Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Besna Birlik Kararı 2021/21754 B.

Anayasa Mahkemesi Besna Birlik Kararı 2021/21754 B.

Bu karar, terör olayları ve terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle çatışma ortamında yaşamak durumunda bırakılan vatandaşların uğradıkları manevi zararların tazmini noktasında idari yargı mercilerinin benimsediği katı yaklaşımın hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, idare mahkemelerinin "bölgedeki herkesin etkilendiği, dolayısıyla zararın özel ve olağan dışı olmadığı" yönündeki yorumunu bariz bir takdir hatası olarak nitelendirmiş ve adaleti zedeleyen bu kısıtlayıcı yorumun hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Karar, devletin sosyal risk ilkesi uyarınca üstlenmesi gereken kusursuz sorumluluk hâllerinde vatandaşın mağduriyetinin makul şekilde giderilmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/21754
Karar Tarihi 23.12.2025
Taraf Besna Birlik
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Sosyal risk ilkesinde özel ve olağandışılık aranır.
  • gavel Terör olaylarındaki zarar olağandışı kabul edilmelidir.
  • gavel Bariz takdir hatası adil yargılanma hakkını ihlal eder.

Bu karar, terör olayları ve terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle çatışma ortamında yaşamak durumunda bırakılan vatandaşların uğradıkları manevi zararların tazmini noktasında idari yargı mercilerinin benimsediği katı yaklaşımın hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, idare mahkemelerinin "bölgedeki herkesin etkilendiği, dolayısıyla zararın özel ve olağan dışı olmadığı" yönündeki yorumunu bariz bir takdir hatası olarak nitelendirmiş ve adaleti zedeleyen bu kısıtlayıcı yorumun hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Karar, devletin sosyal risk ilkesi uyarınca üstlenmesi gereken kusursuz sorumluluk hâllerinde vatandaşın mağduriyetinin makul şekilde giderilmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır.

Benzer davalarda emsal etkisi taşıyan bu içtihat, özellikle hendek operasyonları veya sokağa çıkma yasakları gibi kitlesel olarak halkı etkileyen terörle mücadele süreçlerinde zarara uğrayan vatandaşların açtığı tam yargı davaları için büyük önem arz etmektedir. İdare mahkemelerinin, zararın toplumun diğer bireylerinin uğradığı zararlardan ayrılabilir olmadığı gerekçesiyle tazminat taleplerini toptancı bir yaklaşımla reddetme pratiği bu kararla hukuken engellenmiştir. Uygulamada, terör olayları sebebiyle yoğun stres, kaygı ve ıstırap yaşayan mağdurların açacağı manevi tazminat davalarında bu karar temel bir dayanak noktası oluşturacak ve mahkemeleri sosyal risk ilkesini daha hakkaniyetli bir çerçevede yorumlamaya yöneltecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Besna Birlik isimli vatandaş, Şırnak'ın Silopi ilçesinde yaşanılan terör olayları, hendek operasyonları ve ilan edilen sokağa çıkma yasağı döneminde evinin yakınında meydana gelen bir patlama sebebiyle ağır bir korku, panik ve üzüntü yaşamıştır. Başvurucu, yaşadığı bu manevi tahribatın giderilmesi ve uğradığı manevi zararın tazmin edilmesi talebiyle öncelikle Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna başvurmuş ancak talebi reddedilmiştir. Bunun üzerine idareye karşı idare mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. İlk derece mahkemesi ve istinaf merciinin, devletin tazmin sorumluluğu bulunmadığını belirterek davasını reddetmesi üzerine başvurucu, kendisiyle aynı durumda olan kişilere manevi tazminat ödendiğini ve hakkının yendiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle devletin terör eylemlerinden kaynaklanan zararları tazmin etme yükümlülüğünü ve sosyal risk ilkesini ele almaktadır. Bu kapsamda, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümleri ile idare hukukunun yerleşik içtihatlarında kabul edilen kusursuz sorumluluk ilkeleri çerçevesinde inceleme yapılmaktadır.

Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, idarenin sosyal risk ilkesi uyarınca sorumluluğunun doğabilmesi için zararın terör eylemleri veya terörle mücadele amacıyla yürütülen faaliyetler kapsamında gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Ayrıca zarar görenin bu olayların ortaya çıkmasında herhangi bir katkısının bulunmaması ve meydana gelen zararın özel ve olağan dışı olması şartlarının da bir arada bulunması zorunludur.

Anayasa'nın güvence altına aldığı adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı, mahkemelerin uyuşmazlıkları çözerken adalet ve hakkaniyet ölçülerinden sapmamasını gerektirir. Mahkemelerin mevzuatı yorumlarken veya delilleri değerlendirirken açık bir keyfîlik veya bariz bir takdir hatası yapması, yargılamanın dürüstlüğünü ve hakkaniyetini zedeler. Devletin anayasal ödevleri kapsamında vatandaşların can ve mal güvenliklerini korumak için aldığı sokağa çıkma yasağı gibi idari tedbirler her ne kadar kişilerin manevi zararlarını azaltan veya en azından zararlarının artmasını önleyen idari işlemler olarak kabul edilebilse de, bu durum, kişilerin maruz kaldığı ağır travma ve ıstırabın boyutunu ve hukuki ağırlığını ortadan kaldırmaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlıkta idare mahkemesinin kararını ve dayandığı gerekçeleri titizlikle incelemiştir. Başvurucunun yaşadığı bölgede meydana gelen hendek olayları, teröristlerle girilen çatışmalar ve ilan edilen sokağa çıkma yasakları nedeniyle zarara uğradığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Yargılama merciince de varlığı kabul edilen manevi zararın terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu ortaya çıktığı ve bu zararı doğuran olayın gerçekleşmesinde başvurucunun hiçbir kişisel katkısının veya kusurunun bulunmadığı sabittir.

Buna rağmen derece mahkemesi, devletin aldığı güvenlik tedbirlerinin tüm halkı etkilediğini belirterek başvurucunun manevi zararının toplumun diğer bireylerinin uğradığı zararlardan ayrılabilir ve olağan dışı özellikli bir yönünün bulunmadığını kabul etmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, hendek olaylarından tüm toplumun belirli bir ölçüde etkilendiği gerçeği kabul edilse bile, yoğun çatışma ortamı sebebiyle ağır stres, kaygı ve büyük bir ıstırap durumuyla doğrudan yüzleşen başvurucunun durumunun diğer bireylerle aynı ölçüde sayılamayacağına hükmetmiştir.

Başvurucunun yaşadığı şiddetli travmanın ve uğradığı manevi zararın özel ve olağan dışı olmadığının söylenmesinin makul ve kabul edilebilir bir yorum olmadığı, idare mahkemesinin bu kabulünün adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz bir takdir hatası içerdiği tespit edilmiştir. Mahkemenin sosyal devlet olma gereklerinin devlet üzerinde aşırı mali yük oluşturacağı şeklindeki kısıtlayıcı yorumu, başvurucuyu hak ettiği manevi tazminat hakkından haksız yere mahrum bırakmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin bariz takdir hatası içeren yorum ve gerekçelerinin yargılamanın bütününün hakkaniyetini zedelediğini belirterek adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Mahallemizde çatışma çıktı, psikolojim bozuldu. Tazminat alabilir miyim? expand_more
Evet, terör olayları veya terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle doğrudan çatışma ortamında kalarak ağır bir korku, panik ve üzüntü yaşadıysanız manevi tazminat talep etme hakkınız bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin emsal kararına göre, bu tür olaylar nedeniyle oluşan mağduriyetlerin makul şekilde giderilmesinde idarenin sosyal risk ilkesi uyarınca kusursuz sorumluluğu doğmaktadır.
İdare "herkes zarar gördü, sana özel değil" diyerek tazminatı reddedebilir mi? expand_more
Hayır, mahkemelerin veya idarenin, zararın bölgedeki herkeste görüldüğü ve toplumun diğer bireylerinin uğradığı zararlardan ayrılabilir olmadığı gerekçesiyle tazminat talebini toptancı bir yaklaşımla reddetmesi hukuka aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, yoğun çatışma ortamında doğrudan yüzleşilen ağır stres, kaygı ve ıstırabın diğer bireylerle aynı ölçüde sayılamayacağını belirterek idarenin bu kısıtlayıcı yorumunu adaleti hiçe sayan "bariz takdir hatası" kabul etmiştir.
Terör zararlarında devletin bu zararları karşılama zorunluluğu var mı? expand_more
Evet, idare hukukunun yerleşik içtihatlarında kabul edilen sosyal risk ilkesi uyarınca devletin terör eylemlerinden kaynaklanan zararları tazmin etme yükümlülüğü vardır. Zarar gören kişinin olayların ortaya çıkmasında herhangi bir kusur veya katkısının olmaması şartıyla idarenin kusursuz sorumluluğu devreye girmektedir.
Mahkeme tazminat talebimi haksız yere reddederse ne yapmalıyım? expand_more
İdare mahkemeleri veya istinaf mercileri, emsal durumda olan kişilere ödeme yapılmasına rağmen haksız gerekçelerle devletin sorumluluğu olmadığını belirterek davanızı reddederse Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunabilirsiniz. Mahkemelerin adaleti zedeleyen kısıtlayıcı yorumlarla manevi tazminat hakkınızdan sizi mahrum bırakması, adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir