Anasayfa Karar Bülteni AYM | Gün | BN. 2024/3239

Karar Bülteni

AYM Gün BN. 2024/3239

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / İkinci Bölüm
Başvuru No 2024/3239
Karar Tarihi 17.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Tazminatın enflasyon karşısında erimesi ölçülülüğü zedeler.
  • Geç ödemelerde değer kaybı vatandaşa yüklenemez.
  • Mülkiyet hakkına müdahale mutlak suretle kanuni olmalıdır.

Bu karar, idarenin özel mülkiyete konu taşınmazlara herhangi bir hukuki veya yasal sürece dayanmaksızın fiilen el koyması ve sonrasında uzun yargılama süreçleri neticesinde ödenen tazminatların enflasyon karşısında reel değerini kaybetmesi sorununu ele alan son derece kritik ve yol gösterici bir Anayasa Mahkemesi içtihadıdır. Karar hukuken, idarenin mülkiyet hakkına müdahale ederken mutlaka anayasal ve yasal sınırlar içinde kalması gerektiğini, kanunsuz bir müdahalenin doğrudan hak ihlali doğuracağını kesin bir dille vurgulamaktadır. Ayrıca, vatandaşın idareden alacaklı olduğu kamulaştırmasız el atma gibi durumlarda, yargılama ve ödeme süreçlerinin uzaması sebebiyle paranın alım gücünde meydana gelen dramatik düşüşün devlet tarafından telafi edilmesinin anayasal bir zorunluluk olduğu bir kez daha tescillenmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, idari makamların, icra dairelerinin ve derece mahkemelerinin kamulaştırmasız el atma dosyalarındaki yaklaşımını doğrudan ve derinden etkileyecek niteliktedir. Özellikle yüksek enflasyonist ekonomik dönemlerde, yıllar süren davalar sonucunda hükmedilen tazminatların nihayet ödendiği tarihte reel değerini tamamen yitirmesi, vatandaşlar ve ticari şirketler üzerinde orantısız ve haksız bir yük oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu ekonomik yükün mülk sahibine yüklenemeyeceğini belirterek, mahkemelerin tazminat belirlerken enflasyon farklarını ve paranın zaman değerini resen dikkate almaları gerektiğine işaret etmektedir. Bu durum, mülkiyet hakkı ihlallerinin telafisi imkansız zararlara dönüşmesinin önüne geçilmesi ve mağduriyetlerin kağıt üzerinde değil, gerçek anlamda giderilmesi için tüm Türk yargı teşkilatına verilmiş güçlü bir mesaj niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Gün-Şahin Turizm İnşaat Petrol Nakliye Tarım Gıd. Kon. Tem. San. Tic. Ltd. Şti. İle diğer gerçek kişi başvurucuların sahibi oldukları taşınmazlara, idare tarafından yasaların öngördüğü herhangi bir resmi kamulaştırma işlemi yapılmaksızın doğrudan el konulmuştur. İdarenin bu haksız ve fiili eylemi üzerine taşınmazlarını kullanamaz hale gelen başvurucular, mülklerinin bedelinin kendilerine ödenmesi amacıyla mahkemelere başvurarak kamulaştırmasız el atma tazminatı davası açmışlardır.

Açılan bu tazminat davaları sonucunda mahkemelerce başvuruculara belirli bir tazminat ödenmesine hükmedilmiştir. Ancak, hem davaların yıllarca sürmesi hem de ödeme süreçlerindeki bürokratik gecikmeler sebebiyle, mahkemenin belirlediği tazminat miktarları Türkiye'deki ekonomik koşullar ve enflasyon karşısında ciddi bir erimeye maruz kalmıştır. Başvurucular, hem arazilerine kanunsuz şekilde el konulması nedeniyle hem de hak ettikleri paranın alım gücünü tamamen yitirmesi nedeniyle büyük bir maddi kayba uğradıklarını belirterek, devletin mülkiyet haklarını açıkça ihlal ettiğini savunmuş ve mağduriyetlerinin giderilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önündeki uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle mülkiyet hakkının anayasal güvencelerini ve devletin bu hakka yapabileceği müdahalelerin katı sınırlarını ele almıştır. Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını en temel insan haklarından biri olarak güvence altına alırken, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceğini açıkça emretmektedir. Bu anayasal ilke bağlamında, idarenin özel mülkiyete yönelik herhangi bir müdahalesi, ancak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında öngörülen resmi usul ve esaslara harfiyen uyulduğu takdirde hukuka uygun kabul edilebilir.

Yüksek Mahkeme, idarenin 2942 sayılı Kanun prosedürlerini işletmeksizin, bedel tespiti yapmaksızın ve peşin ödeme kuralına uymaksızın özel mülkiyete fiilen el koymasını hukuken "kamulaştırmasız el atma" olarak nitelendirmektedir. Bu eylem, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini temelden ihlal etmesi anlamına gelmektedir. Kanuni bir dayanağı olmayan, fiili güç kullanımına dayanan bu tür el atmalar, Anayasa'nın 13. ve 46. maddeleriyle çizilen sınırların aşılması demektir ve mülkiyet hakkının doğrudan ihlali için tek başına yeterli bir hukuki sebeptir.

Bunun yanı sıra, Anayasa'nın 46. maddesi, kamulaştırma işlemlerinde taşınmazın gerçek karşılığının peşin olarak ödenmesini zorunlu kılmaktadır. Mahkemenin yerleşik içtihat prensipleri gereğince, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davalarında hükmedilen bedelin, idarenin kusuru, bütçe yetersizliği veya yargılamanın uzaması gibi nedenlerle geç ödenmesi durumunda devreye giren enflasyon olgusu dikkate alınmalıdır. Aradan geçen zaman zarfında paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesi, mülkiyet hakkına ikinci ve bağımsız bir orantısız müdahale oluşturmaktadır. Doktrinde ve evrensel hukuk kurallarında da kabul edildiği üzere, kişinin hak ettiği alacağına geç kavuşması sebebiyle uğradığı ekonomik kayıp ve enflasyon zararı devlet tarafından eksiksiz karşılanmalıdır. Aksi takdirde, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken o hassas adil denge bozulur ve malik üzerine katlanılamaz, şahsi, aşırı ve olağan dışı bir ekonomik külfet yüklenmiş olur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen başvuruları usul ekonomisi ve uyuşmazlığın niteliği gereği incelerken öncelikle aralarında konu bakımından hukuki irtibat bulunan çok sayıda bireysel başvuru dosyasını birleştirmiş ve hukuki incelemeyi 2024/3239 numaralı tek bir pilot dosya üzerinden yürütmüştür. Mahkeme, öncelikle yargılama masraflarını karşılama imkânı bulunmayan bireysel başvurucuların adli yardım taleplerini de haklı bularak kabul etmiştir. Yapılan esasa dair değerlendirmede, başvurucu şirketin ve diğer kişilerin taşınmazlarına idare tarafından fiilen el atıldığı ve bu işlemin hiçbir yasal kamulaştırma kararına veya sürecine dayanmadığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmiştir. Mahkeme, idarenin bu kanunsuz eyleminin, Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'da öngörülen emredici kurallara açıkça aykırı olduğuna hükmederek mülkiyet hakkının usulden ve esastan ihlal edildiğini saptamıştır.

Kararın ikinci aşamasında, kamulaştırmasız el atma sonrasında yerel mahkemelerde açılan tazminat davalarında hükmedilen bedellerin enflasyon karşısındaki reel durumu ele alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, yargılama sürecinin yıllarca uzaması ve devletin ödemeleri geç yapması sebebiyle, hükmedilen nominal bedellerin güncel enflasyon oranları karşısında ciddi anlamda eridiğini rakamsal olarak belirlemiştir. Bu değer kaybının, başvurucular üzerinde şahsi, ağır ve olağan dışı bir maddi külfet yarattığı, kamu yararı ile bireyin hakkı arasındaki adil dengenin başvurucular aleyhine, telafisi güç bir şekilde bozulduğu net bir şekilde ifade edilmiştir.

Giderim aşamasında ise Yüksek Mahkeme oldukça hassas bir ayrım yapmıştır. Kamulaştırmasız el atma tazminatının değer kaybetmesi nedeniyle tespit edilen ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve gerçek bedelin enflasyona göre güncellenmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğuna işaret etmiştir. Buna karşılık, idarenin mülkiyet hakkına yasadışı bir biçimde, kamulaştırmasız el atma eyleminin kendisinden kaynaklanan ihlal için sadece yeniden yargılamanın manevi tatmin sağlamayacağı, devletin haksız eyleminin bir karşılığı olması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle, fiili el atma ihlali boyutu için başvuruculara ayrıca manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma ve bedelin değer kaybına uğratılması nedenleriyle ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: