Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2021/41970 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/41970 BN.

Anayasa Mahkemesi | Murat Buhur | 2021/41970 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/41970
Karar Tarihi 17.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Yargılama sırasında yapılan kanun değişikliği hakkı ortadan kaldıramaz.
  • Alacağın tahsilini imkânsızlaştıran yasal düzenlemeler mülkiyet hakkını zedeler.
  • Mülkiyet hakkı ihlallerinde etkili başvuru yolu açık tutulmalıdır.
  • Kanun koyucunun müdahalesi devam eden davalarda mağduriyet yaratmamalıdır.

Bu karar, devam eden yargılamalar sırasında kanun koyucunun sürece müdahalesi neticesinde bireylerin alacaklarına kavuşma imkânının ortadan kaldırılmasının anayasal sonuçlarını çok çarpıcı bir biçimde gözler önüne sermektedir. Anayasa Mahkemesi, yargılama aşamasında çıkarılan ve alacağın tahsilini imkânsız kılan yasal bir düzenlemenin, bireyin mülkiyet hakkını ve bu hakkın korunması için başvurulan yargı yolunu bütünüyle işlevsiz hâle getirdiğine hükmetmiştir. Görüldüğü üzere bu durum, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ağır bir ihlali olarak hukuki düzlemde nitelendirilmiştir.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle yasal mevzuat değişikliklerinin derdest davalara olan etkisini temel haklar ekseninde sınırlaması açısından kritik bir içtihat niteliği taşımaktadır. Devletin yasama organı eliyle sonradan getirdiği düzenlemelerin, vatandaşların yasalara duyduğu güveni, meşru beklentilerini ve mahkemeye erişerek hakkını arama hürriyetini derdest işlemlerde boşa çıkarmaması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Benzer şekilde, şirketlere yatırılan paraların iadesi taleplerinde veya çeşitli alacak davalarında vatandaşların karşılaştığı yasal veya fiilî engellerin, anayasal güvenceler karşısında geçersiz sayılabileceği yönünde çok güçlü bir hukuki prensip pekiştirilmiştir. Mahkemelerin, sonradan yürürlüğe giren kanun değişikliklerini uygularken, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunulup dokunulmadığını titizlikle denetleme yükümlülüğü bu emsal kararla hukuk camiasına bir kez daha kuvvetle hatırlatılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Murat Buhur, geçmişte bir şirkete yatırdığı paranın tarafına iade edilmesi amacıyla söz konusu şirkete karşı alacak davası açmıştır. Dava süreci mahkemeler nezdinde devam ederken, kanun koyucu tarafından yeni bir yasal düzenleme hayata geçirilmiştir. Çıkarılan bu yeni kanuni düzenleme, doğrudan doğruya başvurucunun davasını etkilemiş ve alacağın hukuki yollarla tahsil edilme imkânını bütünüyle ortadan kaldırmıştır.

Açtığı dava yeni yasa sebebiyle işlevsiz kalan ve parasını hiçbir şekilde geri alamayan başvurucu, devletin çıkardığı kanun yüzünden mahkemede hakkını arama imkânının elinden alındığını ve alacağının gasp edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, mülkiyetinin ve mahkemeye erişiminin hukuka aykırı şekilde engellendiğini iddia ederek hakkının teslim edilmesini, ihlal kararı verilmesini ve oluşan maddi zararının yasal yollardan tazmin edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35 kapsamında koruma altına alınan mülkiyet hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.40 kapsamında düzenlenen etkili başvuru hakkı arasındaki sıkı bağlantıyı ele almıştır. Mülkiyet hakkı, bireylerin mal varlığı değerleri üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma yetkisini anayasal düzeyde güvence altına alırken, etkili başvuru hakkı ise bu hakkın zedelenmesi veya tehlikeye düşmesi durumunda idari veya yargısal merciler önünde hakkın korunmasını sağlayacak mekanizmalara ulaşılabilmesini temin eder.

Bir alacağın tahsili amacıyla başlatılan meşru yargılama sürecinde, devletin yasama faaliyetiyle bu alacağın tahsilini imkânsız hâle getirecek yönde yepyeni bir kanuni düzenleme yapması, sadece mülkiyet hakkına yapılmış ağır bir müdahale değil, aynı zamanda yargı yolunu bütünüyle etkisizleştiren bir eylemdir. Mahkemenin önceki yerleşik içtihatlarına, özellikle benzer nitelikteki Turgay Kılıç kararına atıf yapılarak, bireylerin alacaklarını tahsil etmek için uygun hukuki yollara başvurmasına rağmen, yargılama esnasında yapılan yasa değişiklikleri ile bu hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılamayacağı temel bir kural olarak vurgulanmıştır.

Hukuk devleti ilkesi gereği, kişilerin mahkemeler aracılığıyla haklarını arama süreçlerinin öngörülebilir olması ve kanun koyucunun derdest uyuşmazlıklara taraf olan bireyleri savunmasız bırakacak şekilde geriye dönük pratik etki yaratan kurallar ihdas etmemesi gerekir. Bu tür yasal engeller, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 ile korunan adil yargılanma hakkının bir uzantısı olan mahkemeye erişim hakkını zedelemekte ve hakkın özünü ihlal eden boyutlara ulaşmaktadır. Bu bağlamda, usul veya esas kanunlarında yapılan sonradan değişikliklerin, sürmekte olan hak arama yollarını tamamen etkisiz kılması hukuk sisteminde kabul edilemez bir uygulamadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun şirket aleyhine açtığı alacak davası ve devamındaki yargılama aşamalarında meydana gelen yasal değişikliklerin somut etkilerini detaylıca incelemiştir. Başvurucunun, yatırdığı parasının iadesi için hukukun öngördüğü meşru ve uygun yollara zamanında başvurarak dava açtığı sabittir. Ancak yargılama süreci olağan seyrinde devam ederken yürürlüğe giren yasal düzenlemeler, davanın esasına girilmesini ve alacağın fiilen tahsil edilebilirliğini bütünüyle ortadan kaldırmıştır.

Yüksek Mahkeme, bu durumun başvurucuyu en başından beri güvenerek başvurduğu hukuki mekanizmaları işletme imkânından tamamen mahrum bıraktığını tespit etmiştir. Devletin, bir yandan bireylere haklarını aramaları için mahkeme yolunu açık tutarken, diğer yandan yasama erki aracılığıyla bu yolu sonuçsuz bırakacak kurallar getirmesi, hakkın pratik değerini sıfıra indirmektedir. Anayasa Mahkemesi, daha önce benzer mahiyetteki olayları incelediği Turgay Kılıç başvurusunda ortaya koyduğu anayasal ilkelere atıf yaparak, mevcut dosyada bu sağlam ilkelerden ayrılmayı gerektiren herhangi bir farklı veya istisnai durumun bulunmadığını açıkça belirtmiştir. Somut olayda, alacağını tahsil edemeyen başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin, yargı yolunu kapatan yasa değişikliği sebebiyle doğrudan doğruya etkili başvuru hakkının da ağır bir ihlaline yol açtığı değerlendirilmiştir.

Hak ihlalinin ortadan kaldırılabilmesi için yargılamanın yenilenmesinin hukuki bir zorunluluk olduğuna değinen Mahkeme, yeniden yargılama yapılmasının mevcut mağduriyeti gidermek için tek ve yeterli bir çözüm sunduğunu belirtmiş, bu sebeple başvurucunun ayrıca talep ettiği maddi tazminat isteminin reddine hükmetmiştir. Yeni yargılama sürecinin, ihlal kararında belirtilen ilkeler çerçevesinde, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi tarafından ilk derece mahkemesinden dosyanın temin edilmesi suretiyle ivedilikle ele alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: