Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ayşe Kata ve diğerleri | BN. 2022/80709

Karar Bülteni

AYM Ayşe Kata ve diğerleri BN. 2022/80709

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/80709
Karar Tarihi 05.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Makul süre şikayetlerinde komisyona başvuru zorunludur.
  • Kararın icra edilmemesinde olağan yollar tüketilmelidir.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu karar, idarenin mülkiyet hakkına yönelik kanuni bir dayanaktan tamamen yoksun olan fiili müdahalelerinin, yani kamulaştırmasız el atma eylemlerinin anayasal hukuk sistemindeki kesin sınırlarını net bir biçimde çizmektedir. Karar, taşınmazına idarece fiilen el atılan ve bu nedenle tasarruf yetkisi kısıtlanan maliklerin Anayasa ile güvence altına alınmış mülkiyet hakkının özüne dokunulduğunu hukuken teyit etmektedir. İdarenin kanunlarda belirtilen katı usullere riayet etmeden gerçekleştirdiği eylemlerin kanunilik ilkesini ağır şekilde ihlal ettiği açıkça gösterilmektedir. Ayrıca, yargılamaların makul sürede sonuçlanmaması şikayetlerinde usuli yolların önemi belirtilmektedir.

Benzer davalarda emsal etkisi bakımından bu değerli içtihat, idare hukuku ve eşya hukuku alanında çalışan hukukçular ile hakkı gasp edilen vatandaşlar için hayati bir başvuru kaynağı niteliğindedir. Kamulaştırmasız el atma davalarında mahkemelerin idari makamları Anayasa'nın ilgili koruyucu hükümleri ışığında çok daha sıkı bir denetime tabi tutması gerektiği bir kez daha tartışmasız şekilde pekiştirilmiştir. Uygulamadaki en kritik önemi ise, makul süre ve kararların icrası şikayetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonunun tüketilmesi gereken ilk idari başvuru yolu olduğunun altının önemle çizilmesidir. Bu usuli durum, bireysel başvuru sisteminde ikincillik ilkesinin katı biçimde uygulandığını kanıtlamakta olup, hak arama hürriyetini kullanan kişilerin yasal değişiklikleri özenle takip etmelerini zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, mülkiyet hakkı sahipleri olan vatandaşlar ile kamu gücünü kullanan idare arasında meydana gelmiştir. Başvurucular, tapuda adlarına kayıtlı bulunan taşınmaza ilgili kamu idaresi tarafından yasalara uygun hiçbir kamulaştırma işlemi veya kararı olmaksızın fiilen el atıldığını ve mülklerinin haksız şekilde kullanıldığını belirterek yargı yoluna başvurmuşlardır. Olayın gelişimi sürecinde açılan davalarda haklı bulunmalarına rağmen, lehlerine verilen mahkeme kararlarının idare tarafından zamanında ve eksiksiz bir şekilde icra edilmediğini vurgulamışlardır. Bununla birlikte tüm bu yargılama ve infaz sürecinin gereğinden fazla uzun sürerek makul süre sınırlarını açıkça aştığını, adalet sisteminin yavaş işlediğini ifade etmişlerdir. Söz konusu idari işlemler ve yargısal gecikmeler nedeniyle mülkiyet haklarının ve adil yargılanma haklarının zedelendiğini belirten başvurucular, uğradıkları haksızlığın Anayasa Mahkemesi tarafından tespiti ile hukuka aykırılığın giderilmesi için yeniden yargılama yapılması talebiyle yola çıkmışlardır. Taraflar süreç içerisinde herhangi bir maddi veya manevi tazminat talebinde bulunmamıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bireylerin idareye karşı korunmasını sağlayan bu uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi ile mülkiyetin kamuya geçişini düzenleyen "Kamulaştırma" kenar başlıklı 46. maddesi hükümlerini temel referans noktası olarak almıştır. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasının genel çerçevesini çizen Anayasa'nın 13. maddesi, mülkiyet hakkına yapılacak her türlü devlet müdahalesinin ancak kanunla ve kamu yararı amacıyla yapılabileceğini kesin bir dille emretmektedir. Bu anayasal ilkelerin kanuni düzeydeki yansıması olan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, kamu gücünü elinde bulunduran idarenin özel mülkiyete konu bir taşınmazı hangi usul ve esaslara bağlı kalarak mülkiyetine geçirebileceğini ayrıntılarıyla düzenleyen en temel mevzuattır. İdarenin, bu kanunda öngörülen koruyucu usulleri tamamen göz ardı ederek kişilerin taşınmazına fiilen el atması, mülkiyet hakkına yönelik açık ve kanunsuz bir müdahale olarak nitelendirilmektedir.

Uyuşmazlığın adil yargılanma hakkına ilişkin usul hukuku boyutunda ise, makul sürede yargılanma hakkı ile mahkeme kararlarının icra edilmemesi şikayetlerinin tabi olduğu yeni usul kuralları ele alınmıştır. Mevzuata yeni eklenen ve içtihadı değiştiren 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesi ile birlikte 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi, yargılamaların yavaş işlemesi veya yargı kararlarının idarece geç ya da eksik infaz edilmesine dair şikayetlerin çözümü için özel bir Tazminat Komisyonu kurulmasını hükme bağlamıştır. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sistemindeki en temel kuralı olan ikincillik ilkesi gereğince, en üst yargı merciine başvurulmadan önce mevzuatta düzenlenen söz konusu İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna idari başvuru yolunun olağan ve zorunlu bir kanun yolu olarak tüketilmesi gerekmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut bireysel başvuru dosyasında öncelikle başvurucuların mülkiyet hakkına yönelik olan kamulaştırmasız el atma şikayetini esastan büyük bir titizlikle incelemiştir. Dosya kapsamında yapılan hukuki değerlendirmede, başvurucuların adlarına kayıtlı taşınmazlarına ilgili kamu idaresi tarafından gerçekleştirilen fiili müdahalenin ve mülkiyetin kısıtlanmasının, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine ve bu kanunun emrettiği katı usullere hiçbir şekilde riayet edilmeksizin gerçekleştirildiği açıkça tespit edilmiştir. Mahkeme, daha önce benzer nitelikteki olaylar için vermiş olduğu istikrarlı emsal kararlarında da altını çizdiği üzere, idare tarafından yasalara ve usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi tesis edilmeksizin vatandaşların özel mülkiyetine keyfi olarak müdahale edilmesinin anayasal güvenceleri ve bilhassa kanunilik ilkesini doğrudan ihlal ettiğini belirtmiştir. Bu durumun mülkiyet hakkının özüne dokunan çok ağır bir ihlal olduğu saptanmıştır. Mülkiyet hakkı yönünden ihlalin kesin tespiti yapılmış olmakla birlikte, başvurucuların dilekçelerinde bu ihlalden kaynaklı olarak idareden herhangi bir maddi veya manevi tazminat talebinde bulunmamış olmaları nedeniyle, Yüksek Mahkeme sadece mülkiyet hakkı yönünden ihlal tespiti yapmakla yetinmiş ve başvurucular lehine ayrıca bir tazminat ödenmesine hükmetmemiştir.

Bireysel başvurunun diğer ayağını oluşturan, mahkeme kararının idarece icra edilmemesi ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikayetler ise esasa girilmeden usul şartları yönünden incelemeye tabi tutulmuştur. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun en temel özelliği olan ikincil niteliğini gözeterek, 6384 sayılı Kanun uyarınca faaliyet gösteren Tazminat Komisyonunun makul süre ve icra sorunlarına ilişkin şikayetlerde ilk başvuru mercii olduğunu vurgulamıştır. Yürürlükteki yasal düzenlemeler uyarınca, yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı veya kesinleşen yargı kararlarının idarelerce geç ya da eksik icra edildiği yönündeki hak ihlali iddialarında, Anayasa Mahkemesinden önce zorunlu olarak Komisyona başvurulması gerekmektedir. Başvurucuların, kendilerine kanunla sunulan bu olağan idari ve yasal başvuru yolunu hiç tüketmeden doğrudan bireysel başvuru yaptıkları belgelerden anlaşıldığından, söz konusu şikayetler başvuru yollarının tüketilmemesi nedeni ile kabul edilemez bulunmuştur. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma nedeniyle ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: