Anasayfa Karar Bülteni AYM | Barış Kaçar ve Diğerleri | BN. 2023/55048

Karar Bülteni

AYM Barış Kaçar ve Diğerleri BN. 2023/55048

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/55048
Karar Tarihi 22.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma tazminatı enflasyona ezdirilemez.
  • Değer kaybı mülkiyet hakkının ihlalini oluşturur.
  • Uzun yargılama şikayetinde Tazminat Komisyonuna gidilmelidir.

Bu karar hukuken, idarenin fiili eylemleri sonucunda vatandaşın mülkiyet hakkına yapılan haksız ve kanunsuz müdahalelerin tazmininde, salt belirlenen anaparanın ödenmesinin yeterli olmadığını, aradan geçen zaman ve enflasyonist ekonomik koşullar karşısında alacağın reel değerinin de mutlaka korunması gerektiğini ortaya koymaktadır. Kamulaştırmasız el atma davalarında uzun süren yargılamalar neticesinde hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında erimesi, mülk sahibine şahsi ve olağan dışı ağır bir külfet yüklemekte olup, bu durum Anayasa ile teminat altına alınan mülkiyet hakkının özüne dokunmaktadır. Karar, idarenin eylemlerinden doğan zararların gerçek anlamda giderilmesi hususunda mülkiyet hakkının sağladığı güçlü korumayı vurgulamaktadır.

Benzer davalarda emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, idare mahkemeleri ve asliye hukuk mahkemelerinin kamulaştırmasız el atma davalarında verecekleri tazminat kararlarında paranın satın alma gücündeki düşüşü mutlaka dikkate almaları gerektiğine dair güçlü ve istikrarlı bir içtihat niteliği taşımaktadır. Vatandaşların yıllarca süren hak arama mücadeleleri neticesinde elde ettikleri tazminatların enflasyon karşısında pula dönmesini engelleyecek olan bu yaklaşım, mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunmasını sağlayacaktır. Ayrıca avukatlar ve vatandaşlar için makul sürede yargılanma hakkına dair şikayetlerde, doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmak yerine öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması gerektiği yönünde net bir usul kuralı çizerek iç hukuk yollarının tüketilmesi ilkesini pekiştirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Barış Kaçar ve diğerleri, kendilerine ait olan taşınmazlara kamu idaresi tarafından yasal bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atıldığını ve mülkiyet haklarının sınırlandırıldığını belirterek, bu haksız el atmanın karşılığı olarak tazminat ödenmesi talebiyle yerel mahkemeler nezdinde kamulaştırmasız el atma davaları açmışlardır. Yürütülen yargılamalar sonucunda yerel mahkemeler başvurucular lehine tazminat ödenmesine hükmetmiştir.

Ancak, söz konusu uyuşmazlıkların çözüm sürecinde yargılamalar çok uzun sürmüş ve bu uzun yargılama evresinde ülkede yaşanan enflasyonist koşullar sebebiyle hükmedilen tazminat bedelleri ciddi oranda değer kaybetmiştir. Başvurucular, taşınmazlarına haksız şekilde el atılması nedeniyle hak kazandıkları tazminat bedellerinin enflasyon karşısında eritildiğini ve davalarının makul bir sürede sonuçlandırılmayarak mağdur edildiklerini ifade etmişlerdir. Bu temel iddialarla mülkiyet hakkı ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu hukuki uyuşmazlığı çözüme kavuştururken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36'da düzenlenen adil yargılanma hakkı ile makul sürede yargılanma hakkı ilkeleri çerçevesinde bir değerlendirme yapmıştır. Uyuşmazlığın temelindeki müdahalenin kanuni dayanağını teşkil eden 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri ve bu kanunda öngörülen usullere uyulup uyulmadığı hususu titizlikle irdelenmiştir.

Yerleşik anayasal içtihat prensipleri gereğince, devletin veya diğer kamu tüzel kişilerinin bir taşınmaza kamulaştırma usullerini işletmeksizin doğrudan fiilen el atması, mülkiyet hakkına yapılmış ağır ve haksız bir müdahale olarak kabul edilmektedir. Bu hukuka aykırı müdahalenin telafisi amacıyla açılan tazminat davalarında hükmedilen bedellerin, enflasyonist ekonomik ortamlarda değer kaybına uğramadan, gerçek karşılığını yansıtacak şekilde mülk sahibine ödenmesi gerekmektedir. Yüksek Mahkemenin önceki emsal niteliğindeki kararlarında da altı çizildiği üzere, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin zamanın geçmesi ve enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması, mülk sahiplerine şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Bu durum, kamu yararı ile bireysel haklar arasında kurulması gereken adil dengeyi bozmaktadır.

Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında güncel usul hukuku kuralları devreye girmektedir. 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a 12 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile eklenen 5/A maddesi ve geçici 3. madde düzenlemeleri oldukça kritiktir. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği, iç hukukta makul süre şikayetleri için özel olarak oluşturulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun etkili bir başvuru yolu olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, yargılamanın uzun sürmesine ilişkin tazminat taleplerinde yargısal mekanizmalar ve komisyon yolları tüketilmeden Anayasa Mahkemesine başvurulması usul kurallarına aykırılık teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucular Barış Kaçar ve diğerlerinin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlara idarece usulüne uygun bir kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını ve bu ağır müdahale neticesinde açılan davalarda hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatlarının, uzun süren yargılamalar ve ödeme süreçleri boyunca enflasyon karşısında değer kaybına uğratıldığını açıkça tespit etmiştir. Mahkeme, mülkiyet hakkına ilişkin önceki istikrarlı içtihatlarına atıf yaparak, idare tarafından mülk sahibine ödenmesi gereken tazminat bedellerinin enflasyon nedeniyle aşınmasının, mülkiyet hakkının gerçek ve etkili bir biçimde korunmasını engellediğini belirtmiştir. Başvuruculara ödenen bedellerin satın alma gücündeki dramatik düşüşün hukuki yollarla telafi edilmemesi, başvurucular üzerinde şahsi, aşırı ve katlanılması beklenemeyecek olağan dışı bir ekonomik külfet oluşturmuştur. Oluşan bu ağır külfet, idarenin fiilinden kaynaklanan kamu yararı ile bireyin anayasal mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi doğrudan başvurucular aleyhine bozmuştur. Bu gerekçelerle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülük ilkesini zedelediği ve hakkın ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Başvurucuların diğer şikayet konusu olan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının ihlaline ilişkin iddia yönünden ise Anayasa Mahkemesi, usul hukukunda yaşanan yeni yasal gelişmeleri somut olaya uygulamıştır. 12 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe giren yasal değişiklikler çerçevesinde, yargılamaların makul sürede bitirilmemesinden kaynaklanan zararların tazmini talepleri için Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Tazminat Komisyonuna başvuru imkanı getirilmiştir. Somut başvuruda, ilk bakışta ulaşılabilir olan, ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunan ve yeterli giderim sağlama kapasitesi bulunduğu tespit edilen bu komisyona gidilmediği görülmüştür. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereğince, söz konusu idari ve yargısal başvuru yolları usulünce tüketilmeden Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılan makul süre şikayetlerinin esastan incelenmesi olanaklı değildir. Bu sebeple makul sürede yargılanma şikayeti yönünden başvuru yollarının tüketilmediği tespiti yapılmış ve bu kısım kabul edilemez bulunmuştur.

Mülkiyet hakkının ihlali yönünden giderim mekanizması değerlendirildiğinde ise, ortaya çıkan anayasal hak ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasında belirgin bir hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu değerlendirilmiştir. Başvurucuların maddi ve manevi tazminat talepleri ise, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere yerel mahkemeye gönderilmesinin, oluşan adaletsizliği gidermek adına yeterli bir hukuki giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, enflasyon karşısında tazminatın değer kaybı sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve mülkiyet hakkı ihlali yönünden başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: