Anasayfa Karar Bülteni AYM | Şeyhmus Özen ve Diğerleri | BN. 2023/55314

Karar Bülteni

AYM Şeyhmus Özen ve Diğerleri BN. 2023/55314

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/55314
Karar Tarihi 04.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Mülkiyete müdahaleler yasal güvencelere harfiyen uymak zorundadır.
  • El atmada temel giderim yolu manevi tazminattır.
  • Kanunsuz müdahaleler hukuk devleti ilkesini açıkça zedeler.

Bu karar, kamu idarelerinin vatandaşlara ait taşınmazlara yasal usullere uymaksızın fiilen el atması suretiyle gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eylemlerinin anayasal mülkiyet hakkı karşısındaki haksız durumunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılacak her türlü müdahalenin öncelikle ve mutlak surette kanunilik şartını taşıması gerektiğinin altını bir kez daha güçlü bir biçimde çizmiştir. İdarelerin, Anayasa ve ilgili kanunlarda öngörülen usulleri izlemeden, doğrudan şahıs taşınmazlarına el atması, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan ve anayasal güvenceleri hiçe sayan açık bir hak ihlali olarak nitelendirilmiştir.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu karar, kamu makamlarının yol, altyapı veya diğer kamu hizmetleri bahanesiyle usulüne uygun kamulaştırma kararı almadan ve bedel ödemeden fiilî durum yaratmalarının önüne geçilmesi açısından oldukça kritik bir işleve sahiptir. Yüksek Mahkeme, yerleşik içtihatlarında olduğu gibi, kanunda belirtilen usullere uymayan bu tür fiilî müdahalelerin hiçbir meşru amaca veya kamu yararına dayandırılamayacağını vurgulamıştır. Ayrıca, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasında yeniden yargılamanın hukuki bir yarar sağlamayacağı bu gibi durumlarda, eski hâle getirme kuralı çerçevesinde manevi tazminatın en etkili giderim yolu olduğu prensibi bu kararla pekiştirilmiştir. Bu tutum, benzer mülkiyet mağduriyetleri yaşayan vatandaşlar için tazminat yolunun temel bir hukuki güvence olduğunu göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, başvurucuların maliki olduğu taşınmazlara idare tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı alınmadan ve yasal usullere riayet edilmeden fiilen el atılması olayı üzerine ortaya çıkmıştır. Başvurucular, özel mülkiyetlerinde bulunan söz konusu arazilere kamu idaresi tarafından hukuka aykırı bir şekilde müdahale edildiğini, taşınmazlarını özgürce kullanma ve bunlardan tasarruf etme haklarının fiilen ellerinden alındığını belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Temel uyuşmazlık noktası, idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın, değer tespiti sağlamaksızın ve taşınmazın gerçek bedelini hak sahiplerine ödemeksizin fiilî bir durum yaratarak taşınmaza el atmasının, anayasal güvence altında olan mülkiyet hakkını zedeleyip zedelemediğidir. Başvurucular bu açık ihlalin tespiti ile uğradıkları mağduriyetin giderilmesi için maddi ve manevi zararlarının karşılanması, yeniden yargılama yapılması ve tazminat ödenmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mülkiyet hakkı, kişinin sahibi olduğu bir eşya üzerinde kanunların çizdiği sınırlar içinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisi veren, bireyin ekonomik güvencesini ve onurlu bir yaşam sürmesini sağlayan en temel anayasal haklardan biridir. Bu hak, Anayasa'nın 35. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Bu temel anayasal kurala göre herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Kamu idarelerinin, özel mülkiyete konu taşınmazlara bir kamu hizmetinin ifası amacıyla ihtiyaç duyması hâlinde izlemesi gereken anayasal ve yasal sınırlar Anayasa'nın 46. maddesinde ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerinde oldukça açık ve detaylı bir biçimde düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, kamu makamları mülkiyet hakkına müdahale ederken mutlaka hukuki bir dayanağa sahip olmalı ve kanunların öngördüğü şekil, usul ve esaslara harfiyen uymalıdır. İdarenin, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca kamu yararı kararı almadan, usulüne uygun bir kamulaştırma süreci başlatmadan, bedel tespit ve tescil davalarını işletmeden ve taşınmazın gerçek karşılığını peşin ve nakden ödemeden vatandaşın taşınmazına fiilen el atması, Türk hukuk sisteminde "kamulaştırmasız el atma" olarak adlandırılır ve bu durum mülkiyetin özüne yapılmış ağır bir saldırı niteliği taşır.

Kamulaştırmasız el atma, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik koşulunu en baştan ve ağır bir şekilde ihlal eden, keyfî bir idari fiilî durumdur. Anayasa Mahkemesi geçmişte verdiği Şevket Karataş, Celalettin Aşçıoğlu ve Mustafa Asiler kararları gibi pek çok istikrarlı emsal kararında, kanunların açıkça çizdiği sınırlara riayet edilmeden gerçekleştirilen el atma eylemlerinin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine açıkça aykırı olduğunu kurala bağlamıştır. Bu tür idari eylemlerde, idarenin müdahalesi doğrudan kanunsuz kabul edildiğinden, müdahalenin meşru bir amaca dayanıp dayanmadığının veya ölçülü olup olmadığının ayrıca incelenmesine dahi gerek duyulmaksızın doğrudan hak ihlali sonucuna ulaşılmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, somut başvuruya konu dosyayı incelediğinde, başvuruculara ait taşınmazlara idare tarafından gerçekleştirilen fiilî müdahalenin niteliğini, kapsamını ve yasal dayanağının bulunup bulunmadığını detaylı bir biçimde değerlendirmiştir. Dosya kapsamındaki maddi bulgulara ve yargısal süreçteki bilgilere göre, başvurucuların mülkiyetinde bulunan taşınmazlara, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine hiçbir şekilde riayet edilmeksizin, önceden alınmış herhangi bir kamulaştırma kararı ve işlemi yapılmadan kamu idaresi tarafından fiilen el atıldığı sabit görülmüştür.

Yüksek Mahkeme, idarece yaratılan bu fiilî durumun Anayasa'nın 35. maddesinde koruma altına alınan mülkiyet hakkı güvenceleriyle bağdaşıp bağdaşmadığını, daha önce vermiş olduğu ilke kararları ekseninde ele almıştır. Önceki yerleşik içtihatlarda defalarca vurgulandığı üzere, idarenin kamu gücünü kullanarak özel mülkiyete müdahale etmesi ancak ve ancak kanunun açıkça izin verdiği usullerin izlenmesiyle mümkündür. İdarenin, kanunla belirlenmiş olan kamulaştırma prosedürlerini atlayarak ve maliklerin rızasını almaksızın doğrudan taşınmaza fiziki müdahalede bulunması, mülkiyet hakkına yönelik bu müdahalenin "kanunilik" şartını hiçbir şekilde sağlamadığı anlamına gelmektedir.

Somut olayda, başvurucuların taşınmazlarına yapılan kamulaştırmasız el atmanın, Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri ile kanunda öngörülen mülkiyet güvencelerine uymayan, tamamen hukuk dışı ve keyfî bir idari eylem olduğu net bir biçimde tespit edilmiştir. Yüksek Mahkeme, bu bağlamda başvurucuların mülkiyet hakkının kanunilik ilkesi gereğince ihlal edildiğine şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanaat getirmiştir.

Bunun yanı sıra ihlalin sonuçlarının nasıl giderileceği konusunu da ayrıca değerlendiren Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma şikâyeti nedeniyle meydana gelen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için gelinen mevcut aşamada yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmadığını vurgulamıştır. Olayda ihlalin sonuçlarının telafi edilebilmesi bakımından en etkin giderim yolunun tazminat olduğu belirlenmiştir. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ve adil tatmin prensibi uyarınca, yaşanan hak ihlalinin başvurucular üzerinde doğurduğu olumsuzlukların bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvuruculara 34.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin de kabulü yoluna gidilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, taşınmaza kamulaştırma yapılmadan el atılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: