Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Satılmış Destireci ve Diğerleri Kararı 2023/103560 B.

Anayasa Mahkemesi Satılmış Destireci ve Diğerleri Kararı 2023/103560 B.

Bu karar hukuken, idarenin kamu gücünü kullanarak mülkiyet hakkına yasal bir dayanak olmaksızın fiilen müdahale ettiği durumlarda sadece şekli bir tazminatın yeterli olmayacağını, bu tazminatın ekonomik gerçekliklere uygun olması gerektiğini netleştirmektedir. Yüksek Mahkeme, enflasyonist ortamlarda zamanın geçmesinin mülk sahibi aleyhine işlediğini ve paranın zaman değerinin korunmamasının mülkiyet hakkının bağımsız bir ihlali olduğunu kesin bir dille hüküm altına almıştır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2023/103560
Karar Tarihi 04.12.2025
Taraf Satılmış Destireci ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • gavel Mülkiyet hakkına müdahale kanunilik şartını taşımalıdır.
  • gavel Tazminatların enflasyon karşısında erimesi ölçülülüğü bozar.
  • gavel Değer kaybı başvurucuya aşırı külfet yükler.

Bu karar hukuken, idarenin kamu gücünü kullanarak mülkiyet hakkına yasal bir dayanak olmaksızın fiilen müdahale ettiği durumlarda sadece şekli bir tazminatın yeterli olmayacağını, bu tazminatın ekonomik gerçekliklere uygun olması gerektiğini netleştirmektedir. Yüksek Mahkeme, enflasyonist ortamlarda zamanın geçmesinin mülk sahibi aleyhine işlediğini ve paranın zaman değerinin korunmamasının mülkiyet hakkının bağımsız bir ihlali olduğunu kesin bir dille hüküm altına almıştır.

Benzer davalarda emsal etkisi çok güçlüdür. İdare mahkemeleri ve adli yargı mercileri, gecikmiş kamulaştırma veya haksız el atma davalarında hükmedecekleri tazminatları belirlerken, değer kaybını önleyecek mekanizmaları doğrudan devreye sokmak zorunda kalacaklardır. Bu yaklaşım, mülk sahiplerinin uzun süren davalar ve ödeme süreçleri neticesinde enflasyon karşısında ezilmesinin önüne geçecek güçlü bir hukuki bariyer oluşturmaktadır. Uygulamada, idarelerin kamulaştırma işlemlerini hukuka uygun yürütmesi ve tazminat davalarında yaşanan değer kayıplarının mutlaka telafi edilmesi gerektiği yönündeki yerleşik içtihat, bu karar ile çok daha katı bir şekilde pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, başvurucuların maliki olduğu taşınmazlara idare tarafından resmi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması ve bu el atma işlemi nedeniyle hak kazanılan tazminatların zaman içinde enflasyon karşısında değer kaybetmesi üzerine ortaya çıkmıştır. Başvurucular, mülkiyetlerindeki taşınmazların idarece haksız olarak kullanıldığını ve açılan davalar sonucunda belirlenen tazminat bedellerinin, idarenin ödeme anına kadar geçen süre zarfında enflasyon oranlarının çok altında kalarak eridiğini ifade etmişlerdir.

Bu kapsamda, taşınmazlarına hukuka aykırı şekilde el atılması ve yargısal süreçler neticesinde ödenen tazminatların reel değerini yitirmesi sebepleriyle mülkiyet haklarının ağır şekilde zedelendiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Söz konusu başvuru, konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle benzer durumdaki birden fazla mağdurun dosyasının birleştirilmesiyle toplu bir incelemeye tabi tutulmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı karara bağlarken mülkiyet hakkının anayasal sınırlarını ve kamulaştırma usullerinin temel prensiplerini incelemiştir. Temel dayanak olarak Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri ele alınmıştır. Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını güvence altına alırken, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğini öngörmektedir. Kamulaştırma işleminin usul ve esasları ise 2942 sayılı Kanun ile açıkça düzenlenmiş olup, idarelerin bu usullere riayet etmeden kişilerin taşınmazlarına el atması kanunilik ilkesine açık bir aykırılık teşkil etmektedir.

Yüksek Mahkeme bu bağlamda, kamulaştırmasız el atma eylemleri açısından yerleşik içtihadını yansıtan Şevket Karataş, Celalettin Aşçıoğlu, Mustafa Asiler ve İbrahim Oğuz kararlarına atıf yapmıştır. Söz konusu kararlarda, idarenin yasal süreci işletmeden gerçekleştirdiği eylemlerin anayasal mülkiyet güvencelerini ihlal ettiği kesin olarak saptanmıştır.

İkinci hukuki tartışma ise tazminat bedellerinin enflasyon karşısında erimesi hususudur. Bu konuda da Ali Şimşek, Mehmet Akdoğan, Kadir Çakar, Hanım Çeyiz ve Türkan Poyraz emsal kararları dikkate alınmıştır. Anılan içtihatlar uyarınca, kamulaştırma veya haksız el atma nedeniyle belirlenen tazminatların geç ödenmesi ve enflasyon oranlarının altında kalması, başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmesi olarak kabul edilmektedir. Paranın zaman değerinin korunması, hakkaniyete uygun bir mülkiyet korumasının temel kuralı olarak benimsenmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların taşınmazlarına yönelik gerçekleştirilen eylemleri incelerken, idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma kararı olmaksızın fiilî olarak el atma eyleminde bulunduğunu tespit etmiştir. Bu tespit ışığında, başvurucuların taşınmazlarına yapılan kamulaştırmasız el atmanın, Anayasa'nın öngördüğü güvenceler ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda açıkça belirtilen usullere hiçbir şekilde uymayan bir müdahale olduğu anlaşılmıştır. Yüksek Mahkeme, bu durumun mülkiyet hakkına yönelik kanunilik ilkesini temelden zedeleyen ağır bir ihlal olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

İkinci olarak, başvurucuların lehine hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatlarının ödenme süreci ele alınmıştır. Söz konusu tazminatların belirlenmesi ile ödenmesi arasında geçen süre zarfında meydana gelen yüksek enflasyon oranları nedeniyle, hükmedilen bedellerin alım gücünde ciddi ve hissedilir bir düşüş yaşandığı gözlemlenmiştir. Yüksek Mahkeme, ödenen meblağların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının, idarenin gecikmesinden veya ekonomik koşullardan kaynaklanan maliyetin tamamen başvuruculara yıkılması anlamına geldiğini belirtmiştir. Bu durum, mülkiyet hakkı kapsamında başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmesi şeklinde değerlendirilmiştir.

Yapılan incelemeler neticesinde, başvurucuların iddialarının haklı bulunması sebebiyle maddi ve manevi mağduriyetlerinin giderilmesi adına hukuki mekanizmaların işletilmesi zorunluluğu doğmuştur. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla, kamulaştırmasız el atma eyleminin kendisi için manevi tazminat ödenmesine, enflasyon karşısında yaşanan değer kaybı ihlalinin giderilmesi için ise yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma ve tazminatın değer kaybına uğratılması nedenleriyle ihlal edildiği yönünde karar vererek, başvuruyu kabul etmiştir.

Devlet arazime el koydu, resmi bir işlem yapmadı. Ne yapabilirim? expand_more
İdarenin yasal bir kamulaştırma süreci işletmeden taşınmazınıza fiilen el atması, mülkiyet hakkınızın açık bir ihlalidir. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda belirtilen usullere riayet etmeden kişilerin mülküne müdahale etmesi, anayasal mülkiyet güvencelerini ve kanunilik ilkesini temelden zedelemektedir. Bu gibi durumlarda, idarenin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirdiği bu fiili el atma işleminden dolayı mağduriyetinizin giderilmesi için dava açma hakkınız mevcuttur. Yüksek Mahkeme kararları uyarınca, usulsüz kamulaştırmasız el atma eyleminin kendisinden kaynaklanan mağduriyetlerinizin telafisi adına manevi tazminat talep edebilirsiniz.
Kazandığım tazminat bana ödenene kadar enflasyonda eridi. Ne yapmalıyım? expand_more
Hak kazanılan tazminatların zaman içinde enflasyon karşısında değer kaybetmesi, hukuken mülkiyet hakkının bağımsız bir ihlali olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi, tazminatın belirlenmesi ile ödeme anı arasında geçen sürede yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle bedelin alım gücünde ciddi bir düşüş yaşanmasını, ekonomik koşulların getirdiği maliyetin mülk sahibine yıkılması olarak görmektedir. Bu durum, tarafınıza şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmesi anlamına gelmektedir. Paranın zaman değerinin korunması, hakkaniyete uygun bir mülkiyet korumasının en temel kuralıdır. Enflasyon karşısında yaşanan bu değer kaybının giderilmesi ve paranızın reel değerini alabilmeniz amacıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurarak yeniden yargılama yapılmasını talep etme hakkınız bulunmaktadır.
Mahkemeler paranın güncel değerini korumak zorunda mıdır? expand_more
Evet, idare mahkemeleri ve adli yargı mercileri, gecikmiş kamulaştırma veya haksız el atma davalarında tazminatları belirlerken, değer kaybını önleyecek mekanizmaları doğrudan devreye sokmak zorundadır. Yüksek Mahkeme'nin emsal kararı uyarınca, sadece şekli bir miktar tazminat ödenmesi yeterli değildir; hükmedilen tazminatın mutlak surette ekonomik gerçekliklere uygun olması gerekmektedir. Mahkemelerin bu yaklaşımı ve yerleşik içtihat, mülk sahiplerinin uzun süren davalar ve ödeme süreçleri neticesinde enflasyon karşısında ezilmesinin önüne geçecek çok güçlü bir hukuki bariyer oluşturmaktadır. Paranın zaman değerinin korunmaması ve alım gücünün düşürülmesi hukuka açıkça aykırıdır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir