Karar Bülteni
AYM Celal İşler BN. 2021/29672
KARARIN KÜNYESİ
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
|---|---|
| Başvuru No | 2021/29672 |
| Karar Tarihi | 23.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Mülkiyete müdahale kanunilik ilkesine uygun olmalıdır.
- İhlalin giderimi için manevi tazminat ödenmesi gerekir.
- Yeniden yargılamada her zaman hukuki yarar bulunmayabilir.
Bu karar, idarenin özel mülkiyete konu taşınmazlara hukuki bir usule dayanmadan fiilen el atmasının, Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına yönelik ağır bir müdahale olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma usullerine uyulmaksızın gerçekleştirilen el atmaların kanunilik ilkesinden yoksun olduğunu ve bireylerin mülkiyet hakkını zedelediğini hukuken tescil etmiştir. Söz konusu karar, idarenin eylem ve işlemlerinde anayasal sınırlara ve ilgili mevzuata sıkı sıkıya uyması gerektiği yönündeki genel kuralı mülkiyet hakkı ekseninde yeniden teyit etmektedir.
Benzer davalar açısından bu karar, kamulaştırmasız el atma vakalarında başvuru yollarının ve giderim yöntemlerinin nasıl şekilleneceğine dair önemli bir emsal oluşturmaktadır. Mahkeme, hak ihlalinin tespitinin yanı sıra eski hâle getirme ilkesi uyarınca ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması için manevi tazminata hükmetmenin yeterli ve etkin bir giderim yolu olduğunu vurgulamıştır. Uygulamada bu yaklaşım, mülkiyetine haksız yere el atılan vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesinde yeniden yargılama yerine doğrudan tazminat yolunun işletilmesinin usul ekonomisi bakımından daha elverişli olabileceğini göstermektedir. Karar, idari pratiklerin mülkiyet hakkına saygılı bir şekilde yürütülmesi için caydırıcı ve yol gösterici bir kılavuz niteliğindedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, vatandaş Celal İşler'in kendisine ait taşınmaza ilgili kamu idaresi tarafından hukuka uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması üzerine başlattığı hukuki süreçten kaynaklanmaktadır. Başvurucu, mülkiyetinde bulunan taşınmaza devlet tarafından herhangi bir bedel ödenmeden ve yasal usullere uyulmadan el konulduğunu iddia ederek mağduriyetinin giderilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
Başvurucu temel olarak, yasal bir dayanağı olmayan bu idari işlem neticesinde anayasal güvence altında olan mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etmiştir. Bunun yanı sıra, uğradığı hak ihlalinin sonuçlarının tamamen ortadan kaldırılabilmesi amacıyla ihlalin tespiti ile birlikte yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini ve meydana gelen zararlarının karşılığı olarak 10.000 TL maddi ile 10.000 TL manevi tazminatın kendisine ödenmesini istemiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken mülkiyet hakkının korunmasına dair temel anayasal ilkeleri ve yasal düzenlemeleri esas almıştır. Bu bağlamda, bireylerin mülkiyet hakkına yapılacak herhangi bir kamu müdahalesinin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerinde belirtilen emredici güvencelere ve sınırlama rejimine uygun olması gerektiği vurgulanmıştır. Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını temel bir insan hakkı olarak teminat altına alırken, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğini öngörmektedir.
Devletin, özel mülkiyete konu bir taşınmazı kamu yararı amacıyla kendi mülkiyetine geçirebilmesi için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerinde açıkça düzenlenen usul ve esaslara harfiyen uyması gerekmektedir. İdarenin, bu kanuni usulleri işletmeden, kamulaştırma kararı almadan ve taşınmazın gerçek bedelini peşin olarak ödemeden özel mülke fiilen el atması, yerleşik içtihatlara göre kanunilik ilkesinin açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir.
Mahkeme, bu incelemeyi yaparken daha önceki yerleşik içtihatlarında belirlediği anayasal prensipleri uygulamıştır. Bu prensiplere göre, kamulaştırmasız el atma eylemleri, demokratik hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan ve mülkiyet hakkının özüne dokunan haksız müdahalelerdir. Ayrıca hak ihlalinin tespit edildiği durumlarda, eski hâle getirme ilkesi gereği ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması için uygun giderim yollarının belirlenmesi esastır. Bu kapsamda, bazı durumlarda ihlalin doğurduğu mağduriyeti ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılması bir hukuki yarar sağlamayabilir; bunun yerine kişiye uygun bir manevi tazminat ödenmesi ihlalin yol açtığı olumsuzlukları gidermek adına en etkin ve tatmin edici çözüm olarak doktrinde ve içtihatlarda kabul görmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, somut olayda başvurucu Celal İşler'in taşınmazına yönelik idari eylemi anayasal güvenceler ışığında değerlendirmiş ve önemli tespitlerde bulunmuştur. Mahkeme, idarenin başvurucuya ait taşınmaza hukuken geçerli bir kamulaştırma işlemi olmaksızın el attığını saptamıştır. Yapılan incelemede, söz konusu fiilî el atma eyleminin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerinde öngörülen sınırlama ve güvence rejimine uymadığı, ayrıca 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile belirlenen usul ve esasların tamamen göz ardı edildiği tespit edilmiştir. Bu durum, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin asgari şartı olan kanunilik ilkesinin açıkça ihlal edildiğini göstermektedir.
Mahkeme, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan daha önceki emsal kararlarında belirlenen anayasal ilkelerden ayrılmayı gerektirecek herhangi bir istisnai veya haklı kılıcı durumun somut dosyada bulunmadığını vurgulamıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine dair şüpheye yer bırakmayacak şekilde karar verilmiştir.
Giderim talepleri açısından yapılan değerlendirmede ise, tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında somut olay bakımından herhangi bir hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkeme, eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi ve başvurucunun uğradığı mağduriyetin telafi edilebilmesi adına en etkin giderim yolunun tazminat ödenmesi olduğunu belirlemiştir. Başvurucunun maddi tazminat talebi manevi tazminat ödenmesinin yeterli bir giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesi yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.