Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Ahmet Çağatay Tınmaz Kararı 2019/25763 B.

Anayasa Mahkemesi Ahmet Çağatay Tınmaz Kararı 2019/25763 B.

Bu karar, ceza infaz kurumlarındaki aşırı kalabalıklaşma sorununun Anayasa ile güvence altına alınan kötü muamele yasağı yönünden incelenmesinde uygulanacak asgari kişisel alan standartlarını netleştirmesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Mahkeme, mahpuslara sağlanan kişisel yaşam alanının üç metrekarenin altına düştüğü durumları doğrudan bir ihlal karinesi olarak kabul ederken, üç ila dört metrekare arasındaki durumlarda cezaevinin sunduğu diğer imkanların ihlal tespitinde belirleyici olduğunu açıkça ortaya koymuştur. İdarenin cezaevi kapasite aşımından kaynaklı yönetimsel zorlukları, mahpusun insan onuruna yaraşır asgari yaşam standartlarının altına düşürülmesini haklı gösteren bir argüman olmaktan çıkarılmıştır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2019/25763
Karar Tarihi 18.12.2024
Taraf Ahmet Çağatay Tınmaz
Karar Sonucu Kısmen İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kişisel alanın üç metrekareden az olması karinedir.
  • gavel Açık hava ve hijyen tutulma koşullarını etkiler.
  • gavel Mahpusa kişisel uyku alanı mutlaka sağlanmalıdır.
  • gavel Yerde yatırılmak tek başına kötü muamele sayılmayabilir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarındaki aşırı kalabalıklaşma sorununun Anayasa ile güvence altına alınan kötü muamele yasağı yönünden incelenmesinde uygulanacak asgari kişisel alan standartlarını netleştirmesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Mahkeme, mahpuslara sağlanan kişisel yaşam alanının üç metrekarenin altına düştüğü durumları doğrudan bir ihlal karinesi olarak kabul ederken, üç ila dört metrekare arasındaki durumlarda cezaevinin sunduğu diğer imkanların ihlal tespitinde belirleyici olduğunu açıkça ortaya koymuştur. İdarenin cezaevi kapasite aşımından kaynaklı yönetimsel zorlukları, mahpusun insan onuruna yaraşır asgari yaşam standartlarının altına düşürülmesini haklı gösteren bir argüman olmaktan çıkarılmıştır.

Kararın benzer davalardaki emsal etkisi, kalabalıklaşan cezaevleri nedeniyle mahpusların infaz hakimliklerine ve Anayasa Mahkemesine yapacakları başvurularda devletin pozitif yükümlülüklerini nasıl yerine getirmesi gerektiğini göstermesi açısından kritiktir. Özellikle yer yatağında yatırılma iddiasının, mahpusun kendine ait yatak ve nevresimi bulunduğu sürece ve diğer fiziksel, sıhhi koşullar elverişli olduğunda tek başına kötü muamele yasağının ihlali sayılamayacağına yönelik tespit, uygulamadaki idari denetimler ve itiraz mekanizmalarında doğrudan referans alınacaktır. Bu yönüyle karar, hem idarenin hem de mahpusların hak ve yükümlülüklerinin sınırlarını kesin hatlarla çizmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Somut uyuşmazlık, bir ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan başvurucunun, kapasitesinin çok üzerinde kişinin barındırıldığı bir koğuşta tutulması ve uzun süre yerde yatmak zorunda bırakılması iddialarından kaynaklanmaktadır. Başvurucu, on dört kişilik bir odada kapasitenin çok üzerinde kişiyle kalmaya zorlandığını, ranzada yer olmadığı için aylarca yerde yattığını ve geçirdiği ameliyat nedeniyle yerde yatmasının sağlık durumunu tehlikeye attığını, bu durumun psikolojisini de bozduğunu belirterek cezaevi idaresine ve infaz hakimliğine başvurmuştur. Söz konusu taleplerinin ülkenin olağanüstü şartları ve cezaevi yoğunluğu gerekçe gösterilerek reddedilmesi ve itiraz sürecinin de aleyhine sonuçlanması üzerine başvurucu, asgari yaşam ve hijyen standartlarının sağlanamaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve uğradığı manevi zararların tazmin edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı karara bağlarken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17 hükmünde düzenlenen maddi ve manevi varlığın korunması hakkı ile kötü muamele yasağına dayanmıştır. Bu yasak mutlak bir nitelik taşımakta olup, savaş veya olağanüstü hallerde dahi askıya alınamaz. Bu ilke çerçevesinde mahpusların, özgürlüklerinden mahrum bırakılmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla bir sıkıntı veya eziyet çekecekleri bir duruma sokulmamaları anayasal bir güvencedir.

Mahkeme, yerleşik içtihatları çerçevesinde mahpusların tutulduğu çok kişilik koğuşlarda kişi başına düşen yüzey alanının asgari üç metrekare olması prensibini benimsemiştir. Yüzey alanı hesaplanırken banyo, tuvalet ve havalandırma bahçesi gibi ortak kullanım ve sıhhi alanlar hariç tutulmakta, mobilyaların kapladığı alan ise hesaplamaya dahil edilmektedir. Kişi başına düşen alanın üç metrekarenin altına düştüğü hallerde kötü muamele yasağının ihlal edildiğine dair doğrudan güçlü bir karine oluşur. Bu karine ancak; alan azalmasının kısa süreli ve ara sıra olması, koğuş dışı yeterli dolaşım özgürlüğü ile etkinliklerin sağlanması ve ceza infaz kurumunun genel şartlarının uygun nitelikte bulunması gibi kümülatif unsurların bir arada bulunmasıyla idare tarafından çürütülebilir.

Kişisel alanın üç ila dört metrekare arasında olduğu durumlarda ise salt alan faktörü ihlal tespiti için yeterli görülmemekte; temel sıhhi ve hijyen gereklerine uygunluk, havalandırma, doğal ışığa erişim, sıcak ve soğuk su temini ve kişisel bir uyku alanının bulunup bulunmadığı gibi diğer tutulma koşulları bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Her halükarda, mahpusun bir yatağı başkalarıyla paylaşmak veya vardiyalı uyumak zorunda bırakılması insan onuruna aykırı kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun tutulduğu farklı koğuşlardaki kişisel yaşam alanlarını resmi günlük sayım tutanakları üzerinden hesaplayarak iki ayrı başlık altında titiz bir inceleme yapmıştır. İlk olarak, başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulduğu sürenin yüz kırk günlük bölümünde, aralıksız olarak yüz on bir gün boyunca üç metrekarenin altında bir kişisel alana sahip olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, üç metrekarenin altındaki bu yüz kırk günlük tutulma süresinin kısa süreli, küçük çaplı ve ara sıra yaşanan bir azalma olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Bu nedenle söz konusu süre zarfındaki alan azalmasının, Anayasa'nın güvence altına aldığı kötü muamele yasağını ihlal ettiğine dair oluşan güçlü karineyi çürütecek idari unsurlardan yoksun olduğu ve asgari ağırlık eşiğine fazlasıyla ulaştığı saptanmıştır.

Diğer taraftan, başvurucunun üç ila dört metrekare arasında kişisel yaşama sahip olduğu yaklaşık on yedi aylık dönem yönünden ceza infaz kurumunun sunduğu diğer fiziksel imkanlar incelenmiştir. Mahkeme, bu dönemde başvurucunun gün ışığından ve havalandırma bahçesinden gün boyunca sınırsız yararlanabildiğini, kişi başı günlük tahsis edilen sıcak ve soğuk suya erişimi ile tuvalet ve banyo imkanlarının nicelik ve nitelik olarak yeterli olduğunu belirlemiştir. Ayrıca başvurucunun aylarca yerde yatmak zorunda kaldığı yönündeki şikayetleri incelenirken; mahpusun kendine ait kişisel bir yer yatağının, nevresiminin ve battaniyesinin bulunduğu, yatağını başkasıyla paylaşmak zorunda kalmadığı, ayrıca yerde yatmasının geçirdiği ameliyat sebebiyle tıbbi açıdan sakıncalı olduğunu gösteren herhangi bir sağlık raporu veya belgenin de dosyaya ibraz edilmediği göz önünde bulundurulmuştur. Dolayısıyla, üç ila dört metrekare alan sağlanan bu dönem açısından cezaevindeki genel tutulma koşullarının başvurucu üzerinde ağır bir bedensel veya ruhsal yüke neden olmadığı saptanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucunun üç metrekareden daha az kişisel alana sahip olduğu dönem yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ve yüz bin Türk Lirası manevi tazminat ödenmesine, üç metrekareden fazla kişisel alan sağlanan dönem yönünden ise anayasal hak ihlali bulunmadığına karar vererek başvuruyu kısmen kabul etmiştir.

Cezaevinde koğuş çok kalabalık, adım atacak yer yok. Bu hak ihlali mi? expand_more
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, çok kişilik koğuşlarda mahpus başına düşen kişisel alanın üç metrekarenin altına düşmesi, Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü muamele yasağının ihlal edildiğine dair güçlü bir karine oluşturmaktadır. Kişisel alan hesaplanırken banyo, tuvalet ve havalandırma alanları hesaba katılmaz, ancak mobilyaların kapladığı alan hesaplamaya dâhil edilir. İdarenin kapasite aşımını veya yönetimsel zorlukları mazeret göstermesi, asgari yaşam standartlarının ihlal edilmesini haklı kılmaz. Üç metrekarenin altındaki bu daralma çok kısa süreli ve istisnai değilse, hukuken hakkınızın ihlal edildiği kabul edilir.
Koğuşta ranza kalmadığı için yerde sünger yatakta yatıyorum. Dava açabilir miyim? expand_more
Sadece yerde yatıyor olmanız, tek başına kötü muamele yasağının ihlali olarak değerlendirilmemektedir. Yüksek Mahkeme, size ait kişisel bir yer yatağınız, nevresiminiz ve battaniyeniz varsa ve yatağınızı başkasıyla paylaşmak ya da vardiyalı uyumak zorunda bırakılmıyorsanız bunu insan onuruna aykırı bulmamaktadır. Kişisel alanınız üç ila dört metrekare arasındaysa ve cezaevinin sunduğu gün ışığı, havalandırma, banyo, sıcak ve soğuk su gibi fiziksel koşullar yeterliyse yer yatağında yatırılmanız anayasal bir ihlal oluşturmaz. Ancak kişisel alanınız 3 metrekarenin altındaysa her halükarda dava yoluna gidebilirsiniz.
Aşırı kalabalık koğuşta kaldığım için devletten tazminat alabilir miyim? expand_more
Evet, yasal koşulları oluştuysa uğradığınız ihlal nedeniyle devletten manevi tazminat talep edebilirsiniz. Anayasa Mahkemesi emsal bir kararında, kapasitenin çok üzerinde mahpusun barındırıldığı bir koğuşta yüz on bir gün boyunca kesintisiz olarak üç metrekarenin altında bir alanda kalmak zorunda bırakılan başvurucuya 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Yaşadığınız yoğunluk kısa süreli geçici bir durum değilse ve asgari standartlar sağlanamıyorsa, bireysel başvuru yoluyla tazminat hakkınızı arayabilirsiniz.
Ameliyatlıyım ama cezaevinde yerde yatırılıyorum. Ne yapmam lazım? expand_more
Sağlık sorunlarınız veya geçirdiğiniz bir ameliyat nedeniyle yerde yatmanızın tıbbi açıdan risk oluşturduğunu iddia ediyorsanız, bu durumu mutlaka resmi bir sağlık raporu veya belge ile kanıtlamanız gerekmektedir. Emsal Anayasa Mahkemesi kararında, başvurucunun ameliyatlı olmasına rağmen yerde yatmasının sakıncalı olduğunu gösteren herhangi bir rapor sunamaması nedeniyle bu şikayeti yönünden ihlal bulunmamıştır. Bu sebeple, vakit kaybetmeden cezaevi tabipliğinden veya sevk edileceğiniz hastaneden tıbbi durumunuzun yerde yatmaya elverişli olmadığını belirten bir rapor almalı ve hukuki başvurularınızı bu belgeye dayandırarak yapmalısınız.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir