Anasayfa Karar Bülteni AYM | Neşet Sakarya | BN. 2021/21545

Karar Bülteni

AYM Neşet Sakarya BN. 2021/21545

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/21545
Karar Tarihi 16.04.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kişi başına düşen yaşam alanı esastır.
  • Üç metrekare altı alan güçlü ihlal karinesidir.
  • Alan darlığı kısa ve geçici olmalıdır.
  • Cezaevi kapasite aşımı kötü muamele oluşturabilir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında barındırılan mahpusların tutulma koşullarının asgari insani standartlara uygun olması gerektiğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Mahpuslara ayrılan kişisel yaşam alanının belirli bir metrekarenin altına düşmesi, tek başına kötü muamele yasağının ihlali için yeterli bir hukuki zemin hazırlamaktadır. Özellikle kapasite aşımı gibi idari ve yapısal sorunların, mahpusların insan onuruna yaraşır şekilde barındırılmasına yönelik devletin asli yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı Yüksek Mahkeme tarafından vurgulanmıştır. İdarenin, salgın hastalık gibi olağanüstü durumları gerekçe göstererek kalabalık koğuş uygulamalarını uzun süre ve kalıcı olarak devam ettirmesinin hukuken korunamayacağı çok açıkça ifade edilmiştir.

Benzer uyuşmazlıklarda bu karar, cezaevi doluluk oranlarının mahpusların temel hakları üzerindeki etkisini değerlendirmede çok güçlü ve bağlayıcı bir emsal teşkil etmektedir. Uygulamada, ceza infaz kurumlarının fiziksel koşulları değerlendirilirken salt yatak sayısı değil, mahpusun serbestçe hareket edebileceği net kullanım alanının her zaman esas alınması gerektiği sabitleşmiştir. Kişi başına düşen net yaşam alanının üç metrekarenin altında kalmasının güçlü bir ihlal karinesi yarattığı ve bu olumsuz durumun ancak çok kısa süreli, son derece istisnai hâllerde tolere edilebileceği ilkesi, hem cezaevi idareleri hem de infaz hâkimlikleri için temel bir denetim kriteri olmuştur. Bu durum, kamu idarelerini yeni ve etkili önlemler almaya, infaz süreçlerini uluslararası insan hakları standartlarıyla uyumlu hâle getirmeye sevk edecek oldukça önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunduğu süre zarfında aşırı kalabalık koğuşlarda barındırıldığı, yer darlığı sebebiyle yerde yatmak zorunda bırakıldığı ve asgari hijyen ile yaşam koşullarının sağlanmadığı gerekçesiyle cezaevi idaresine başvurmuştur. İdare, kapasite aşımının koronavirüs salgını kapsamında alınan karantina tedbirlerinden kaynaklandığını belirterek bu talebi reddetmiştir. Başvurucunun infaz hâkimliğine yaptığı şikâyet kabul edilmiş ve idarenin kararı iptal edilmişse de itiraz mercii olan ağır ceza mahkemesi, salgın tedbirlerini zorunluluk olarak değerlendirerek idareyi haklı bulmuş ve infaz hâkimliğinin kararını kaldırmıştır. Bunun üzerine başvurucu, asgari yaşam standartlarının ihlal edildiği, yeterli hareket alanının bulunmadığı ve insan onuruna aykırı koşullarda tutulduğu gerekçesiyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürerek manevi tazminat talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.17 kapsamında koruma altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması hakkı ile kötü muamele yasağını merkeze almıştır. Bu anayasal kurala göre hiç kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. Anılan yasak mutlak nitelikte olup olağanüstü hâllerde dahi hiçbir şekilde askıya alınamamaktadır.

Yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, tutuklu ve hükümlülerin ceza infaz kurumlarındaki tutulma koşullarının insan onuruna yaraşır seviyede olması zorunludur. Mahpuslar, özgürlüklerinden mahrum bırakılmanın doğasında var olan kaçınılmaz elem ve ızdırap seviyesini aşan bir sıkıntıya maruz bırakılamazlar. Kötü muamele yasağı bağlamında, çok kişili koğuşlarda mahpus başına düşen net yüzey alanının asgari üç metrekare olması temel bir standart olarak kabul edilmektedir. Bu alan hesaplanırken tuvalet, banyo ve havalandırma bahçesi dikkate alınmazken mobilyaların kapladığı alan hesaba dâhil edilmektedir.

Bir mahpusa üç metrekareden daha az kişisel alan tahsis edilmesi, ayrı bir uyku yeri sağlanmaması veya koğuş içinde serbestçe hareket etme imkânının kısıtlanması hâlinde, tutulma koşullarının kötü muamele yasağını ihlal ettiğine dair güçlü bir karine oluşmaktadır. Bu karinenin çürütülebilmesi ancak alan darlığının çok kısa süreli, küçük çaplı ve ara sıra meydana gelmesi, söz konusu alan azalmalarının yeterli koğuş dışı etkinliklerle desteklenmesi ve infaz kurumunun genel şartlarının olumsuzluğu ağırlaştıracak başka unsurlar barındırmaması koşullarının birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun barındırıldığı ceza infaz kurumlarındaki fiziksel koşulları ve idare tarafından sunulan resmî verileri detaylı biçimde incelemiştir. Yapılan tespitlerde, başvurucunun şikâyetçi olduğu dönem zarfında kapasitesi 14 kişi olan odalarda yirmi beş kişiyle birlikte kaldığı anlaşılmıştır. Ceza İnfaz Kurumunun gönderdiği cevabi yazılara göre, koğuş içi sıhhi tesisler ve havalandırma bahçesi dışında kalan net yaşam alanı dikkate alındığında, başvurucuya toplam 1 yıl 21 gün boyunca 2,15 metrekare ile 2,86 metrekare arasında değişen, yani üç metrekarenin dahi altında kalan bir kişisel alan düştüğü sabittir.

Somut olayda, başvurucuya asgari üç metrekarelik kişisel alanın sağlanamamış olması, tek başına tutulma koşullarının kötü muamele yasağını ihlal ettiğine dair çok güçlü bir karine oluşturmuştur. Yüksek Mahkeme, bu ihlal karinesinin ortadan kalkıp kalkmadığını değerlendirirken alan daralmasının süresini, sıklığını ve boyutunu göz önünde bulundurmuştur. Başvurucunun 1 yıl 21 gün gibi uzun bir süre boyunca aralıksız olarak üç metrekarenin altında bir alanda barındırılması, söz konusu ihlalin kısa süreli, küçük çaplı veya ara sıra gerçekleşen istisnai bir durum olarak nitelendirilmesini imkânsız kılmıştır.

İdarenin, koronavirüs salgını tedbirleri ve karantina koğuşları oluşturulması sebebiyle kapasite aşımı yaşandığına yönelik savunması, ihlalin süresi ve boyutu karşısında kötü muamele yasağının mutlak doğasını esnetmeye hukuken yeterli bulunmamıştır. Meydana gelen alan azalmaları, başvurucuyu özgürlüğünden mahrum bırakılmanın doğasında olan kaçınılmaz elem düzeyinin çok ötesinde zorluklarla ve insan onuruna aykırı sıkıntılarla karşı karşıya bırakmış, gerekli asgari ağırlık eşiği fazlasıyla aşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, cezaevi koşullarından kaynaklanan alan yetersizliği sebebiyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği ve başvurucuya manevi tazminat ödenmesi yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: