Anasayfa Karar Bülteni AYM | Şener Erzengin ve Ceylan Çıtak | BN....

Karar Bülteni

AYM Şener Erzengin ve Ceylan Çıtak BN. 2022/49094

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/49094
Karar Tarihi 27.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kanuni düzenlemeyle alacak tahsilinin engellenmesi hak ihlalidir.
  • Yargılama sürerken getirilen kanunlar mülkiyet hakkını zedeleyemez.
  • Alacağa kavuşamamak etkili başvuru hakkını ihlal eder.
  • Devlet, alacağın tahsili için etkili mekanizmalar kurmalıdır.

Bu karar hukuken, bireylerin hak arama hürriyeti ve mülkiyet hakkının yasama organının müdahalelerine karşı korunması bağlamında son derece kritik bir öneme sahiptir. Karar, vatandaşların alacaklarını tahsil etmek amacıyla yargı sistemine başvurdukları bir dönemde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan ve devam eden davaları sonuçsuz bırakan kanuni düzenlemelerin anayasal sınırlara tabi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargılama sürecinde yapılan bir mevzuat değişikliği ile alacaklının tahsil imkânının hukuken ve fiilen ortadan kaldırılmasını, mülkiyet hakkına ve etkili başvuru hakkına yönelik ağır bir ihlal olarak nitelendirmektedir.

Bu içtihadın benzer davalardaki emsal etkisi oldukça güçlüdür. Zira karar, benzer uyuşmazlıklarda verilen emsal kararların tesadüfi olmadığını ve bu yöndeki hak ihlallerinde istikrarlı bir hukuki koruma sağlandığını göstermektedir. Uygulamadaki önemi ise, devam eden derdest davalarda yasama organının kanun çıkararak hukuki mekanizmaları işlevsiz hâle getirmesi durumunda, vatandaşların Anayasa Mahkemesi yoluyla haklarını arayabileceklerini ve yeniden yargılama talep edebileceklerini güvence altına almasından kaynaklanmaktadır. Bu sayede idarenin ve yasamanın, yargısal süreçleri kanun yoluyla etkisizleştirme çabalarına karşı sağlam bir hukuki set çekilmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Şener Erzengin ve Ceylan Çıtak adlı vatandaşlar, bir şirkete yatırdıkları paranın kendilerine iade edilmesi amacıyla hukuk mahkemelerinde alacak davası açmışlardır. Yargılama süreci devam ederken Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan yeni bir kanuni düzenleme ile bu tür alacakların tahsil edilmesinin önü hukuken kapatılmıştır. Başvurucular, devam eden davalarında haklarını aramaya çalışırken yürürlüğe giren bu yasa sebebiyle alacaklarını tahsil etme imkânından tamamen mahrum bırakılmışlardır. Hukuki yollara başvurmalarına rağmen devletin çıkardığı kanun neticesinde paralarını alamayan başvurucular, mahkemelerin bu duruma sessiz kalması üzerine mülkiyet haklarının ve hak arama hürriyetlerinin ellerinden alındığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve mağduriyetin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasını talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu tür uyuşmazlıklarda temel olarak mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının gereklerini incelemektedir. Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca herkes mülkiyet hakkına sahiptir ve bu hak ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Kişilerin meşru beklentiye dayalı alacak hakları da bu anayasal koruma kapsamındadır. Mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülükler çerçevesinde, uyuşmazlıkların çözümü için etkili, ulaşılabilir ve başarı şansı sunan hukuki mekanizmaların kurulması zorunludur.

Öte yandan, Anayasa'nın 40. maddesi kapsamında düzenlenen etkili başvuru hakkı, anayasal bir hakkı ihlal edilen kişilerin yetkili makamlara başvurma ve hakkının ihlal edildiğini ileri sürme imkânını güvence altına alır. Bireylerin mülkiyet hakkına ilişkin uyuşmazlıklarını mahkemeler önüne taşıyabilmeleri tek başına yeterli değildir; aynı zamanda açılan davanın sonucunda hakkın fiilen elde edilebilmesine olanak sağlayan bir hukuki altyapının varlığı da şarttır.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, bireyler alacaklarının tahsili için uygun hukuki yollara başvurduktan sonra, bizzat kamu otoritesi tarafından yapılan yasal bir düzenleme ile bu hukuki yolların anlamsız hâle getirilmesi hukuken kabul edilemez. Yargılama sırasında çıkarılan bir kanun ile davacının alacağına kavuşmasının veya başlattığı hukuki mekanizmayı işletmesinin imkânsız kılınması, devletin hak arama hürriyeti ve mülkiyet hakkı bağlamındaki anayasal yükümlülüklerine aykırılık teşkil eder. Nitekim Yüksek Mahkeme, Turgay Kılıç başvurusunda tesis ettiği yerleşik ilkelerde, kişilerin hukuki yolları işletme imkânından kanuni düzenlemeyle yoksun bırakılmasını doğrudan doğruya etkili başvuru hakkının ihlali olarak tanımlamıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, Şener Erzengin ve Ceylan Çıtak tarafından yapılan başvuruyu incelerken, uyuşmazlığın temelindeki olay ve olguların daha önce karara bağlanan yerleşik içtihat niteliğindeki emsal kararlarla birebir benzer nitelikte olduğunu tespit etmiştir. Başvurucuların şirketten olan alacaklarını tahsil etmek üzere açtıkları dava devam ederken, yasama organı tarafından yürürlüğe konulan bir kanuni düzenleme ile alacağın tahsil edilme olanağının yasal olarak ortadan kaldırıldığı görülmüştür.

Yüksek Mahkeme, somut olayda başvurucuların, şirkete yatırdıkları paranın iadesi için hukukun öngördüğü uygun yollara başvurduklarını ve yasal haklarını aramak üzere dava açtıklarını gözlemlemiştir. Ancak yargılama esnasında mevzuatta yapılan değişiklik, başvurucuların ellerindeki yargısal mekanizmaları işletme imkânını ellerinden almış, açılan davayı pratikte tamamen etkisiz ve anlamsız hâle getirmiştir. Anayasa Mahkemesi, devletin, kişilerin alacaklarını tahsil edebilmeleri için kurduğu hukuki mekanizmaları, yargılama sürerken yine kendi çıkardığı yasalarla işlevsiz bırakmasının mülkiyet hakkının korunması yükümlülüğüyle bağdaşmadığına vurgu yapmıştır.

İncelenen dosyada, ilgili emsal kararlarda açıklanan anayasal ilkelerden ve ulaşılan hukuki sonuçtan ayrılmayı gerektiren herhangi bir farklı durum veya istisnai olgu bulunmadığı saptanmıştır. Mahkeme, kanun koyucunun yaptığı müdahalenin, başvurucuların mülkiyet hakkını korumak için kullanabilecekleri etkili bir başvuru yolunu fiilen ortadan kaldırdığını belirtmiştir. İhlalin doğrudan doğruya kanuni düzenlemeden ve bu düzenlemenin sürmekte olan davaya uygulanmasından kaynaklandığı, bu hukuka aykırı durumun da ancak yeniden yargılama yapılarak giderilebileceği ifade edilmiştir. Yeniden yargılama sürecinde kararın gönderildiği yargı mercilerinin, Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren ve belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: