışında, sahipsiz kalan başvuruları listeden çıkarma konusunda geniş bir takdir yetkisine sahiptir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, somut olayda öncelikle Hükümetin kararın revizyonu yönündeki talebinin usule ve esasa uygunluğunu titizlikle değerlendirmiştir. Dosya kapsamındaki belgelerden ve Hükümetin bildirimlerinden anlaşıldığı üzere, ikinci başvurucu Ana Fălticineanu, asıl ihlal kararının verildiği 23 Nisan 2024 tarihinden çok uzun bir süre önce, 28 Kasım 2020 tarihinde vefat etmiştir. Mahkeme, yargılama sürecini doğrudan ilgilendiren bu vefat olayının, kararın verildiği tarihte kendisi tarafından bilinmeyen ve şüphesiz ki kararın içeriğini ve sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte belirleyici bir olgu olduğunu tespit etmiştir. Hükümetin bu durumu ancak Ekim 2024 tarihinde, kararın icra sürecini yürütmeye çalışırken makul ve haklı bir şekilde sonradan öğrendiği ve durumu öğrenmesinin ardından 12 Kasım 2024 tarihinde süresi içinde Mahkemeye başvurarak revizyon talebinde bulunduğu kabul edilmiştir.

Sürecin adil yürütülmesi amacıyla Mahkeme, iddialar üzerine başvurucuların resmi temsilcisine ulaşıp beyanlarını sunması için fırsat tanımıştır. Temsilci, sunduğu beyanda Hükümetin revizyon talebinin reddedilmesini istemiş olsa da, asıl kritik olan noktayı eksik bırakmış ve vefat eden ikinci başvurucunun yerine geçerek davayı Mahkeme önünde takip etmek isteyen herhangi bir yasal mirasçının veya yakın akrabanın varlığından söz etmemiştir. Kendi yerleşik ve tutarlı içtihatları doğrultusunda hareket eden Mahkeme, vefat eden başvurucunun yerine geçerek davayı devam ettirme iradesi gösteren bir mirasçının veya ilgilinin bulunmaması durumunda, o kişi yönünden davaya devam etmenin hukuki bir anlamı kalmadığını vurgulamıştır. Ayrıca, birinci başvurucu Leonard Zăicescu yönünden asıl kararın ihlal tespitiyle birlikte aynen yürürlükte kalması nedeniyle, İnsan Hakları Sözleşmesi ve Ek Protokollerinde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesinin, mirasçıları tarafından takip edilmeyen ikinci başvurucu yönünden de incelemeye devam edilmesini zorunlu kılan istisnai ve özel bir durum yaratmadığı açıkça değerlendirilmiştir.

Tüm bu hukuki değerlendirmeler ışığında, asıl kararın revize edilmesine, birinci başvurucu hakkındaki hükümlerin tamamen korunmasına, ancak vefat eden ve davası sahiplenilmeyen ikinci başvurucu yönünden hukuki sürecin sonlandırılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, önceki kararda her iki başvurucuya müştereken ödenmesine hükmedilen 8.500 avro tutarındaki yargılama giderlerinin tamamının, hak kaybına mahal vermemek adına, hayatta olan ve davayı sürdüren birinci başvurucuya ödenmesine karar verilerek hukuki ve mali denge sağlanmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Hükümetin revizyon talebini haklı bularak 23 Nisan 2024 tarihli kararın revize edilmesi ve vefat eden ikinci başvurucu yönünden dosyanın kayıttan düşürülmesi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: