Karar Bülteni
AYM Vedat Toprak BN. 2022/5552
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/5552 |
| Karar Tarihi | 24.10.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kanunsuz verilen disiplin cezası ifade özgürlüğünü ihlal eder.
- Öğretim elemanlarına yasal boşluk döneminde disiplin cezası verilemez.
- Temel haklara müdahalede kanunilik şartı kesinlikle aranır.
Anayasa Mahkemesinin bu kararı, kamu görevlilerine ve özellikle öğretim elemanlarına yönelik uygulanan disiplin cezalarında kanunilik ilkesinin ne derece katı bir şekilde arandığını hukuken netleştirmektedir. Yüksek mahkeme, yasal mevzuatta meydana gelen iptaller sonucu oluşan hukuki boşluk dönemlerinde, kıyas yoluyla veya genel nitelikli başka kanun hükümleri uygulanarak disiplin cezası verilemeyeceğini kesin bir dille ortaya koymuştur. Somut olayda bir sosyal medya paylaşımı sebebiyle uygulanan cezanın, yasal dayanağı bulunmadığı için doğrudan ifade özgürlüğünün ihlali olduğu tespit edilmiştir. Böylece temel hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü müdahalenin, sınırları ve kapsamı belirli bir kanuni düzenlemeye dayanması gerektiği anayasal bir zorunluluk olarak tekrar teyit edilmiştir.
Uygulamadaki önemi bakımından bu karar, idari makamların disiplin cezası tesis ederken yalnızca o an yürürlükte olan net ve öngörülebilir kanun hükümlerine dayanmak zorunda olduklarını göstermektedir. Disiplin işlemlerinin yürütülmesinde norm denetimi kararları sonucu oluşan boşlukların idari tasarruflarla doldurulamayacağı ve kamu görevlilerinin aleyhine geriye yürütülemeyeceği emsal altına alınmıştır. Üniversitelerde ve diğer kamu kurumlarında yasal boşluk tarihlerine denk gelen veya kanuni dayanağı şüpheli olan disiplin soruşturmalarında bu karar, idari işlemlerin iptali için güçlü bir emsal teşkil edecektir. Disiplin hukukunda kanunsuz suç ve ceza olmaz prensibinin idari yaptırımlar için de geçerli olduğunu pekiştiren bu içtihat, ifade özgürlüğüne yönelik ölçüsüz idari müdahalelere karşı vatandaşlara güçlü bir koruma kalkanı sunmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, bir öğretim elemanı olan Vedat Toprak'ın sosyal medya üzerinden yaptığı bir paylaşım nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması ve neticesinde disiplin cezası ile cezalandırılması etrafında şekillenmektedir. Başvurucu, görev yaptığı kurum tarafından kendisine verilen bu cezanın haksız olduğunu ve ifade özgürlüğünü kısıtladığını düşünerek idari yargıda iptal davası açmıştır. Açılan iptal davası Eskişehir 1. İdare Mahkemesi tarafından reddedilince, temel haklarının zedelendiği gerekçesiyle bireysel başvuru yoluyla konuyu Anayasa Mahkemesine taşımıştır. Başvurucu özetle, disiplin hükümlerinde yasal bir boşluk bulunduğu dönemde kendi kurumuna ait olmayan bir kanun dayanak gösterilerek cezalandırıldığını iddia etmiş ve bu işlemin Anayasa ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünü açıkça ihlal ettiğini belirterek maddi ve manevi mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve hakların sınırlandırılmasındaki kanunilik ilkesi üzerinde durmuştur. Disiplin yaptırımları gibi idari işlemlerin, temel haklara müdahale niteliği taşıdığı hâllerde anayasal çerçevede mutlaka belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması şarttır.
Mahkeme, değerlendirmesini yaparken daha önceki yerleşik içtihatlarına, özellikle Deniz Pelin Dinçer Akan ve diğerleri kararına atıfta bulunmuştur. Bilindiği üzere, Anayasa Mahkemesi daha önceki bir norm denetimi kararıyla, öğretim elemanlarının disiplin işlemlerinin doğrudan Yükseköğretim Kurulunca düzenlenebileceğine ilişkin kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal sonrasında kanun koyucu, 2 Aralık 2016 tarihine kadar söz konusu alanda yeni bir yasal düzenleme yapmamış ve bu tarihler arasında bir hukuksal boşluk oluşmuştur.
Bu süreçte, öğretim elemanlarının disiplin sorumluluğunun genel nitelikteki 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu disiplin hükümleri ile doldurulmaya çalışılması hukuken kabul edilebilir bulunmamıştır. Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun düzenleme yapmayarak bilinçli bir tercihte bulunduğunu ve bu boşluğun idari işlemlerle veya 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na başvurularak giderilmesinin öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğunu belirtmiştir. Bireylerin hangi eylemlerinin suç veya disiplin suçu teşkil edeceğini önceden bilme hakkı hukuki güvenlik ilkesinin vazgeçilmez bir gereğidir. Bu nedenle, müdahalenin kanunilik şartını taşımaması, ifade özgürlüğünün doğrudan ihlali anlamına gelmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda başvurucu, sosyal medya platformunda yaptığı bir paylaşım nedeniyle kurumu tarafından disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesinin yaptığı incelemede, söz konusu disiplin cezasının verildiği tarihin hukuki durumunun detaylı bir şekilde analizi yapılmış ve önemli eksiklikler tespit edilmiştir. Dosyadaki bilgilere göre, başvurucunun disiplin cezası ile cezalandırıldığı idari işlem, Anayasa Mahkemesinin öğretim elemanlarının disiplin sürecine dair yasa kuralını iptal ettiği ve henüz yerine yenisinin konulmadığı bir hukuksal boşluk döneminde tesis edilmiştir.
Başvurucunun görev yaptığı kurum, doğrudan uygulanacak bir yasal dayanak bulunmamasına rağmen genel nitelikteki disiplin kurallarını işleterek sosyal medya paylaşımını cezalandırma yoluna gitmiştir. Yüksek mahkeme, söz konusu tarihlerde başvurucunun bağlı olduğu statüye uygun net, öngörülebilir ve açık bir kanuni kural bulunmadığını saptamıştır. Dolayısıyla, hukuki boşluğun mevcut olduğu bir zaman diliminde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun disiplin hükümlerinin kıyasen veya genel kural olarak genişletilerek uygulanması, kamu gücünün temel haklara müdahalesinde mutlak surette aranan kanunilik şartını taşımamaktadır. İfade özgürlüğüne yönelik bu müdahale, Anayasa'nın öngördüğü kanunla sınırlama güvencesinden tamamen yoksundur.
Mahkeme, başvurucunun mesleki statüsüne uygun bir yasal çerçevenin bulunmaması sebebiyle söz konusu sosyal medya paylaşımının disiplin yaptırımına bağlanamayacağına hükmetmiştir. Bu çerçevede, idari makamların ve sonrasında iptal davasını reddeden derece mahkemelerinin kanunilik ilkesini göz ardı ettiği sonucuna ulaşılmıştır. İfade özgürlüğü gibi demokratik toplumun temeli olan bir hakkın, idari tasarrufla ve yasasız bir şekilde kısıtlanması hukuka açıkça aykırı bulunmuş, ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının ve manevi tazminat ödenmesinin zaruri olduğu belirtilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması ile tazminat ödenmesine karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.