Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2020/40396 BN.

Karar Bülteni

AYM 2020/40396 BN.

Anayasa Mahkemesi | Suat Elmas | 2020/40396 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/40396
Karar Tarihi 27.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kötü muamele iddiaları derhâl ve etkili soruşturulmalıdır.
  • Kolluğun güç kullanımı zorunlu ve orantılı olmalıdır.
  • Kötü muamele vakalarında tüm deliller eksiksiz toplanmalıdır.
  • Soruşturma süreci her aşamada kamu denetimine açılmalıdır.

Bu karar, kolluk kuvvetlerinin güç kullanımı sınırları ile bu sınırlar aşıldığında yürütülmesi gereken ceza soruşturmalarının niteliği bakımından son derece kritik bir anlama sahiptir. Anayasa Mahkemesi, devletin kişi dokunulmazlığını koruma yükümlülüğünün sadece fiziksel şiddetten kaçınmayı değil, aynı zamanda iddia edilen şiddet eylemlerini aydınlatacak etkili bir hukuki mekanizma kurmayı da içerdiğini bir kez daha vurgulamıştır. Soruşturma makamlarının, olayı aydınlatabilecek her türlü delili toplama konusundaki isteksizliğinin veya ihmalinin, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlali anlamına geleceği net bir şekilde ortaya konulmuştur.

Benzer davalarda emsal teşkil edecek olan bu karar, özellikle gözaltı ve yakalama süreçlerinde kolluk görevlileri hakkında ileri sürülen şiddet iddialarının yüzeysel soruşturmalarla kapatılamayacağını göstermesi açısından uygulamada büyük öneme sahiptir. Savcılık makamlarının, sadece kolluk tutanakları ile yetinmeyerek kamera kayıtları, çelişen tıbbi raporlar ve tanık beyanlarını derinlemesine incelemesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu çerçevede, kolluk şiddetine dair soruşturmaların bağımsız, hızlı ve tüm delillerin titizlikle değerlendirildiği bir usulle yürütülmesi prensibi, uygulamadaki savcılık pratikleri açısından yol gösterici bir rehber niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu ve beraberindeki iki kişi, içinde bulundukları aracın polis ekiplerince şüpheli bulunarak durdurulmasının ardından yaşanan sözlü tartışma ve direnme iddiaları sonucunda gözaltına alınmıştır. Başvurucu, olay yerinde aracına bindirilirken, karakola götürüldüğü araç içinde ve karakoldaki büro amirliğinde polis memurları tarafından defalarca darbedildiğini ve kendisine hakaret edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu, şiddet uygulayan polis memurları hakkında şikâyetçi olmuş, olayla ilgili ceza soruşturması başlatılmıştır. Ancak Cumhuriyet Başsavcılığı, polis memurlarının görevlerini ifa ederken direnen başvurucuya orantılı güç kullandıkları gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Sulh Ceza Hâkimliğinin de itirazı reddetmesi üzerine başvurucu; darp raporlarının bulunmasına ve olay yeri kamera kayıtlarının incelenmemesine rağmen eksik soruşturmayla dosyanın kapatıldığını ileri sürerek kötü muamele yasağının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kişi dokunulmazlığı ve maddi ile manevi varlığın korunması hakkı kapsamında, kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. Kötü muamele yasağı, demokratik bir toplumun en temel değerlerinden biri olup hiçbir istisnaya veya sınırlandırmaya tabi tutulamaz.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, bir kişinin fiziksel ve ruhsal bir saldırıya uğradığına dair savunulabilir bir iddiası bulunduğunda devletin usule ilişkin pozitif yükümlülükleri devreye girmektedir. Bu tür iddialar karşısında derhâl ve etkili bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Etkili bir soruşturmanın temel prensipleri; soruşturmanın olaya karışanlardan bağımsız makamlarca yürütülmesi, makul bir özen ve süratle hareket edilmesi, mağdurun erişimine ve kamu denetimine açık olmasıdır.

Ayrıca kamu görevlilerinin güç kullanma yetkisi, ancak meşru bir amaca ulaşmak için zorunlu ve orantılı bir biçimde uygulanabilir. Savcılık makamlarının, olayı aydınlatabilecek her türlü delili (birbiriyle çelişen tıbbi raporlar, tanık ifadeleri, güvenlik kamerası görüntüleri vb.) eksiksiz bir şekilde toplaması ve kullanılan gücün mutlak surette gerekli olup olmadığını nesnel bir şekilde değerlendirmesi şarttır. Soruşturma sonucunda verilecek kararların temelden yoksun ve aceleci çıkarımlara dayanmaması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için tüm araştırma işlemlerinin titizlikle yapılması esastır. Bu asgari şartları sağlamayan eksik incelemeli kararlar, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlaline neden olur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddiaları ve dosyadaki deliller ışığında soruşturma makamlarının yürüttüğü süreci detaylı olarak incelemiştir. Başvurucu, yalnızca olay yerinde değil, gözaltına alınarak polis aracına bindirildiğinde ve karakolda bekletildiği sırada da darbedildiğini açıkça öne sürmüştür. Başvurucunun yanındaki diğer şüpheliler de başvurucunun polis aracına bindirildiğinde sadece dudağının kanadığını beyan etmişlerdir. Buna karşılık, başvurucu hakkında olay günü alınan ilk adli muayene raporuna muayene saati dahi yazılmamış, ertesi gün alınan ikinci kapsamlı raporda ise ilk raporda bulunmayan ek bulgulara (vücudun farklı bölgelerinde sıyrık, şişlik, morluk ve sol üreme organında kontüzyon gibi) rastlanmıştır.

Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Başsavcılığının bu açık çelişkileri gidermek için herhangi bir çaba göstermediğini tespit etmiştir. İlk raporun hangi saatte alındığının hastaneden sorulmaması, başvurucunun karakola girerken sağlıklı olup olmadığını belirleyebilecek güvenlik kamerası kayıtlarının temin edilmemesi ve sonradan alınan rapordaki ek tıbbi bulguların kaynağının araştırılmaması ciddi eksiklikler olarak görülmüştür. Ayrıca, başvurucu tarafından fotoğraflarından teşhis edilen şüpheli polis memurlarının ifadelerine başvurulmamıştır. Savcılık, yalnızca olay yerindeki yakalama işlemi sırasında kullanılan gücü değerlendirmekle yetinmiş; polis aracında ve karakolda meydana geldiği iddia edilen şiddet eylemlerine yönelik hiçbir bağımsız inceleme veya değerlendirme yapmamıştır.

Soruşturma makamının, olayı aydınlatmaya yarayacak en temel delilleri toplamadan, eksik inceleme ile çabuk ve temelden yoksun bir sonuca vararak kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermesi, devletin etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü ile bağdaşmamaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasına ve başvurucuya 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: