Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mustafa Sönmez | BN. 2021/14392

Karar Bülteni

AYM Mustafa Sönmez BN. 2021/14392

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/14392
Karar Tarihi 16.04.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların beslenme talepleri özenle değerlendirilmelidir.
  • İnfaz hâkimlikleri şikâyetlerin esasına girmekle yükümlüdür.
  • Vejetaryen beslenme talebi anayasal güvence altındadır.
  • Etkili başvuru hakkı esastan bir hukuki incelemeyi gerektirir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların kişisel, felsefi veya sağlık nedenlerine dayalı beslenme taleplerinin, maddi ve manevi varlığın korunması hakkı kapsamında güvence altında olduğunu hukuken tescillemektedir. Özellikle vejetaryen veya vegan gibi özel beslenme tercihine sahip olan tutuklu ve hükümlülerin bu durumlarının kurum idarelerince dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Yargı mercilerinin, mahpusların beslenme gibi temel yaşamsal taleplerine ilişkin yaptıkları şikâyetlerde, meselenin özüne inmeden sadece usulden veya dilekçedeki başka tali talepler (örneğin ev hapsi) üzerinden ret kararı vermesi, anayasal güvencelerin ihlali olarak nitelendirilmiştir.

Uygulamada bu karar, ceza infaz kurumlarına ve infaz hâkimliklerine mahpus haklarının değerlendirilmesinde önemli bir rehber olacaktır. Sıklıkla karşılaşılan, birden fazla talebin yer aldığı karma şikâyet dilekçelerinde, yargı makamlarının her bir talebi ayrı ayrı inceleme ve esasa girerek gerekçelendirme yükümlülüğü bulunduğu emsal bir ilke olarak ortaya konulmuştur. Benzer davalarda, infaz hâkimliklerinin şikâyetleri şekli bir yaklaşımla savuşturamayacağı, mahpusların yaşam koşullarını doğrudan etkileyen şikâyetleri titizlikle ele alarak hukuki bir denetim yapmaları gerektiği kesinleşmiştir. Bu içtihat, idarelerin de mahpuslara sunulan iaşe hizmetlerinde kültürel, felsefi veya sağlık odaklı hassasiyetleri göz önünde bulundurması zorunluluğunu pekiştirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Mustafa Sönmez isimli hükümlü, bulunduğu ceza infaz kurumuna ve infaz hâkimliğine karşı hukuki bir süreç başlatmıştır. Başvurucu, vejetaryen olması sebebiyle et ve et ürünleri tüketemediğini, bu durumla ilgili elinde önceki cezaevinden alınmış bir doktor raporu bulunduğunu ancak yeni kurumda kendisine uygun etsiz yemek verilmediğini belirterek şikâyetçi olmuştur. Mahkemeden, sağlığının bozulmaması için vejetaryen beslenme şartlarının sağlanmasını, eğer bu mümkün olamıyorsa cezasının kalan kısmını ev hapsinde geçirmeyi talep etmiştir. Ancak mahkeme, başvurucunun asıl derdi olan etsiz yemek verilmemesi konusunu hiç incelememiş, dilekçeyi sadece ev hapsi talebi olarak görüp şartları oluşmadığı gerekçesiyle doğrudan reddetmiştir. Uyuşmazlık, başvurucunun en temel talebi olan beslenme sorununun mahkemelerce tamamen göz ardı edilmesinden kaynaklanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözümlerken öncelikle Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı ile Anayasa'nın 40. maddesinde yer alan etkili başvuru hakkı çerçevesinde değerlendirme yapmıştır. Kişilerin beslenme tercihleri, özellikle vejetaryenlik gibi felsefi ve kişisel hassasiyetler, maddi ve manevi varlığın korunması hakkının doğrudan bir parçası kabul edilmektedir.

Devletin, kişinin maddi ve manevi varlığına saygı gösterme yükümlülüğü kapsamında ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin temel ihtiyaçlarının anayasal standartlara uygun olarak karşılanması gerekmektedir. Bu noktada 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.72 devreye girmektedir. Anılan kanun maddesinin birinci fıkrası, hükümlüye sağlıklı ve güçlü kalması için nitelik ve nicelik olarak besleyici, dinî ve kültürel gerekleri de göz önünde tutularak besin verileceğini düzenlemektedir. Aynı maddede hasta hükümlüye kurum hekiminin belirleyeceği besinlerin verileceği de hüküm altına alınmıştır.

Yargısal denetim mekanizması açısından ise 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m.4 temel kuraldır. Bu kurala göre infaz hâkimlikleri, hükümlü ve tutukluların barındırılmaları, beslenmeleri, beden ve ruh sağlıklarının korunması gibi işlem ve faaliyetlere yönelik şikâyetleri bizzat incelemek ve karara bağlamakla görevlidir. Etkili başvuru hakkı gereği, yargı mercilerinin bu tarz şikâyetlerde meselenin esasına girerek inceleme yapması, sadece yüzeysel ve şekli bir yaklaşımla talepleri reddetmemesi yasal bir zorunluluktur. Şikâyetlerin esasına girilmeden reddedilmesi, devletin kurduğu yargısal koruma mekanizmasının işlevsiz kalması anlamına gelmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucunun temel şikâyetinin vejetaryen olması sebebiyle kendisine uygun yemek sağlanmaması olduğunu tespit etmiştir. Başvurucu, hem kurum idaresine hem de infaz hâkimliğine sunduğu dilekçelerde et ve et ürünleri tüketemediğini, önceki kurum hekiminden alınmış bir raporu bulunduğunu ve kendisine etsiz menü sunulmasını açıkça talep etmiştir.

Ancak İnfaz Hâkimliği, başvurucunun dilekçesindeki asıl ve öncelikli talep olan beslenme sorununa ilişkin hiçbir esasa yönelik inceleme yapmamıştır. Hâkimlik, dilekçeyi bütüncül bir yaklaşımla ele almak yerine, yalnızca alternatif bir talep olarak sunulan konutta infaz (ev hapsi) talebine odaklanmış ve başvurucunun yaş ile ceza miktarı şartlarını taşımadığı gerekçesiyle talebi usulden reddetmiştir. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz üzerine dosyayı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi de aynı hatayı sürdürmüş, başvurucunun itiraz dilekçesinde ısrarla vejetaryen beslenme hakkı talebini vurgulamasına rağmen bu konuyu tamamen göz ardı ederek sadece ev hapsi reddinin usule uygun olduğunu belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesi, yargılama sürecini bir bütün olarak değerlendirdiğinde, devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında mahpusun bireysel sağlık koşullarına ve beslenme hassasiyetine uygun olanakların sağlanmasına dair itirazların yargı mercilerince tamamen cevapsız bırakıldığını belirlemiştir. Yargısal fonksiyonun temel işlevi olan uyuşmazlığın içindeki maddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınıp karara bağlanması görevi yerine getirilmemiştir. Başvurucuya, şikâyetlerini etkili bir şekilde dile getirebileceği ve esastan inceletebileceği işleyen bir hukuk yolu sunulmamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: