Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Osman Sezer Kararı 2021/52130 B.

Anayasa Mahkemesi Osman Sezer Kararı 2021/52130 B.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların sahip olduğu ifade özgürlüğünün sınırları ile cezaevi idareleri tarafından verilen disiplin cezalarının hukuka uygunluk denetimi açısından son derece kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mahpusların odalarında yapılan aramalarda ele geçirilen materyaller veya dokümanlar nedeniyle tesis edilen disiplin cezalarının, yalnızca şeklî ve yüzeysel bir tespite dayandırılamayacağını açıkça ortaya koymuştur. Karar, bir eylemin disiplin suçu oluşturabilmesi için söz konusu eylemin kurumun güvenliğini, düzenini veya disiplinini bozacak nitelikte olduğunun idari ve yargısal merciler tarafından mutlaka ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ispatlanması gerektiğini güçlü bir biçimde vurgulamaktadır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2021/52130
Karar Tarihi 16.04.2025
Taraf Osman Sezer
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Cezaevi disiplin cezaları hak ihlali yaratabilir.
  • gavel Doküman bulundurmak disiplin suçu için yetmez.
  • gavel Kurum düzenini bozduğu somut gerekçeyle ispatlanmalıdır.
  • gavel Mahkemeler savunma iddialarını titizlikle incelemek zorundadır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların sahip olduğu ifade özgürlüğünün sınırları ile cezaevi idareleri tarafından verilen disiplin cezalarının hukuka uygunluk denetimi açısından son derece kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mahpusların odalarında yapılan aramalarda ele geçirilen materyaller veya dokümanlar nedeniyle tesis edilen disiplin cezalarının, yalnızca şeklî ve yüzeysel bir tespite dayandırılamayacağını açıkça ortaya koymuştur. Karar, bir eylemin disiplin suçu oluşturabilmesi için söz konusu eylemin kurumun güvenliğini, düzenini veya disiplinini bozacak nitelikte olduğunun idari ve yargısal merciler tarafından mutlaka ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ispatlanması gerektiğini güçlü bir biçimde vurgulamaktadır.

Uygulamada, ceza infaz kurumu idareleri ve infaz hâkimlikleri tarafından verilen kararlarda, mahpusların savunmalarının şablon gerekçelerle reddedildiği veya esasa etkili iddiaların hiç araştırılmadığı vakalar sıklıkla görülmektedir. Bu karar, mahpusların kendi lehlerine ileri sürdükleri makul ve araştırılabilir itirazların, infaz hâkimlikleri tarafından mutlak surette incelenmesi ve kararda tartışılarak karşılanması gerektiği yönünde önemli bir emsal teşkil etmektedir. Yargı mercilerinin eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle verdikleri kararların anayasal hak ihlallerine yol açacağı, idarenin keyfîliğe varan tutumlarının yargı eliyle düzeltilmesi gerektiği bu içtihatla bir kez daha ve çok net bir biçimde ilgili makamlara hatırlatılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. Olay tarihinde cezaevi görevlileri tarafından başvurucunun kaldığı koğuşta bir kısmi arama yapılmıştır. Yapılan bu arama esnasında, başvurucuya ait olduğu iddia edilen bir kitabın sayfaları arasına bantla yapıştırılmış, terör örgütü liderini övücü ifadeler içeren birtakım fotokopi kâğıtları ve notlar bulunmuştur.

Bunun üzerine cezaevi disiplin kurulu, suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapmak suçlamasıyla başvurucuya on beş gün hücreye koyma disiplin cezası vermiştir. Başvurucu ise odasında bulunan kitabın kesinlikle kendisine ait olmadığını, kendi kitabının farklı bir yayınevine ait olup emanet eşya deposunda muhafaza edildiğini, aramada bulunan kitabın idarece yanlışlıkla kendisine verildiğini ve bu durumu daha önce defalarca görevlilere bildirmesine rağmen hiçbir düzeltici işlem yapılmadığını belirterek karara itiraz etmiştir. Ancak infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi, başvurucunun bu haklı savunmalarını hiç araştırmadan ve kitabın içindeki notların cezaevi güvenliğini nasıl tehlikeye düşürdüğünü somut olarak açıklamadan itirazları kesin olarak reddetmiştir. Temel uyuşmazlık, yeterli inceleme yapılmadan verilen bu cezanın başvurucunun anayasal haklarını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın ifade özgürlüğünü güvence altına alan 26. maddesi hükümlerini ve ceza infaz mevzuatını merkeze almıştır. Hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerin yasal dayanağı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun olarak karşımıza çıkmaktadır.

5275 sayılı Kanun m. 44/3-l bendi, "suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapmak veya yaptırmak" fiilini on bir günden yirmi güne kadar hücreye koyma cezası ile ağır bir yaptırıma bağlamıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, bir eylemin bu Kanun kapsamında disiplin suçu oluşturabilmesi için sadece disiplin suçunu düzenleyen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi yeterli kabul edilemez. Aynı zamanda disiplin suç ve cezaları yönünden genel hüküm niteliğinde olan 5275 sayılı Kanun m. 37 uyarınca, eylemin ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesini, güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını somut olarak tehlikeye düşürecek veya bozacak nitelikte olması zorunludur.

Yerleşik anayasal prensiplere göre, herkes gibi tutuklu ve hükümlüler de kural olarak temel hak ve hürriyetlere sahiptir. İfade özgürlüğüne ceza infaz kurumu şartları çerçevesinde getirilecek her türlü sınırlandırmanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olması anayasal bir şarttır. Bir ifadenin terör örgütü propagandası sayılarak hücre hapsi gibi ağır bir disiplin cezasına konu edilebilmesi için, kamu makamlarının ve kararları denetleyen infaz hâkimliklerinin, bu ifadenin kurumun düzenini veya güvenliğini tam olarak nasıl tehlikeye attığını ilgili ve yeterli bir mahkeme gerekçesiyle ortaya koymaları gerekmektedir. İdare ve mahkemeler, başvurucuların kendi lehlerine olan delillerin toplanması ve iddialarının araştırılması yönündeki makul taleplerini yanıtsız bırakmamakla yükümlüdür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuya verilen hücre hapsi disiplin cezasının ifade özgürlüğüne yönelik çok açık bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. Yapılan detaylı incelemede, ceza infaz kurumu disiplin kurulunun, başvurucunun odasında bulunan kitap içindeki ifadenin doğrudan terör örgütünün propagandasını yapma mahiyetinde olduğunu şablon bir yaklaşımla kabul ederek cezalandırma yoluna gittiği görülmüştür.

Ancak başvurucu hem disiplin soruşturması hem de infaz hâkimliği yargılaması sürecinde son derece somut ve denetlenebilir bir savunma yapmıştır. Başvurucu, bahse konu kitabın kendisine ait olmadığını, kendisine ait olan kitabın farklı bir yayınevine ait olup cezaevi emanet eşya biriminde tutulduğunu, odasındaki kitabın idarece tamamen yanlışlıkla kendisine teslim edildiğini ve bu durumu daha önce görevlilere defalarca ilettiğini açıkça ve ısrarla savunmuştur. Buna rağmen, ne ceza infaz kurumu idaresi ne de kararı denetlemekle görevli infaz hâkimliği başvurucunun bu somut, haklı ve kolayca araştırılabilir nitelikteki savunmasına yönelik herhangi bir inceleme veya araştırma yapmıştır. İnfaz Hâkimliği kararında, başvurucunun iddialarının aksini kanıtlayacak hiçbir delil, inceleme veya değerlendirme yer almamaktadır.

Öte yandan Anayasa Mahkemesi, kitapta yer aldığı belirtilen ifadelerin tek başına terör örgütünün propagandasını yapmaya ne derece elverişli olduğunun ve sayfa arasına gizlenmiş bu notların kurum düzeni veya güvenliğini somut olarak nasıl tehlikeye düşürdüğünün derece mahkemeleri tarafından ortaya konulamadığına bilhassa dikkat çekmiştir. Gerek disiplin kararı gerekse de itirazın reddi kararlarında, bahsi geçen eylemin kurum disiplini üzerindeki potansiyel veya gerçek etkisine dair hiçbir analiz, tartışma veya yeterli gerekçe bulunmamaktadır.

Anayasa Mahkemesi, idarenin ve yargı makamlarının, başvurucunun eylemi nedeniyle hücre hapsi disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ispat edemediklerine hükmetmiştir. Gerekçesiz, eksik incelemeye dayalı ve savunma hakkını kısıtlayıcı nitelikteki bu müdahale, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak kabul edilmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, idare ve derece mahkemelerince gerekli araştırma yapılmadan ve yetersiz gerekçe ile disiplin cezası verilmesi nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Cezaevinde odamda bana ait olmayan bir kitap bulundu, ceza alabilir miyim? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, odanızda yapılan aramada bulunan materyaller nedeniyle hakkınızda doğrudan disiplin cezası tesis edilmesi hukuka aykırıdır. İdare, eşyanın size ait olmadığı veya emanet eşya deposunda bulunduğu yönündeki somut ve denetlenebilir savunmalarınızı titizlikle araştırmakla yükümlüdür. Yalnızca şeklî ve yüzeysel bir tespite dayanılarak şablon gerekçelerle hücre cezası verilmesi Anayasa'ya aykırılık teşkil eder. Nitekim yüksek mahkeme, ceza infaz kurumlarının bu tür makul iddiaları incelemeden ve araştırma yapmadan verdiği cezaları, ifade özgürlüğüne hukuka aykırı bir müdahale olarak değerlendirmektedir.
Hücre cezasına itiraz ettim ama mahkeme araştırmadan reddetti, ne yapmalıyım? expand_more
İnfaz hâkimliklerinin, sizin tarafınızdan ileri sürülen makul ve araştırılabilir itirazları hiç incelemeden kesin olarak reddetmesi açık bir anayasal hak ihlalidir. Anayasa Mahkemesi, mahpusların lehlerine olan delillerin toplanması taleplerinin mahkemeler tarafından mutlak surette karşılanması ve kararda tartışılarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Mahkemelerin esasa etkili iddiaları araştırmadan ve yetersiz bir gerekçeyle itirazı reddetmesi, idarenin keyfîliğe varan tutumlarına göz yummak anlamına gelir. Böyle bir durumda, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe nedeniyle ifade özgürlüğünüzün ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkınızı kullanabilirsiniz.
Cezaevindeki her not veya belge terör propagandası sayılır mı? expand_more
Hayır, cezaevi idaresi her notu veya belgeyi doğrudan örgüt propagandası sayarak size disiplin cezası veremez. 5275 sayılı Kanun'un genel hüküm niteliğindeki 37. maddesi uyarınca, bir eylemin disiplin suçu oluşturabilmesi için kurumun düzenli yaşamını, güvenliğini ve disiplinini somut olarak tehlikeye düşürdüğünün ispatlanması zorunludur. Sayfa arasına gizlenmiş notların veya fotokopi kâğıtlarının cezaevi güvenliğini tam olarak nasıl bozduğu, yargı mercileri tarafından ilgili ve yeterli bir mahkeme gerekçesiyle açıklanmalıdır. Sırf doküman bulundurmak, eylemin kurum disiplini üzerindeki potansiyel veya gerçek etkisi analiz edilmeden hücre hapsi cezasına gerekçe yapılamaz.
Cezaevi idaresinin verdiği haksız disiplin cezası iptal edilir mi? expand_more
Evet, haksız ve yeterli gerekçeye dayanmayan disiplin cezaları yargı yoluyla düzeltilmeli ve iptal edilmelidir. Tutuklu ve hükümlüler de kural olarak ifade özgürlüğü başta olmak üzere temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bu özgürlüğe yönelik hücre hapsi gibi ağır müdahalelerin, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının somut olarak ispatlanması ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması anayasal bir şarttır. Anayasa Mahkemesi, somut bir tehlike ortaya konulmadan, eksik incelemeye dayalı ve savunma hakkını kısıtlayıcı nitelikteki cezaların ihlal yarattığına ve iptal edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir