Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Murat Canşad | BN. 2021/3525

Karar Bülteni

AYM Murat Canşad BN. 2021/3525

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/3525
Karar Tarihi 17.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların süreli yayın satın alma hakkı vardır.
  • Yayın talepleri idarece mutlaka değerlendirmeye alınmalıdır.
  • Yargı mercileri şikayetleri eksiksiz incelemekle yükümlüdür.
  • İdari ve yargısal suskunluk başvuru hakkını zedeler.
  • Süreli yayınlar posta yoluyla hediye edilemez.

Bu karar hukuken, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların haber ve bilgiye ulaşma hürriyeti bağlamında talep ettikleri süreli yayınlara erişim haklarının, keyfi idari işlemlerle veya idari eylemsizlikle kısıtlanamayacağı anlamına gelmektedir. Anayasa Mahkemesi, mahpuslara posta yoluyla süreli yayın gönderilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını açıkça teyit etmekle birlikte, kişilerin bedeli kendi hesaplarından karşılanmak koşuluyla yayın satın alma haklarının bulunduğunu ve bu hakkın kullandırılmasının idarenin yükümlülüğünde olduğunu vurgulamıştır. İdare ve yargı makamlarının, mahpusun bedelini ödeyerek yayın temin etme talebini tamamen cevapsız bırakması ve hukuki yollara başvurulduğunda bu talebin hiçbir şekilde esastan incelenmemesi, hak arama hürriyetinin ve mahkemeye erişim hakkının fiilen işlemez hale gelmesi olarak yorumlanmıştır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. Karar, infaz hakimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri gibi şikayet ve itiraz mercilerinin, mahpusların dilekçelerinde yer alan kompleks talepleri özenle ayrıştırması ve her bir bağımsız talebe yönelik ayrı ayrı ilgili ve yeterli bir yargısal inceleme yapması gerektiğini ortaya koymaktadır. Mahkemelerin şikayetleri incelerken yalnızca idarenin verdiği kısıtlı ret kararları üzerinden değil, başvurucunun dilekçesinde dile getirdiği asıl talepleri ve temel şikayetleri üzerinden geniş çaplı bir hukuki denetim yapması gerektiği bu kararla içtihat haline getirilmiştir. Bu yönüyle karar, mahpus hakları ihlallerinde temel başvuru ve şikayet makamı olan infaz hakimliklerinin, salt şekli bir denetimden ziyade uygulamada ne derece pratik ve etkili bir başvuru yolu sunması gerektiğine dair kesin bir rehber niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Cezaevinde hükümlü olarak bulunan başvurucu, takip etmek istediği bir derginin belirli sayılarının bedeli kendi emanet hesabından karşılanarak cezaevi idaresi aracılığıyla satın alınması ve tarafına verilmesi için müdürlüğe defalarca dilekçe yazmıştır. Ancak cezaevi idaresi, bu satın alma talebine hiçbir cevap vermeyerek dilekçeleri işlemsiz bırakmıştır. Bu süreç devam ederken, söz konusu derginin bazı sayıları başvurucuya dışarıdan posta yoluyla gönderilmiş, ancak cezaevi idaresi mevzuat gereği posta yoluyla dergi kabul edilemeyeceğini belirterek bu yayınları da başvurucuya teslim etmemiştir.

Başvurucu bunun üzerine infaz hakimliğine şikayette bulunarak adli süreci başlatmış; hem posta yoluyla gelen dergilerin kendisine verilmesini hem de asıl talebi olan bedeli emanet hesabından ödenerek dergi satın alınması işleminin gerçekleştirilmesini yargı makamlarından talep etmiştir. İnfaz hakimliği ve ardından itirazı inceleyen ağır ceza mahkemesi, verdikleri kararlarda yalnızca posta yoluyla gelen dergilerin kanunen neden verilemeyeceğini açıklamış, ancak başvurucunun kendi parasıyla dergi satın alma talebi hakkında hiçbir hukuki değerlendirme yapmamıştır. Uyuşmazlık, başvurucunun yayın satın alma talebinin yetkili makamlarca tamamen görmezden gelinmesi ve yargısal yolların bu talebe etkili bir çözüm üretmemesinden kaynaklanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken Anayasa'nın 26. maddesinde korunan ifade özgürlüğü ve 40. maddesinde korunan etkili başvuru hakkı temelinde birtakım yerleşik hukuk kurallarına dayanmıştır. İfade özgürlüğü, kişilerin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesini ve bu fikirleri edinebilmesini güvence altına alır. Ceza infaz kurumunda bulunan kişilerin de temel bir hak olarak bu hürriyete sahip olduğu açıktır. Ancak bu hak mutlak nitelikte olmayıp cezaevi güvenliği, suçun önlenmesi ve kurum içi disiplinin sağlanması gibi meşru ve zorunlu amaçlarla sınırlandırılabilir.

Mahpusların yayınlardan yararlanma usulleri ve sınırları, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 62 ile açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre mahpuslar, bedeli kurumdaki kendi emanet hesaplarından karşılanmak koşuluyla herhangi bir süreli veya süresiz yayının cezaevi kurumu aracılığıyla satın alınarak kendilerine verilmesini yasal olarak talep edebilir. Kurum idaresi bu yayınları, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında belirlenen kriterler doğrultusunda güvenliği tehlikeye düşürüp düşürmediği yönünden denetlemekle ve uygunsa teslim etmekle yükümlüdür.

Öte yandan, ilgili mevzuat ve aynı Kanun kapsamında mahpuslara posta, kargo veya ziyaretçiler aracılığıyla dışarıdan süreli yayın (dergi, gazete) hediye edilmesi mümkün değildir. Hediye olarak yalnızca kitap ve giyim eşyası belli zamanlarda kabul edilebilir.

Hukuki uyuşmazlığın temel eksenini oluşturan etkili başvuru hakkı ise, temel hakları ihlal edilen kişilerin yetkili makamlara gecikmeden başvurabilmesini ve bu merciler önünde sesini duyurabilmesini gerektirir. Yerleşik içtihat prensiplerine göre, şikayetleri inceleyen yargı makamlarının, başvurucuların iddialarını geniş şekilde değerlendirmesi, keyfiliği önlemesi ve kararını ilgili, yeterli ve somut gerekçelerle açıklaması şarttır. Sadece hukuken var olan bir itiraz yolunun bulunması yeterli kabul edilemez; bu yolun uygulamada da makul bir başarı şansı sunması ve savunulabilir talepleri mutlak surette esastan incelemesi gerekmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun somut olaydaki iddialarını iki farklı hukuki zeminde ele alarak incelemiştir. İlk olarak, posta yoluyla dışarıdan gönderilen dergilerin idarece başvurucuya teslim edilmemesi hususu değerlendirilmiştir. Yüksek Mahkeme, 5275 sayılı Kanun uyarınca mahpuslara kargo, posta veya ziyaretçi aracılığıyla hediye olarak sadece kitap ve giyim eşyası verilebileceğini, dergi veya gazete gibi süreli yayınların dışarıdan bu yolla cezaevine sokulmasının yasal olarak mümkün olmadığını tespit etmiştir. Bu doğrultuda idarenin ve derece mahkemelerinin posta yoluyla gelen dergileri vermeme kararı tamamen mevzuata ve hukuka uygun bulunmuş, başvurucunun bu yöndeki iddiası temel haklara yönelik bir müdahale içermediğinden açıkça dayanaktan yoksun kabul edilmiştir.

Ancak uyuşmazlığın ikinci ve asıl boyutunu oluşturan "bedeli emanet hesabından karşılanarak dergi satın alınması" talebine gelince süreç tamamen farklı ilerlemiştir. Başvurucunun bu yöndeki açık dilekçelerine ceza infaz kurumu idaresi tarafından hiçbir şekilde olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmediği saptanmıştır. İdarenin bu kayıtsız tutumunun ötesinde, başvurucu idari sessizliği ve talebinin karşılanmamasını infaz hakimliğine şikayet ettiğinde yargısal mekanizma da çalışmamıştır. İnfaz hakimliği, kararında yalnızca posta yoluyla gelen dergilerin neden verilemeyeceği üzerine bir yasal değerlendirme yapmış, başvurucunun kendi parasıyla kurum üzerinden dergi temin etme şeklindeki asıl talebini tamamen cevapsız bırakmıştır. Yapılan itirazı inceleyen ağır ceza mahkemesi de ilk derecenin bu bariz inceleme eksikliğini gidermeden itirazı matbu gerekçelerle reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi, idari eylemleri denetlemekle görevli şikayet makamı olan infaz hakimliğinin, başvurucunun asıl talebi ve iddialarını hiç dikkate almadığını, idarenin dilekçelere cevap vermemesi sorununu adli yönden araştırmadığını ve yayın satın alma talebinin karşılanmamasının demokratik toplum düzeninde orantılı olup olmadığını hiçbir şekilde değerlendirmediğini kesin olarak saptamıştır. Yargı makamlarının bu eksik ve taraflı incelemesi, mevzuatta öngörülen etkili başvuru yolunun somut olayda uygulamada işlemediğini, kişiyi keyfiliğe karşı korumasız bıraktığını açıkça göstermektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun ifade özgürlüğü ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: