Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mehmet Uzdu | BN. 2020/6111

Karar Bülteni

AYM Mehmet Uzdu BN. 2020/6111

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/6111
Karar Tarihi 16.04.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Hizmet birleştirmesiyle emeklilikte ikramiye hakkı korunmalıdır.
  • İkramiye ödemelerinde farklı muamele ayrımcılık yasağını ihlal eder.
  • Kıdem tazminatı şartı ölçüsüz bir külfet yaratmamalıdır.
  • Kamu görevinden çıkarılma emekli ikramiyesini doğrudan engellemez.

Bu karar, kamu görevinden Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen ve hizmet birleştirmesi yoluyla emekliliğe hak kazanan kişilerin emekli ikramiyesi alıp alamayacağı sorunsalına dair çok kritik ve belirleyici bir hukuki tespiti barındırmaktadır. Anayasa Mahkemesi, tek bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olarak çalışıp emekliliğe hak kazananlar ile farklı kurumlardaki hizmetlerini birleştirerek emekli olanlar arasında yaratılan ikili yapının hukuka ve anayasal güvencelere aykırı olduğuna hükmetmiştir. Kanun gereği hizmet birleştirmesi yapanlardan istenen "kıdem tazminatına hak kazanma koşulları ile görevin sona ermesi" şartının, idari bir tasarrufla meslekten çıkarılan kişilere katı bir biçimde uygulanması mülkiyet hakkı bağlamında orantısız ve haksız bir müdahale olarak değerlendirilmiştir.

Bu içtihat, idari yargıda yıllardır süregelen ve binlerce dosyayı doğrudan ilgilendiren ihraç kamu görevlilerinin emekli ikramiyesi alamaması sorununa emsal teşkil edecek son derece güçlü bir niteliktedir. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar vererek, hizmet süresinin büyük bir kısmını kamuda geçiren ancak ihraç edildikten sonra emekli aylığı bağlanan kişilerin, ikramiyeden tamamen mahrum bırakılmasının eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığını net bir şekilde ortaya koymuştur. Uygulamadaki önemi bakımından Sosyal Güvenlik Kurumu işlemlerinde ve mahkemelerin benzer davalardaki kararlarında bu eşitlikçi yaklaşımın esas alınması, idarenin tek taraflı fesih işlemlerinin kamu görevlilerinin yıllarca çalışarak elde ettikleri kazanılmış ekonomik hakları doğrudan yok edemeyeceği prensibinin hukuki zemine tam anlamıyla yerleşmesi sağlanacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Kamu kurumunda veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak çalışmakta olan Mehmet Uzdu, 1 Eylül 2016 tarihinde yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile devlet memurluğundan ihraç edilmiştir. İhraç edildikten bir süre sonra gerekli koşulları taşıdığını düşünerek Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurmuş ve emeklilik talebinde bulunmuştur. Kurum, başvurucunun farklı statülerdeki çalışma sürelerini birleştirerek kendisine emekli aylığı bağlamış ancak yirmi beş yıllık hizmet süresini tek başına Emekli Sandığı kapsamında tamamlamadığı ve işten çıkarılma şeklinin kıdem tazminatı alma şartlarına uymadığı gerekçesiyle kendisine hak ettiği emekli ikramiyesi ödemesini yapmamıştır.

Başvurucu, ödenmeyen emekli ikramiyesinin yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi talebiyle idareye başvurmuş, yasal süresi içinde yanıt alamayıp zımni ret işlemi ile karşılaşınca Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı idari yargıda iptal ve tam yargı davası açmıştır. Ankara 10. İdare Mahkemesi ve sonrasında itiraz mercii olan Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi tarafından davası reddedilen başvurucu, yapılan bu katı uygulamanın eşitliğe aykırı olduğunu, yıllarca süren emeğinin karşılığını alamadığını belirterek mülkiyet hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin önündeki uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kurallarının merkezinde mülkiyet hakkı güvenceleri ve eşitlik ilkesinin genel prensipleri yer almaktadır. Anayasa'nın 35. maddesi herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğunu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve mutlaka kanunla sınırlandırılabileceğini çok net bir biçimde belirtir. Anayasa'nın 10. maddesi ise herkesin kanun önünde eşit olduğunu ve devlet organlarının bütün işlemlerinde eşitlik ilkesine uygun hareket etmesi gerektiğini düzenler. Bu bağlamda, kamu görevlilerine emekli ikramiyesi ödenmesi şartları ve kısıtlamaları 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu m.89 hükmünde detaylıca düzenlenmiştir.

İlgili maddenin birinci fıkrasına göre, Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresi tek başına aylık bağlamaya yeterli olanlara, memuriyet görevlerinin ne şekilde sona erdiğine bakılmaksızın doğrudan emekli ikramiyesi ödenmektedir. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında, memuriyet öncesi veya sonrası farklı kurumlardaki hizmet süreleri birleştirilerek emekli aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için kamudaki son hizmetin 1475 sayılı İş Kanunu m.14 hükmünde açıkça belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gibi ağır bir şart aranmaktadır.

Mahkeme, bu hukuki ayrımın temelinde yatan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.4 kapsamında sigortalı olanların durumunu değerlendirirken, kanunların kişilere yüklediği mali külfetlerin orantılı ve dengeli olmasını beklemektedir. Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, aynı statüde uzun yıllar kamuya hizmet vermiş ancak yalnızca kanuni bir süre tamamlama eşiğinden dolayı farklı bir madde fıkrasına tabi tutulan kişilere yönelik bu tür ekonomik kısıtlamalar, mülkiyet hakkı temelinde derinlemesine bir eşitlik ilkesine uygunluk denetiminden geçmek zorundadır. Hizmet birleştirmesi yapılarak bağlanan emekli aylıklarında kıdem tazminatı şartının aranması, ihraç gibi idari işlemler sonrasında kişilerin kazanılmış hak niteliğindeki ikramiyelerinden tamamen mahrum bırakılmasına yol açtığından doktrin tanımları ve anayasal güvenceler çerçevesinde kabul edilemez bir ihlal olarak görülmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun kamuda geçirdiği süreler de dâhil olmak üzere toplam yirmi bir yıllık sigortalılık süresinin bulunduğunu ve idare tarafından kendisine hizmet birleştirmesi yapılarak emekli aylığı bağlandığını tespit etmiştir. İdare mahkemesi kararlarında başvurucuya hak ettiği emekli ikramiyesinin ödenmemesinin temel nedeni olarak, kamudaki görevine KHK ile son verilmesi ve dolayısıyla bu ayrılışın kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak gerçekleşmemesi kuralı gösterilmiştir. Oysa dosya kapsamındaki veriler incelendiğinde, Emekli Sandığı kapsamındaki hizmet süresi tek başına yirmi beş yılı dolduran ve yasa gereği aylık bağlanmaya yeterli olan kişiler, kamu görevinden aynı şekilde KHK ile ihraç edilmiş olsalar dahi emekli ikramiyesini tam ve eksiksiz olarak alabilmektedir.

Yüksek Mahkeme, hizmet süresi aylık bağlanmaya tek başına yeterli olanlar ile hizmet birleştirmesi sonucunda aylık bağlananlar arasında salt kanuni bir varsayımdan hareketle yaratılan bu hukuki ayrımın, Anayasa'nın eşitlik ilkesi ışığında mülkiyet hakkı bağlamında incelenmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Kamuda yirmi bir yıl gibi çok uzun bir süre sadakatle görev yapan ve gerekli şartları sağlayarak emeklilik hakkını elde eden başvurucunun, yalnızca eksik kalan az bir süresini geçmişteki diğer çalışmalarıyla hizmet birleştirmesi yoluyla tamamladığı için tamamen emekli ikramiyesinden mahrum bırakılması adaletsiz ve hakkaniyete aykırı bulunmuştur. Kamu görevinden çıkarılma nedenleri ve statüleri aynı olan iki gruptan birine, sırf hizmet süresinin tek bir sosyal güvenlik kurumunda tamamlanıp tamamlanmadığına göre ikramiye hakkı tanınması veya tanınmaması objektif ve haklı bir temele dayanmamaktadır.

Yapılan detaylı hukuki değerlendirmeler sonucunda, başvuruya konu edilen bu farklı muamelenin, emekli aylığına hak kazanılması için gerekli sürenin çok büyük bir kısmını kamuda fiilen çalışarak geçirdikten sonra meslekten çıkarılan başvurucuya orantısız ve aşırı bir ekonomik külfet yüklediği kesin bir kanaate bağlanmıştır. Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ve ayrımcılık yasağı güvencelerinin mülkiyet hakkının kullanımında da tavizsiz bir şekilde geçerli olduğu vurgulanarak, kanunun uygulanmasından kaynaklanan bu ayrımcı işlemin mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağını ihlal ettiği net bir şekilde belirlenmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: