Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Sadiye Yeşil ve Diğerleri Kararı 2024/25897 B.

Anayasa Mahkemesi Sadiye Yeşil ve Diğerleri Kararı 2024/25897 B.

Bu karar hukuken, devlet tarafından yapılan fiilî veya resmî kamulaştırma işlemleri neticesinde hak sahiplerine ödenecek bedellerin zaman içindeki enflasyonist etkiler karşısında korunması gerektiği anlamına gelmektedir. Anayasa Mahkemesi, idarenin veya mahkemelerin süreci uzatması neticesinde kamulaştırma bedelinin veya kamulaştırmasız el atma tazminatının değer kaybına uğramasını mülkiyet hakkının özüne yönelik ağır bir müdahale olarak nitelendirmektedir. Karar, devletin kamu yararı amacıyla mülkiyet hakkına müdahale ederken malike ödenecek bedelin "gerçek karşılık" olma vasfını kaybetmemesi için, paranın satın alma gücündeki düşüşün mutlaka telafi edilmesini anayasal bir zorunluluk olarak ortaya koymaktadır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2024/25897
Karar Tarihi 04.12.2025
Taraf Sadiye Yeşil ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kamulaştırma bedeli enflasyon karşısında değer kaybetmemelidir.
  • gavel Zamanla oluşan değer kaybı malike aşırı külfettir.
  • gavel Geciken tazminatlarda mülkün gerçek karşılığı ödenmiş sayılamaz.
  • gavel Mülkiyet hakkına yönelik idari müdahaleler ölçülü olmalıdır.

Bu karar hukuken, devlet tarafından yapılan fiilî veya resmî kamulaştırma işlemleri neticesinde hak sahiplerine ödenecek bedellerin zaman içindeki enflasyonist etkiler karşısında korunması gerektiği anlamına gelmektedir. Anayasa Mahkemesi, idarenin veya mahkemelerin süreci uzatması neticesinde kamulaştırma bedelinin veya kamulaştırmasız el atma tazminatının değer kaybına uğramasını mülkiyet hakkının özüne yönelik ağır bir müdahale olarak nitelendirmektedir. Karar, devletin kamu yararı amacıyla mülkiyet hakkına müdahale ederken malike ödenecek bedelin "gerçek karşılık" olma vasfını kaybetmemesi için, paranın satın alma gücündeki düşüşün mutlaka telafi edilmesini anayasal bir zorunluluk olarak ortaya koymaktadır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. Özellikle yüksek enflasyonist dönemlerde uzayan kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma yargılamalarında hükmedilen bedellerin dava sonuna kadar erimesi, vatandaşları mağdur etmekteydi. Bu içtihat, derece mahkemelerini ve idareleri, tazminat bedellerini belirlerken veya öderken enflasyon farklarını da dikkate almaya sevk etmektedir. Böylece kamu kurumlarının, tazminat bedellerini geciktirerek veya değer kaybına uğratarak ödemesi engellenmekte, vatandaşların mülkiyet hakkı ekonomik dalgalanmalara karşı etkin bir şekilde korunmaktadır. İlerleyen süreçte bu ilkelerin, her türlü kamulaştırma uyuşmazlığında temel bir güvence mekanizması olarak kullanılacağı ortadadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Sadiye Yeşil ve diğer başvurucular, kendilerine ait olan taşınmazların idare tarafından bedeli ödenmeksizin ve yasal bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın kullanıldığını belirterek kamulaştırmasız el atma ve tazminat davası açmışlardır. Yerel mahkemelerde görülen davalar sonucunda başvurucuların haklılığı kabul edilerek söz konusu taşınmazlar için belirli bir tazminat bedeline hükmedilmiştir. Ancak yargılama sürecinin uzaması ve ödemenin gecikmesi nedeniyle, mahkemece belirlenen tazminat meblağı yüksek enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğramıştır.

Başvurucular, devletin hükmettiği tazminatın ekonomik şartlar sebebiyle eridiğini, ellerine geçen paranın arazilerinin gerçek değerini artık yansıtmadığını belirtmişlerdir. Değer kaybının karşılanmaması nedeniyle mülkiyet haklarının zedelendiğini ve şahsi olarak büyük bir zarara uğradıklarını savunan vatandaşlar, bu adaletsizliğin giderilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına ilişkin uyuşmazlıkları çözerken Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ilkelerini merkeze almaktadır. Kamulaştırma işlemleri ve kamulaştırmasız el atma davalarında idarenin, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerinde öngörülen usul ve esaslara sıkı sıkıya uyması gerekmektedir. Anayasa'nın 46. maddesinde yer alan temel kurala göre, devlet ve kamu tüzel kişileri kamu yararının gerektirdiği hâllerde özel mülkiyette bulunan taşınmazları, kanunda gösterilen esas ve usullere göre gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla kamulaştırabilir.

Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihat prensiplerine göre, kamulaştırma bedelinin veya haksız el atma sonucu hükmedilen tazminatın "gerçek karşılık" olma özelliğini yargılama veya ödeme aşamalarında koruması zorunludur. Eğer idari veya yargısal süreçler uzar ve aradan geçen zaman zarfında ekonomik koşullardaki değişimler, enflasyon gibi nedenlerle hükmedilen meblağ değer kaybederse, bu durum mülkiyet hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale oluşturur. Zira mülkten yoksun bırakılan kişiye ödenen bedel, enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğratıldığında artık o mülkün fiili ve gerçek karşılığını yansıtmaz. Bu da bireye şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmesi anlamına gelmektedir.

Doktrinde de sıkça vurgulandığı üzere, kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi veya uzun süren davalar neticesinde enflasyon karşısında aşınması, sadece bir usul eksikliği değil, temel hakların özüne dokunan bir anayasa ihlalidir. Adil bir dengenin kurulabilmesi için mülkiyet hakkı sınırlanırken kamu yararı ile bireyin katlanmak zorunda kaldığı maddi yük arasında makul bir oran bulunmalı ve oluşan değer kaybı idare tarafından mutlaka giderilmelidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, somut olayda Sadiye Yeşil ve diğer başvurucuların taşınmazlarına idarece kamulaştırma işlemi yapılmaksızın el atıldığını ve açılan davalar neticesinde hükmedilen tazminat bedellerinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratıldığını incelemiştir. Yüksek Mahkeme öncelikle başvurucuların bir kısmının adli yardım taleplerini değerlendirerek, ödeme gücünden yoksun oldukları anlaşılan kişilerin taleplerini kabul etmiş ve adalete erişimlerini temin etmiştir.

Esas yönünden yapılan incelemede Anayasa Mahkemesi, daha önce Ali Şimşek ve diğerleri, Mehmet Akdoğan ve diğerleri, Kadir Çakar, Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz, Türkan Poyraz, ile Emine Dilek Onaran ve diğerleri gibi emsal nitelikteki kararlarında belirlediği anayasal ilkeleri somut başvuruya birebir uygulamıştır. Taşınmazlarına kamulaştırma yapılmadan el atılan vatandaşlara ödenmesi gereken tazminat bedellerinin, yargılama sürecinde enflasyon karşısında önemli ölçüde eridiği tespit edilmiştir. Mahkeme, bu değer kaybının mülkiyet hakkının sağladığı güvenceleri anlamsız kılacak boyuta ulaştığını belirlemiştir.

Kararda, kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının veya uğratılarak ödenmesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği, idarenin yavaş işlemesinden doğan zararın vatandaşa yüklenemeyeceği kesin biçimde vurgulanmıştır. Başvurucuların tazminat taleplerinin reddedilerek, ihlalin sonuçlarının ancak yeni bir yargılama yapılarak bedelin enflasyona göre güncellenmesi ile ortadan kaldırılabileceği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması sebebiyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Arazimi devlet aldı, dava uzadı ve alacağım para enflasyonda eridi. Ne yapmalıyım? expand_more
Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, idarenin taşınmazınıza hukuki bir kamulaştırma işlemi olmaksızın fiilen el atması ve ardından açılan davaların uzaması neticesinde hükmedilen tazminat bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğraması, mülkiyet hakkınızın özüne yönelik ağır bir müdahaledir. Devlet, kamu yararı gerekçesiyle mülkiyet hakkınıza müdahale ederken size ödenecek bedelin "gerçek karşılık" olma vasfını, paranın satın alma gücündeki düşüşü mutlaka telafi ederek korumakla mükelleftir. Paranızı aşırı değer kaybına uğratan bu enflasyonist ortamda mahkemelerden aldığınız karar, mülkünüzün gerçek değerini artık yansıtmadığı için Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkınız ihlal edilmiş sayılmaktadır. Bu sebeple, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve enflasyondan kaynaklı fahiş zararınızın telafi edilmesi için yeniden yargılama yapılmasını talep etme hakkınız bulunmaktadır.
Devletin bana ödeyeceği tazminat güncel değere göre mi hesaplanmak zorunda? expand_more
Evet, tazminatınızın paranın satın alma gücündeki düşüşe ve güncel enflasyon şartlarına göre hesaplanması anayasal bir zorunluluktur. Anayasa'nın 46. maddesine göre, devlet veya kamu tüzel kişileri kamu yararı amacıyla özel mülkiyette bulunan taşınmazları kamulaştırırken, kanunda belirtilen usullere göre taşınmazın "gerçek karşılığını" peşin olarak ödemek zorundadır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da net bir şekilde vurgulandığı üzere; kamulaştırma bedelinin veya haksız el atma sonucu hükmedilen tazminatın, gerek yargılama gerekse ödeme süreçleri boyunca bu gerçek karşılık vasfını koruması şarttır. Eğer idari merciler veya mahkemeler süreci uzatır ve size ödenecek bedel yüksek enflasyon sebebiyle erirse, ortaya çıkan zarar ve yavaş işleyen devlet çarkının faturası vatandaşa kesilemez. Dolayısıyla, derece mahkemeleri ve idare, size ödenecek meblağı belirlerken enflasyon farklarını dikkate alıp mülkünüzün güncel bedelini eksiksiz ödemekle yükümlüdür.
Mahkeme tazminata hükmetti ama yıllardır ödenmiyor. Bu yasal mıdır? expand_more
Hayır, mahkeme kararına rağmen bedelin geç ödenerek enflasyon karşısında eritilmesi hukuken ölçülü ve yasal kabul edilemez. Doktrinde ve Anayasa Mahkemesi'nin istikrar kazanmış emsal kararlarında altı çizildiği üzere, kamulaştırma veya haksız el atma bedellerinin geç ödenmesi salt bir usul veya gecikme meselesi değil; doğrudan temel hakların özünü zedeleyen net bir anayasa ihlalidir. Mülkten yoksun bırakılan kişiye ödenen bedelin zamanla erimesi, devlete karşı bireye şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmesi anlamına gelmektedir. Devletin, kamu yararı ile sizin şahsen katlanmak zorunda kaldığınız bu maddi yük arasında makul ve adil bir denge kurması şarttır; bu nedenle yıllar süren gecikmeden oluşan değer kaybı idare tarafından faizi ve enflasyon farkıyla eksiksiz biçimde telafi edilmelidir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir