Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Cemal Tunç Kararı 2022/103808 B.

Anayasa Mahkemesi Cemal Tunç Kararı 2022/103808 B.

Bu karar, mahkemeye erişim hakkının usul kurallarının, özellikle de dava açma sürelerinin hesaplanmasındaki hatalı yargısal yorumlar ve uygulamalarla ne şekilde ihlal edilebileceğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Yargı mercilerinin yasal süreleri hesaplarken resmî tatil günlerini dikkate almaması, hak arama hürriyetinin özüne ölçüsüz bir müdahale teşkil etmektedir. Karar, usul kurallarının katı ve kanunun lafzına açıkça aykırı şekilde yorumlanmasının, bireylerin adalete erişimini imkânsız hâle getiremeyeceğine vurgu yapması bakımından büyük önem taşımaktadır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/103808
Karar Tarihi 05.11.2025
Taraf Cemal Tunç
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Sürenin son günü tatile rastlarsa uzar.
  • gavel Süre tatil sonrası ilk iş günü biter.
  • gavel Hatalı süre hesabı mahkemeye erişimi engeller.
  • gavel Kanunun hatalı uygulanması ihlal sebebidir.

Bu karar, mahkemeye erişim hakkının usul kurallarının, özellikle de dava açma sürelerinin hesaplanmasındaki hatalı yargısal yorumlar ve uygulamalarla ne şekilde ihlal edilebileceğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Yargı mercilerinin yasal süreleri hesaplarken resmî tatil günlerini dikkate almaması, hak arama hürriyetinin özüne ölçüsüz bir müdahale teşkil etmektedir. Karar, usul kurallarının katı ve kanunun lafzına açıkça aykırı şekilde yorumlanmasının, bireylerin adalete erişimini imkânsız hâle getiremeyeceğine vurgu yapması bakımından büyük önem taşımaktadır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle hak düşürücü sürelerin ve zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında mahkemelerin kanun hükümlerini lafzına uygun ve titizlikle uygulaması gerektiği yönündedir. Usul hukukunun temel prensiplerinden biri olan, sürenin son gününün resmî tatile denk gelmesi hâlinde sürenin takip eden ilk iş gününe uzaması kuralının göz ardı edilmesi, açık bir hak ihlali sebebi olarak tescillenmiştir. Uygulamada avukatların ve vatandaşların sıklıkla karşılaştığı süre hesaplama hatalarına karşı güçlü bir anayasal güvence sunan bu içtihat, usul kurallarının adaleti sağlamak için bir araç olduğu, hakkın kullanımını engelleyen bir tuzağa dönüşmemesi gerektiği prensibini pekiştirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Cemal Tunç, satın aldığı mobilyanın ayıplı çıkması üzerine uyuşmazlığın çözümü için Tüketici Hakem Heyetine başvurmuştur. Ancak heyet, başvurucunun talebini reddetmiştir. Bu karar üzerine başvurucu, hakkını aramak amacıyla kararın iptali talebiyle Tüketici Mahkemesinde dava açmıştır. Tüketici Hakem Heyeti kararı başvurucuya 4 Mayıs 2022 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu ise davasını 20 Mayıs 2022 tarihinde açmıştır.

Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesi, kanunda öngörülen on beş günlük itiraz süresinin aşıldığını belirterek davayı süre yönünden kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu ise on beş günlük sürenin son gününün 19 Mayıs resmî tatiline denk geldiğini, davanın tatili takip eden ilk iş günü olan 20 Mayıs'ta açıldığını ve davanın süresinde olduğunu savunarak anayasal haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinin tespitini ve yeniden yargılama yapılmasını talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle mahkemeye erişim hakkının temel standartlarını ve ilgili usul kurallarını detaylı biçimde incelemiştir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Bu hak, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Dava açma süreleri, itiraz süreleri ve zamanaşımı gibi usul kuralları hukuki belirlilik ve güvenliği sağlamak amacını taşısa da, bu kuralların katı bir şekilde uygulanarak mahkemeye erişim hakkını orantısız veya haksız şekilde kısıtlamaması anayasal bir zorunluluktur.

Somut olayın çözümünde dayanılan temel yasal düzenleme 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.70 hükmüdür. Bu madde uyarınca, Tüketici Hakem Heyetinin kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edilebileceği düzenlenmiştir. Sürelerin nasıl hesaplanacağı ise genel usul kanunumuz olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.92 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.93 hükümlerinde açıkça belirtilmiştir. İlgili kanunun 93. maddesi, sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde, sürenin tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biteceğini amirdir. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken, özellikle kanunun açıkça düzenlediği bu tür süre uzama kurallarını dikkate almaması, müdahalenin kanunilik şartını ortadan kaldıran ve hakkın özüne dokunan büyük bir hukuki hata olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olaya ilişkin yaptığı incelemede, Tüketici Mahkemesinin verdiği ret kararının başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik açık bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. Yapılan değerlendirmede, müdahalenin anayasal ilkelere uygun olup olmadığı ve özellikle müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığı titizlikle incelenmiştir.

Dosya kapsamına göre, Tüketici Hakem Heyeti kararı başvurucuya 4 Mayıs 2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. 6502 sayılı Kanun uyarınca öngörülen on beş günlük itiraz süresinin son günü olağan hesaplamayla 19 Mayıs 2022 tarihine denk gelmektedir. Bilindiği üzere 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olması sebebiyle resmî tatil günüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.93 hükmü çok açık bir şekilde, sürenin son gününün resmî tatile rastlaması durumunda bu sürenin takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar uzayacağını belirtmektedir. Buna göre, başvurucunun davasını 20 Mayıs 2022 Cuma günü açmış olması tamamen kanuni süreler içindedir.

Buna rağmen Diyarbakır 2. Tüketici Mahkemesi, açık yasal düzenlemeyi dikkate almayarak 19 Mayıs 2022 tarihini normal bir iş günü olarak kabul etmiş ve davayı hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle usulden reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemenin bu uygulamasının kanunun açık hükmüne aykırı olduğunu, kanunun uygulanmasında bariz bir hata yapıldığını ve dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığını tespit etmiştir. Mahkemelerin, kanunun emredici ve açık usul kurallarını göz ardı ederek kişilerin hak arama hürriyetini kısıtlaması ölçülülük ve kanunilik ilkeleriyle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği ve yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiştir.

Dava açma sürem resmî tatile denk gelirse hakkım yanar mı? expand_more
Hayır, hakkınız yanmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, itiraz veya dava açma süresinin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde, bu süre tatili takip eden ilk iş gününün mesai bitimine kadar kendiliğinden uzamaktadır,.
Tüketici hakem heyeti kararına itiraz süresi kaç gündür? expand_more
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca, Tüketici Hakem Heyeti kararlarına karşı, kararın size tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde Tüketici Mahkemesinde itiraz davası açma hakkınız bulunmaktadır.
Mahkeme tatil gününü saymayıp davamı reddederse ne olur? expand_more
Mahkemenin yasal düzenlemeyi dikkate almayıp resmî tatili normal bir iş günü gibi değerlendirmesi ve davayı süreden reddetmesi, anayasal mahkemeye erişim hakkınızın açık bir ihlalidir. Anayasa Mahkemesi bu tür kanuna aykırı uygulamalarda ihlal tespiti yapmakta ve yeniden yargılama kararı vermektedir,.
Süre hesabındaki hata yüzünden adil yargılanma hakkım zedelenir mi? expand_more
Evet, kesinlikle zedelenir. Anayasa Mahkemesi emsal içtihatlarında, dava ve itiraz süreleri gibi usul kurallarının mahkemeler tarafından adalete erişimi imkânsız kılacak şekilde katı ve hatalı uygulanmasını, adil yargılanma hakkına yönelik kanunsuz ve ölçüsüz bir müdahale olarak kabul etmektedir,,.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir