Karar Bülteni
YARGITAY 4. HD 2019/2124 E. 2020/417 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2019/2124 |
| Karar No | 2020/417 |
| Karar Tarihi | 10.02.2020 |
| Dava Türü | Manevi Tazminat (Mobbing) |
| Karar Sonucu | Karar Düzeltme İsteminin Reddi |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Karar düzeltme sebepleri kanunda açıkça sınırlanmıştır.
- Yasada sayılmayan nedenlerle karar düzeltme talep edilemez.
- Haksız karar düzeltme talebi para cezasına tabidir.
Bu karar, iş hayatında giderek daha sık karşılaştığımız mobbing (psikolojik taciz) iddialarına dayalı manevi tazminat davalarının temyiz sonrasındaki olağanüstü kanun yolu aşamasını göstermesi bakımından hukuken önemli bir usul tespitidir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, tarafların daha önce verilen onama ilamına karşı yaptıkları karar düzeltme (tashihi karar) başvurusunu incelemiş ve bu talebi usulden reddetmiştir. Karar, kesinleşmeye çok yaklaşmış olan yargı kararlarının ancak yasada açıkça gösterilen, sınırları çok net çizilmiş dar kapsamlı maddi veya usuli hataların varlığı halinde yeniden incelenebileceğini, aksi takdirde sürecin uzatılmasına müsaade edilmeyeceğini göstermektedir.
Benzer davalarda bu tür ret kararlarının emsal etkisi, yargılamanın lüzumsuz yere uzatılmasını önleme ve hukuki belirlilik ilkesini koruma amacına hizmet etmesinde yatmaktadır. Uygulamada, mobbing gibi ispatı teknik olarak zorlu süreçler gerektiren ve ağır psikolojik unsurlar barındıran davalarda, aleyhine sonuç doğan tarafların tüm kanun yollarını sonuna kadar zorlama eğilimi oldukça yaygındır. Ancak Yargıtay, kanundaki istisnai şartları taşımayan karar düzeltme taleplerini esasa dahi girmeden reddetmekle kalmayıp, yasanın emredici hükümleri gereği takdiren para cezası ve harç yükümlülükleri uygulayarak usul ekonomisini gözetmekte ve haksız, dayanaksız itirazların önüne geçerek yargının iş yükünü hafifletmeyi amaçlamaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı taraf, işyerinde kendisine yönelik sistematik psikolojik baskı, yıldırma ve dışlama eylemleri yani mobbing gerçekleştirildiği iddiasıyla karşı tarafa yönelik manevi tazminat talepli bir dava açmıştır. Uyuşmazlığın temelinde, davacının yaşadığı iddia edilen mobbing sürecinin yarattığı ruhsal çöküntü ve kişilik haklarına saldırı sebebiyle uğranılan zararların tazmini yatmaktadır.
Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda kurulan hüküm, ilk olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından temyiz incelemesine tabi tutulmuş ve 02.05.2019 tarihli, 2018/5360 Esas ile 2019/2541 Karar sayılı ilamla onanarak kesinleşme aşamasına gelmiştir. Ancak davacı vekili, Yargıtay'ın vermiş olduğu bu onama kararına karşı yasal süresi içerisinde karar düzeltme yoluna başvurmuştur. Davacı taraf, verilen onama ilamında birtakım hukuki eksiklikler veya hatalar bulunduğunu öne sürerek kararın düzeltilmesini talep etmiş, uyuşmazlık en son bu olağanüstü kanun yolu incelemesi aşamasında yeniden Yargıtay'ın önüne gelmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel usul hukuku kurallarının başında, mülga olmakla birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici maddeleri uyarınca ilgili dosyalarda uygulanmasına devam edilen 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu gelmektedir. Karar düzeltme müessesesi, Yargıtay daireleri tarafından temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma veya onama kararlarına karşı, aynı daireden kararın bir kez daha ve son kez gözden geçirilmesinin talep edildiği son derece istisnai bir kanun yoludur.
Bu kurum, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m.440 hükmünde çok net ve sınırlı (tahdidi) sebeplerle düzenlenmiştir. Yargıtay onama kararında bir hata olduğu iddiası ancak bu maddede belirtilen; iddia ve savunmaların dikkate alınmaması, kararda birbirine zıt hükümlerin bulunması veya kararın temelini sarsan çok açık bir maddi hatanın varlığı gibi özel şartlara dayanmak zorundadır. Aksi halde talep doğrudan reddedilir.
Yargıtay pratiğinde, yasal şartları taşımayan ve sırf yargılamayı uzatmak amacıyla yapılan karar düzeltme başvurularına karşı yaptırım niteliğinde usul kuralları mevcuttur. Nitekim somut olayda da tatbik edilen 1086 sayılı Kanun m.442/3 hükmü ile 4421 sayılı Kanun m.2 ve 4/b-1 bentleri gereğince, haksız ve kanuni sebeplere uygun olmayan karar düzeltme taleplerini ileri süren tarafa takdiren bir para cezası kesilir ve ret karar harcı yükletilir. Bu yaptırım içerikli usul düzenlemeleri, Yargıtay makamlarının sınırlı mesaisini verimli kullanmak, usul ekonomisi ilkesini hayata geçirmek ve uyuşmazlıkların gereksiz sürüncemede bırakılmasını önlemek maksadıyla sıkı bir şekilde uygulanmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, önüne gelen karar düzeltme talepli dosyayı görevlendirilen tetkik hakimi aracılığıyla usul yönünden detaylı bir incelemeye tabi tutmuştur. Davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde yapılan bu olağanüstü kanun yolu başvurusunda ileri sürülen tüm gerekçeler, tetkik hakiminin hazırladığı rapor doğrultusunda ve dosya içerisindeki tekmil belgelerle birlikte heyetçe incelenmiştir.
Yapılan bu titiz inceleme neticesinde, mobbing nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkin olarak verilen yerel mahkeme kararının ve bu kararı hukuka uygun bularak onayan 02.05.2019 tarihli Daire ilamının usul ve yasaya tamamen uygun olduğu tespit edilmiştir. Yargıtay dairesi, daha önce verilmiş olan onama ilamında bildirilen gerektirici nedenlerin sağlamlığı karşısında, davacı tarafın karar düzeltme isteğinin kanunda aranan tahdidi nedenlerin uzağında kaldığını saptamıştır.
İnceleme sonucunda, davacı vekilinin sunmuş olduğu düzeltme talebinin 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun değişik 440. maddesinde tek tek ve sınırlandırılarak sayılan karar düzeltme nedenlerinden hiçbirine uymadığı kesin olarak anlaşılmıştır. Karar düzeltme müessesesinin bir yeniden yargılama ya da basit bir itiraz mercii olmadığı, ancak çok spesifik hukuki hataların telafisi için ihdas edildiği gerçeği karşısında, başvurunun esasına girilmeden usulden reddedilmesi hukuki bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır.
Talebin haksız ve yersiz bulunmasının bir sonucu olarak Daire, yasanın emredici yaptırım hükümlerini de uygulamıştır. İlgili kanun maddeleri çerçevesinde, usulsüz olarak yargılama sürecini uzatan karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye gelir kaydedilmek üzere takdiren 450,00 TL para cezası kesilmesine karar verilmiş, ayrıca bu aşama için doğan ret karar harcının da yine karar düzeltme isteğinde bulunan davacı tarafa yükletilmesine hükmedilmiştir. Sonuç olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yasal şartları taşımayan karar düzeltme isteğinin reddi yönünde karar vermiştir.