Karar Bülteni
AYM Murat Kakül BN. 2023/23222
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/23222 |
| Karar Tarihi | 17.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atmada tazminat değer kaybına uğratılamaz.
- Enflasyon kaynaklı değer kaybı mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Bedelin enflasyon karşısında erimesi olağan dışı külfet yaratır.
- İhlalin giderimi için yeniden yargılama yapılması hukuki zorunluluktur.
Bu karar, idare tarafından gerçekleştirilen kamulaştırmasız el atma işlemlerinde mülk sahiplerine ödenmesine hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında erimesinin mülkiyet hakkı ihlali oluşturduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma bedelinin tespit edildiği tarih ile fiilî ödeme veya davanın sonuçlandığı tarih arasında geçen sürede yaşanan enflasyonun, ödenen bedelin gerçek değerini önemli ölçüde düşürdüğüne hükmetmiştir. Bu durumun, mülk sahibine şahsi olarak katlanılması güç, aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği, dolayısıyla idarenin mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahalede bulunduğu hukuken tescillenmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar yerel mahkemeler ve ilgili idareler için kesin bir bağlayıcı nitelik taşımaktadır. Kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen bedellerin ödenmesi aşamasında idarenin gecikmesi veya yasal faiz oranlarının enflasyon oranlarının çok altında kalması, malikler açısından yeni bir ihlal nedeni yaratmaktadır. Kararın uygulamadaki en büyük önemi, derece mahkemelerinin hükmettikleri tazminatların ekonomik gerçekliklere uygun olarak güncellenmesi veya bu tür gecikmelerin telafi edilmesi gerektiğine yönelik son derece güçlü bir mesaj vermesidir. Ayrıca, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yolunun işaret edilmesi, benzer enflasyonist mağduriyetleri yaşayan mülk sahipleri için etkin bir giderim mekanizmasının nasıl işletileceğini açıkça göstermektedir. Bu içtihat, idareyi idari işlem ve eylemlerden doğan bedelleri zamanında ve reel değerini koruyacak şekilde ödemeye sevk edecek güçlü bir yargısal denetim aracı olarak öne çıkmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Murat Kakül, kendisine ait taşınmaza idare tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması üzerine idareye karşı hukuki süreç başlatmıştır. Açılan kamulaştırmasız el atma davası sonucunda yerel mahkeme tarafından başvurucu lehine bir tazminat bedeli ödenmesine hükmedilmiştir. Ancak hukuki sürecin uzaması ve ödeme aşamasında geçen zaman zarfında, yerel mahkeme tarafından hükmedilen tazminat bedeli ülkedeki yüksek enflasyon oranları karşısında ciddi anlamda değer kaybına uğramıştır.
Başvurucu, idare tarafından ödenmesi gereken tazminat bedelinin enflasyon karşısında erimesi nedeniyle ekonomik olarak zarara uğradığını, kendisine şahsi olarak aşırı bir külfet yüklendiğini ve en temel haklarından olan mülkiyet hakkının zedelendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun temel talebi, kamulaştırmasız el atma nedeniyle hükmedilen bedelin enflasyon karşısında değer kaybetmesinden doğan maddi kaybın telafi edilmesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin hukuken tespit edilmesi ve bu mağduriyetin giderilmesi için maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesidir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı incelerken temel dayanak olarak öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 hükmünde güvence altına alınan mülkiyet hakkını merkeze almıştır. Mülkiyet hakkı, kişilere sahibi oldukları malvarlığı değerleri üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunma yetkisi veren ve aynı zamanda kamu otoritelerinin haksız ve ölçüsüz müdahalelerine karşı anayasal koruma sağlayan temel bir insan hakkıdır.
Kamulaştırmasız el atma eylemi, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında belirlenen resmi usullere uymaksızın özel mülkiyete konu bir taşınmaza fiilen veya hukuken el koyması durumunu ifade eder. Hukuk sistemimizde ve yerleşik içtihat prensiplerinde, idarenin hukuka aykırı olan bu nitelikteki eylemi nedeniyle mülk sahibine ödenecek tazminatın, mülkün gerçek ve güncel karşılığını yansıtması esastır. Aynı zamanda, bedelin tespitinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süreçte paranın satın alma gücünü koruması gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili yerleşik içtihatlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma bedellerinin ödenmesinde yaşanan gecikmeler ve bu zaman diliminde enflasyon nedeniyle ortaya çıkan değer kayıpları, devletin hak sahiplerine karşı olan pozitif yükümlülüklerine aykırılık teşkil etmektedir. Eğer ödenen tazminat bedeli ile mülkün gerçek değeri arasındaki makas enflasyon sebebiyle önemli ölçüde açılmışsa, bu durum malike şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir yük bindirir. Mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunması ilkesi, sadece mahkemece bir bedel tespit edilmesini değil, bu bedelin ekonomik ve reel değerini kaybetmeden mülk sahibinin malvarlığına fiilen dâhil edilmesini zorunlu kılar.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucu Murat Kakül'ün bireysel başvurusunu incelediğinde, daha önce benzer nitelikteki enflasyon farkı ve değer kaybı başvurularında belirlediği anayasal ilkelerin somut olayda da birebir geçerli olduğunu saptamıştır. Başvurucu lehine yerel mahkeme nezdinde görülen kamulaştırmasız el atma davasında bir tazminata hükmedilmiş olmakla birlikte, geçen zaman içinde ekonomik koşullardaki olumsuz değişimler ve enflasyonist ortam nedeniyle bu bedelin satın alma gücü bakımından ciddi bir değer kaybına uğradığı tespit edilmiştir.
Yüksek Mahkeme, kamulaştırmasız el atma bedelinin enflasyon karşısında önemli ölçüde erimesinin, mülkiyet hakkı bağlamında idare ile birey arasında bulunması gereken adil dengeyi temelden ve başvurucu aleyhine bozduğunu değerlendirmiştir. İdarenin kanuni kamulaştırma usullerine uymaksızın gerçekleştirdiği haksız el atma eyleminin yarattığı mağduriyetin üzerine, bir de idarece ödenmesi gereken tazminat bedelinin enflasyon karşısında korunmaması, başvurucuya şahsi olarak katlanılamaz, orantısız ve olağan dışı bir külfet yüklemiştir. Kararda, Yüksek Mahkemenin daha önce vermiş olduğu emsal kararlarda açıklanan temel anayasal ilkelerden ve ulaşılan ihlal sonucundan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir istisnai, hukuki veya fiilî durumun bulunmadığı açıkça vurgulanmıştır.
İhlalin giderimi konusunda ise Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma bedelinin değer kaybetmiş olması nedeniyle doğan mağduriyetin ortadan kaldırılabilmesi için yeniden yargılama yapılmasında mutlak bir hukuki yarar ve yasal zorunluluk bulunduğunu ifade etmiştir. İhlal kararının gönderildiği Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin, Anayasa Mahkemesinin kararında belirttiği ilke ve gerekçelere uygun biçimde yeniden yargılama işlemlerini başlatarak hak ihlalinin ana nedenlerini giderecek nitelikte yeni bir karar vermesi gerektiği altı çizilerek belirtilmiştir. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması adına yeniden yargılama yolunun başvurucu için yeterli ve etkin bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından, başvurucunun ayrıca talep ettiği maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddedilmesine hükmedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.