Anasayfa Karar Bülteni AYM | Fatma Yıldız ve Hatice Güllü | BN....

Karar Bülteni

AYM Fatma Yıldız ve Hatice Güllü BN. 2022/41955

KARARIN KÜNYESİ

Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2022/41955
Karar Tarihi 19.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kanuni düzenlemeyle dava hakkı anlamsız kılınamaz.
  • Alacağın tahsilinin engellenmesi mülkiyet hakkını zedeler.
  • Makul süre şikayetlerinde Tazminat Komisyonuna gidilmelidir.

Bu karar, devam eden yargılamalar sırasında yapılan yasal düzenlemelerin, bireylerin elde etmeyi umdukları alacakların tahsil imkânını ortadan kaldırmasının mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkı bağlamında açıkça anayasaya aykırı olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bireylerin alacaklarını tahsil etmek amacıyla uygun hukuki yollara başvurmalarına rağmen, sırf sonradan yürürlüğe giren bir kanun hükmü sebebiyle bu hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılmaları, adalete erişimi güvencesiz bırakmakta ve devlete duyulan güveni sarsmaktadır.

Öte yandan karar, uzun süren yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddialarında yeni yasal düzenlemelerin getirdiği başvuru yollarının tüketilmesinin zorunlu olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Bu içtihat, benzer davalarda mahkemelerin ve yasama organının devam eden uyuşmazlıklara müdahale niteliği taşıyabilecek düzenlemeler yaparken mülkiyet hakkı güvencelerini titizlikle koruması gerektiğini göstermektedir. Uygulamada, alacak davalarında tarafların kazanılmış haklarının ve hukuki çarelerinin yasal düzenlemelerle geriye dönük olarak ellerinden alınamayacağı ilkesi bu ihlal kararıyla sağlamlaştırılmış, hak arama özgürlüğünün şeklî değil fiilî bir güvence olduğu yargı pratiğine yerleştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Fatma Yıldız ve Hatice Güllü, bir şirkete yatırdıkları paranın iade edilmesi amacıyla uyuşmazlığı yargı mercilerine taşıyarak alacak davası açmışlardır. Yargı sürecinin devam ettiği aşamada, uyuşmazlık konusu alacağın tahsil edilme imkânını tamamen ortadan kaldıran yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Bu yasal müdahale sebebiyle başvurucuların şirketten olan alacaklarını fiilen tahsil edebilmeleri hukuken ve madden imkânsız hâle gelmiştir. Başvurucular, alacaklarına kavuşmak için başlattıkları hukuki sürecin kanun koyucunun müdahalesiyle bütünüyle sonuçsuz bırakıldığını belirterek, paralarını geri alamamalarından dolayı mülkiyet haklarının ve bu hakla bağlantılı etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Ayrıca hak arayışına girdikleri yargılama sürecinin gereğinden fazla uzun sürmesi sebebiyle makul sürede yargılanma haklarının da ciddi şekilde zedelendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında devletin anayasal pozitif ve negatif yükümlülüklerine dayanmaktadır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları ve somut olayda atıf yapılan emsal Turgay Kılıç kararı doğrultusunda, bireylerin mülkiyet haklarını korumak amacıyla yargı mercilerine başvurma imkânlarının açık, ulaşılabilir ve etkili tutulması gerekmektedir. Bir alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvuran ve adil yargılanma beklentisinde olan bireylerin, yargılama esnasında yürürlüğe giren yeni bir kanuni düzenleme ile aniden bu haklarını arama mekanizmalarından mahrum bırakılması, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 ile korunan etkili başvuru hakkına doğrudan bir müdahale oluşturur. Yargılamanın devamında yasa koyucunun alacak tahsilini engelleyici yasa yapması hak arama hürriyetini anlamsız kılmaktadır.

Bunun yanı sıra makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerin değerlendirilmesinde, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri İle Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri mutlaka dikkate alınmalıdır. Anılan Kanun'a 7499 sayılı Kanun ile eklenen 5/A maddesi ve geçici 3. maddedeki değişiklikler uyarınca, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarına karşı öncelikle Tazminat Komisyonuna başvuru imkânı getirilmiştir. Emsal Ahmet Kartalkuş kararında da kesin bir şekilde vurgulandığı üzere, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereğince, Anayasa Mahkemesine müracaat edilmeden önce olağan kanun yolları ile idari telafi mekanizmalarının tüketilmesi şarttır. İlk bakışta ulaşılabilir olan, ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunan ve yeterli giderim sağlama kapasitesi bulunan Tazminat Komisyonu başvuru yolunun tüketilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu nedenlerle idari yollar denenmeden Anayasa Mahkemesine gelinmesi hukuken kabul edilmemektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların iddialarını inceleyerek öncelikle usul yönünden hukuki irtibat bulunan dosyaların birleştirilmesine karar vermiştir. Başvuruculardan Hatice Güllü'nün yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiası, 7499 sayılı Kanun ile ihdas edilen Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmemiş olması sebebiyle esastan incelenmeyerek usulden reddedilmiştir. Bu iddia yönünden Anayasa Mahkemesinin Ahmet Kartalkuş kararındaki yerleşik ilkeleri doğrultusunda hareket edilmiş, olağan başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yoluna gidilemeyeceği kararlılıkla vurgulanmıştır.

Esasa ilişkin incelemede ise, mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlali iddiası kapsamlı şekilde değerlendirilmiştir. Başvurucuların şirkete yatırdıkları paranın iadesi talebiyle açtıkları davanın devam ettiği sırada yürürlüğe giren yasal düzenleme sebebiyle, uyuşmazlık konusu alacakların tahsil imkânının fiilen ve hukuken tamamen ortadan kalktığı tespit edilmiştir. Mahkeme, Turgay Kılıç emsal kararındaki hukuk ilkelerini somut olaya uygulamıştır. Bireylerin meşru alacaklarını elde edebilmek için yasal yollara müracaat etmelerine ve süreci iyi niyetle takip etmelerine rağmen, sonradan yapılan bir kanuni düzenlemeyle hukuki yolları işletme imkânından yoksun bırakılmaları açık bir hak ihlali olarak görülmüştür. Bu durum, başvuru yolunun ve yürütülen yargılamanın etkililiğini tamamen ortadan kaldırmış, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik anayasal güvenceleri işlemez hâle getirerek başvuruculara ağır bir külfet yüklemiştir.

Tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla, davanın ilgili mahkemelerde yeniden görülmesinde kesin bir hukuki yarar bulunduğuna kanaat getirilmiştir. Bu doğrultuda, ihlal kararı ilgili derece mahkemelerine gönderilerek hakkın iadesi ve ihlalin giderilmesi hedeflenmiş; ancak kararda, yeniden yargılamanın tek başına yeterli bir giderim sağlayacağı değerlendirildiğinden başvurucuların maddi ve manevi tazminat talepleri uygun bulunmayarak reddedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: