Karar Bülteni
AYM Güle Kaya ve Diğerleri BN. 2023/21841
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/21841 |
| Karar Tarihi | 05.11.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal / Kabul Edilemez |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını doğrudan ihlal eder.
- Tazminatın enflasyon karşısında değer kaybetmesi mülkiyet hakkını zedeler.
- Makul süre şikayetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.
Bu karar, idarenin özel mülkiyete konu taşınmazlara resmi bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen el atmasının anayasal bir ihlal olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kamulaştırmasız el atma neticesinde idare aleyhine hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması, maliklere şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklemekte olup, bu durum mülkiyet hakkının son derece ağır bir ihlali olarak nitelendirilmiştir. Devletin makul bir sürede ödeme yapmaması veya oluşan enflasyon farkını telafi edecek uygun bir faiz işletmemesi hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz bulunmuştur.
Emsal teşkil eden bu anayasal yargı kararı, benzer mahiyetteki kamulaştırmasız el atma davalarında vatandaşların alacaklarının enflasyon karşısında erimesinin önüne geçilmesi adına çok kritik bir güvence sağlamaktadır. Yerel mahkemeler, tazminat hesaplamalarında enflasyon kaynaklı değer kayıplarını mutlak surette dikkate alarak daha adil bedellere hükmetmek zorundadır. Ayrıca, yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması iddialarında, yasal değişiklikle getirilen ve Tazminat Komisyonuna başvuru şartını öngören yeni idari başvuru yolunun tüketilmesi gerektiği prensibi bir kez daha vurgulanmış, usul hukuku ve bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi açısından önemli bir yönlendirme yapılmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Güle Kaya ve diğer başvurucular, mülkiyetlerinde bulunan taşınmaza ilgili idare tarafından resmi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması üzerine söz konusu idareye karşı yasal yollara başvurmuşlardır. Başvurucular, anayasal güvence altındaki taşınmazlarına hukuka aykırı şekilde el atıldığını ve bu fiili el atma eylemi karşılığında mahkemece hükmedilen tazminat bedelinin kendilerine ödenene kadar geçen uzun süreçte yüksek enflasyon karşısında ciddi ölçüde değer kaybına uğratıldığını ifade etmişlerdir. Ayrıca, uyuşmazlığın çözümü için yürütülen bu yargılamaların çok uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının zedelendiğinden yakınmışlardır. Anayasa Mahkemesine yapılan bu bireysel başvuruda; taşınmaza haksız el atılması, ödenen kamulaştırmasız el atma bedelinin enflasyon karşısında erimesi ve yargılamanın makul süreyi aşması sebepleriyle mülkiyet hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesi, oluşan zararların giderilmesi talep edilmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Anayasa m.35'te düzenlenen mülkiyet hakkı ve Anayasa m.46'da yer alan kamulaştırma ilkelerini esas almıştır. İdarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza hukuka uygun olarak el atabilmesi için öncelikle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen usul ve esaslara sıkı sıkıya uyması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensiplerine göre, bu zorunlu yasal usullere uyulmadan taşınmaza fiilen el atılması, doğrudan doğruya mülkiyet hakkına yönelik açık ve ağır bir müdahale niteliği taşımaktadır. Bu tür fiili durumların kanunilik ilkesini ağır biçimde zedelediği anayasal bir kuraldır.
Bunun yanı sıra, mülkiyet hakkının etkin ve fiili bir şekilde korunabilmesi için, kamulaştırmasız el atma neticesinde hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmadan hak sahiplerine ödenmesi zorunludur. Tazminatların geç ödenmesi veya süreç içerisinde eksik faiz işletilmesi nedeniyle ortaya çıkan enflasyon kaynaklı parasal kayıplar, malike şahsi ve olağan dışı büyük bir külfet yüklemekte, idarenin üstün kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken o hassas ve adil dengeyi malik aleyhine bozmaktadır.
Yargılamaların uzun sürmesine ilişkin adil yargılanma hakkı kapsamındaki şikayetlerde ise, yargı sisteminde yeni kurulan ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun ile düzenlenen mekanizma devreye girmektedir. Yakın zamanda 7499 sayılı Kanun ile yapılan köklü değişiklik uyarınca, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine yapılan başvurularda, öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna müracaat edilmesi kanuni bir zorunluluk haline getirilmiştir. Bireysel başvurunun anayasal sistemimizdeki ikincil niteliği gereğince, bu idari ve hukuki başvuru yolu eksiksiz olarak tüketilmeden Anayasa Mahkemesince doğrudan esastan bir inceleme yapılması usulen hukuka aykırıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların mülkiyetinde bulunan taşınmaza idare tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi tesis edilmeksizin doğrudan fiilen el atıldığını dosya kapsamındaki verilerle açıkça tespitilmiştir. İdarenin yürürlükteki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile belirlenen katı resmi usullere uymaksızın gerçekleştirdiği bu fiili el atma işlemi, anayasal güvence altında bulunan mülkiyet hakkına yönelik doğrudan kanunsuz bir müdahale olarak değerlendirilmiş ve bu durumun mülkiyet hakkını ihlal ettiği kanaatine tereddütsüz şekilde varılmıştır.
Bununla birlikte, yargılama sürecinin sonunda başvurucular lehine hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatının idarece ödenmesi aşamasında, ülkede yaşanan yüksek enflasyon oranları karşısında hükmedilen bedelin gerçek değerini yitirerek ciddi anlamda aşınmaya uğradığı saptanmıştır. Yüksek Mahkeme, idarenin hukuki yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemesi, geç veya eksik ödeme yapması neticesinde oluşan bu enflasyon kaynaklı değer kaybının, başvuruculara anayasal düzenin meşru görmediği, katlanılması zor şahsi ve olağan dışı bir mali yük getirdiğini özellikle vurgulamıştır. Dolayısıyla kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak reel değerinin düşürülmesi de mülkiyet hakkının ayrı bir ihlali olarak nitelendirilmiştir.
Başvurucuların uyuşmazlığın çözümüne dair yargılamanın makul sürede bitirilmediği yönündeki adil yargılanma hakkı kapsamındaki iddiaları ise Mahkemece esastan incelenmemiştir. Anayasa Mahkemesi, yeni yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile getirilen yasal düzenlemeyi dikkate alarak, bu tür makul süre şikayetleri için öncelikle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yapılmasının zorunlu olduğunu tespit etmiştir. Söz konusu olağan idari başvuru yolu tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine gelindiği anlaşıldığından, bu talep başvuru yollarının tüketilmemesi usuli nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Buna karşın, mülkiyet hakkındaki ihlallerin hukuki sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması için yerel mahkeme nezdinde yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar görülmüş, ayrıca mağduriyetlerin giderilmesi adına manevi tazminat ödenmesine de hükmedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma ve tazminatın değer kaybına uğratılması nedenleriyle ihlal edildiğine, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddianın ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna hükmederek yeniden yargılama yapılması ve manevi tazminat ödenmesi yönünde karar vermiştir.