Karar Bülteni
AYM Taybet Kartal BN. 2022/29836
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/29836 |
| Karar Tarihi | 08.01.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Tazminatın enflasyon karşısında eritilmesi hukuka aykırıdır.
- Değer kaybı mülk sahibine olağan dışı külfet yükler.
- İhlalin giderimi için manevi tazminat etkili yoldur.
- Mülkiyet hakkı müdahaleleri kanunilik şartına tabi olmalıdır.
Anayasa Mahkemesinin bu kararı, idarelerin vatandaşlara ait taşınmazlara hukuki bir dayanak ve kamulaştırma kararı olmaksızın fiilen el atmasının mülkiyet hakkına yönelik ağır, ölçüsüz ve kabul edilemez bir müdahale olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Karar, sadece idarenin haksız el atma eyleminin anayasal kanunilik ilkesini aşarak başlı başına bir mülkiyet hakkı ihlali olduğunu saptamakla kalmamış; aynı zamanda mülk sahibine ödenmesi gereken yasal tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasının da bağımsız bir hak ihlali oluşturduğunu açıkça vurgulamıştır. Vatandaşların devletin üstün kamu gücü ve idari eylemler karşısında mülkiyet haklarının korunması bakımından, geç ödenen tazminatların yol açtığı şahsi ve olağan dışı ekonomik külfetin devlet tarafından derhal telafi edilmesi gerektiği hukuken tescillenmiş ve mülkiyetin gerçek değerinin korunması ilkesi tam anlamıyla güvence altına alınmıştır.
Uygulamada ve mahkemeler nezdinde yürütülen adli süreçlerde, kamulaştırmasız el atma davalarının yıllarca sürmesi ile hükmedilen kesinleşmiş bedellerin fiili ödenme aşamasına kadar enflasyon karşısında reel değerini yitirmesi sıklıkla karşılaşılan, kronik ve yapısal bir mağduriyet sebebidir. Bu karar, söz konusu mağduriyetlerin köklü bir şekilde giderilmesi için derece mahkemelerine ve ilgili tüm idarelere çok net bir hukuki standart ve çözüm sunmaktadır. Benzer uyuşmazlıklarda, mahkemelerin hükmettikleri kamulaştırma veya tazminat bedelinin enflasyonun yıkıcı etkisinden arındırılarak mülkün gerçek değerini koruyacak şekilde malike eksiksiz ödenmesi gerektiği yönünde kesin bir emsal oluşturmaktadır. Yeniden yargılama kararı verilmesi, idare mahkemeleri ve asliye hukuk mahkemeleri nezdinde devam eden veya şeklen kesinleşmiş olsa dahi benzer mağduriyet taşıyan uyuşmazlık dosyaları için enflasyon farkı ve değer kaybı taleplerinin haklılığını destekleyen, yargı pratiğine yön verecek kritik ve yol gösterici bir içtihat niteliği taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Mevcut uyuşmazlık, Taybet Kartal ve diğer başvurucuların maliki oldukları taşınmazlara idare tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması eylemiyle başlamaktadır. Başvurucular, özel mülkiyetlerindeki taşınmazlara hukuka aykırı şekilde el atılması nedeniyle açtıkları tazminat davalarında haklı bulunmuş ve kendilerine belirli bir miktar bedel ödenmesine mahkemelerce karar verilmiştir. Ancak hukuki sürecin uzaması ve ödemelerin zamanında yapılmaması nedeniyle, kamulaştırmasız el atma tazminatı olarak hükmedilen meblağlar, ülkede yaşanan enflasyon karşısında ciddi oranda değer kaybına uğramış ve alım gücünü büyük ölçüde yitirmiştir.
Bu durum üzerine başvurucular, hem idarenin taşınmazlarına hiçbir yasal usule uymadan el atmasının hem de yasal süreçler sonucunda kazandıkları haklı tazminatların enflasyon karşısında eritilerek kendilerine eksik reel değerle ödenmesinin ağır bir haksızlık olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucular, devletin koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirterek mülkiyet haklarının korunması, ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve uğradıkları maddi ile manevi zararların tam olarak karşılanması talepleriyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı incelerken temel olarak Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri çerçevesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve temel hakların sınırlandırılması ilkelerine dayanmıştır. İdarenin bireylerin özel mülkiyetine meşru bir şekilde müdahale edebilmesi için bunun üstün bir kamu yararı amacıyla ve mutlaka kanuni bir usule dayanılarak gerçekleştirilmesi anayasal bir zorunluluktur. Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını mutlak olarak korurken, 46. maddesi kamulaştırma işlemlerinin peşin ödeme ve gerçek değer üzerinden yapılması gerektiğini açıkça emretmektedir.
Yüksek Mahkeme, taşınmazlara el atılması sürecinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında öngörülen emredici usul ve esaslara uygun olarak yürütülmediğini dosya kapsamından tespit etmiştir. İdarenin kanuni dayanaktan tamamen yoksun olan bu fiilî el atma eylemi, mülkiyet hakkına yapılmış haksız ve ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirilmiş ve bu durumun anayasal bir güvence olan müdahalenin kanunilik ilkesini açıkça ihlal ettiği vurgulanmıştır.
Ayrıca, hükmedilen idari tazminatların değer kaybına uğraması hususunda Anayasa Mahkemesinin geçmişten bugüne yerleşik ve istikrarlı hâle gelen içtihatlarına kuvvetle dayanılmıştır. Bu bağlamda, benzer nitelikteki olaylara ilişkin verilen Şevket Karataş, Celalettin Aşçıoğlu, Mustafa Asiler, İbrahim Oğuz ve diğerleri kararları ile tazminatların enflasyon karşısında erimesi yönünden Ali Şimşek ve diğerleri, Mehmet Akdoğan ve diğerleri, Kadir Çakar, Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz, Türkan Poyraz, Emine Dilek Onaran kararlarındaki temel anayasal ilkeler somut olaya eksiksiz uygulanmıştır. Bu içtihat prensipleri doğrultusunda, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma bedellerinin enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesi, bireylere şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir ekonomik külfet yüklemektedir. Mülkiyetten barışçıl yararlanma ilkesi gereğince, mülkünden mahrum bırakılan malike ödenecek bedelin aradan geçen zamana yenik düşmemesi ve tazminatın reel değerini mutlak surette koruması vazgeçilmez bir hukuki zorunluluktur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, somut olayı değerlendirirken öncelikle başvurucuların ekonomik durumlarını ve yargılama giderlerine ilişkin adli yardım taleplerini incelemiştir. Yapılan değerlendirmede, başvurucuların geçimlerini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun oldukları anlaşıldığından, açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilerek incelemeye devam edilmiştir.
Esasa yönelik yapılan detaylı hukuki incelemede, başvurucuların taşınmazlarına idare tarafından yapılan müdahalenin hukuki bir temeli bulunmadığı, mülkiyetin özüne açık bir saldırı teşkil ettiği tespit edilmiştir. İdarenin taşınmaza geçerli bir kamulaştırma işlemi tesis etmeksizin fiilen el atması, Anayasa'da ve yasalarda öngörülen maliki koruyucu mekanizmaları bertaraf eden haksız bir eylemdir. Bu fiilî durum, mülkiyet hakkının en temel koruma şartı olan kanunilik ilkesinin ihlal edilerek çiğnenmesi anlamına gelmektedir. Somut dosyada da yerleşik içtihatlardan ayrılmayı gerektiren bir durum saptanmamış, bu sebeple kamulaştırmasız el atma eylemi nedeniyle mülkiyet hakkının açıkça ihlal edildiği net bir şekilde ortaya konmuştur.
Bununla birlikte Yüksek Mahkeme, uyuşmazlık neticesinde idarece ödenmesine hükmedilen tazminat bedellerinin icra sürecine ilişkin olarak, paranın enflasyon karşısındaki fahiş değer kaybını da ele almıştır. Devletin, hak edilen kamulaştırmasız el atma tazminatını reel değerini koruyacak güncel mekanizmalarla güvence altına almadan ödemesinin, mülk sahibi olan başvurucular üzerinde katlanılması zor, olağan dışı ve orantısız bir külfete yol açtığı belirlenmiştir. Bu bağlamda, tazminatın enflasyonist etki altında değer kaybına uğratılarak ödenmesi, mülkiyet hakkının bağımsız ikinci bir ihlali olarak kayıtlara geçmiştir.
İhlallerin giderimi hususunda Mahkeme, kamulaştırmasız el atma eyleminden doğan mülkiyet hakkı ihlalinin ve manevi sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmadığını saptamış, etkin giderim yolu olarak eski hâle getirme kuralı çerçevesinde başvuruculara 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Diğer taraftan, tazminat bedellerinin değer kaybına uğratılma şeklindeki ihlal için ise zararların güncel ekonomik veriler ışığında giderilebilmesi adına Mahkemece yeniden yargılama yapılmasında hukuki zorunluluk görülmüştür.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma ve tazminatın değer kaybına uğratılması nedenleriyle ihlal edildiği ve sonuçlarının ortadan kaldırılması yönünde başvuruyu kabul etmiştir.