Karar Bülteni
AYM 2022/93434 BN.
Anayasa Mahkemesi | Abdullah Keskin ve Diğerleri | 2022/93434 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi / 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2022/93434 |
| Karar Tarihi | 02.10.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkı ihlalidir.
- Tazminatların enflasyona ezdirilmesi aşırı külfet oluşturur.
- Başvurucu vefat ederse başvuru işlemden kaldırılabilir.
- Mirasçılar irade gösterirse başvuru incelemesine devam edilir.
Bu karar, idarenin özel mülkiyete konu taşınmazlara hukuki bir dayanaktan yoksun olarak fiilen el atması ve bu kapsamda ödenen bedellerin enflasyon karşısında değer kaybetmesi durumunda mülkiyet hakkının nasıl korunması gerektiğini net ve sarsılmaz bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi veya uzun süren davalar neticesinde enflasyon karşısında erimesi hâlinde mülk sahibine yüklenen aşırı ve olağan dışı külfeti hukuka aykırı bularak, devletin mülkiyet hakkına müdahalesinde kanunilik ile ölçülülük ilkelerine mutlak surette riayet etmesi gerektiğini bir kez daha teyit etmiştir. Devletin, vatandaşın arazisini kamulaştırma yapmaksızın kullanması başlı başına bir ihlalken, buna dair ödenen tazminatların güncel değerinin çok altında kalması mülkiyet güvencesini derinden sarsan bir unsurdur. Ayrıca karar, başvuru yapıldıktan sonra vefat eden başvurucuların durumunda, mirasçıların hukuki süreci takip etme iradesini göstermemesi hâlinde başvurunun işlemden kaldırılacağına yönelik önemli bir usul kuralını da detaylarıyla işletmiştir.
Emsal etkisi bakımından bu karar, idarelerin kamulaştırmasız el atma eylemlerine karşı açılan davalarda mülk sahiplerinin enflasyon kaynaklı zararlarının eksiksiz olarak tazmin edilmesi gerektiğine dair yerleşik içtihadı daha da güçlendirmektedir. Uygulamada, kamulaştırma bedelleri ile fiilî el atma tazminatlarının geç ödendiği veya davanın uzun sürdüğü hukuki süreçlerde mülkiyet hakkı ihlallerinin önüne geçilmesi adına derece mahkemelerine güçlü bir yol gösterici nitelik taşımaktadır. Uzun süren yargılamalar ve kararın icra edilmemesi şikâyetleri yönünden ise, bireysel başvuru öncesinde kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi zorunluluğuna dikkat çekilerek ikincillik ilkesinin katı ve tavizsiz bir şekilde uygulandığı açıkça gösterilmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, kendilerine ait olan taşınmazlara idare tarafından herhangi bir hukuki kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atıldığını iddia ederek yasal süreç başlatmışlardır. Açılan tazminat davaları sonucunda başvurucular lehine belirli bir bedelin ödenmesine karar verilmiş, ancak yargılama sürecinin çok uzun sürmesi ve idare tarafından ödenen bu tazminat bedellerinin geçen zaman içinde enflasyon karşısında ciddi şekilde değer kaybetmesi nedeniyle büyük bir mağduriyet yaşanmıştır. Bunun yanı sıra, mahkeme tarafından verilen kararların zamanında ve tam olarak icra edilmediği, dolayısıyla haklarına fiilen kavuşamadıkları ifade edilmiştir. Başvurucular, uğradıkları bu haksızlıklar sebebiyle mülkiyet haklarının, mahkemeye erişim haklarının ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini belirterek, tespit edilen hak ihlallerinin ortadan kaldırılması, yeniden yargılama yapılması ve yaşadıkları kayıpların giderilmesi için maddi ile manevi tazminat talebiyle bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 13, m. 35 ve m. 46 hükümlerini dikkate almıştır. Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını güvence altına alırken, 46. maddesi kamulaştırma işlemlerinin kanuni usullere uygun olarak ve gerçek karşılıklarının peşin ödenmesi suretiyle yapılabileceğini emretmektedir. İdarenin, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen usulleri izlemeden özel mülkiyete fiilen el atması, mülkiyet hakkına yapılmış kanunsuz bir müdahale olarak kabul edilmektedir.
Bununla birlikte, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin Anayasa'ya uygun olabilmesi için kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük ilkelerine riayet edilmesi zorunludur. Mahkemenin yerleşik içtihatları uyarınca, kamulaştırmasız el atma tazminatlarının veya kamulaştırma bedellerinin tespit edildikten çok sonra ödenmesi ve bu süreçte enflasyon nedeniyle paranın değer kaybetmesi, mülk sahibine şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Bu durum, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında kurulması gereken adil dengeyi bozmaktadır.
Ayrıca, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 49. maddesi gereğince, bireysel başvuru yapıldıktan sonra başvurucunun vefat etmesi hâlinde, mirasçıların makul bir süre içinde başvuruyu takip etme iradelerini göstermeleri gerekmektedir. Aksi takdirde başvuru, vefat eden kişi yönünden işlemden kaldırılabilmektedir. Makul sürede yargılanma ve mahkeme kararlarının geç icra edilmesine dair şikâyetlerde ise 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'da yapılan yeni düzenlemeler uyarınca, öncelikle Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği zorunlu tutulmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların iddialarını incelerken öncelikle başvuru süreci devam ederken vefat eden başvurucu Havva Kocaman'ın hukuki durumunu ayrıntılı olarak değerlendirmiştir. Başvurucunun vefatı sonrasında kanuni mirasçıları tarafından bireysel başvurunun devam ettirilmesi yönünde herhangi bir talep veya irade beyanı Anayasa Mahkemesine iletilmemiştir. Bu usuli eksiklik nedeniyle, vefat eden başvurucu yönünden başvurunun esasına girilmeksizin işlemden kaldırılmasına hükmedilmiştir.
Diğer başvurucuların mülkiyet hakkına yönelik şikâyetleri incelendiğinde, idarenin başvuruculara ait taşınmazlara kanunda öngörülen usul ve esaslara uymaksızın fiilen el atması, mülkiyet hakkına yapılan açık ve haksız bir müdahale olarak nitelendirilmiş ve kanunilik ilkesine aykırı bulunmuştur. Buna ek olarak, yargılama süreçleri sonunda hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminat bedellerinin, geçen uzun zaman dilimi ve ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar neticesinde enflasyon karşısında ciddi şekilde değer kaybetmesi, başvurucular üzerinde katlanılamaz aşırı bir külfet yaratmıştır. İdarenin neden olduğu bu gecikme ve değer kaybı telafi edilmeden yapılan noksan ödemelerin, mülkiyet hakkının devlete yüklediği koruyucu güvencelerle bağdaşmadığı ve başvurucuların mülkiyet haklarının ölçülülük ilkesi bağlamında da ihlal edildiği kesin olarak tespit edilmiştir.
Başvurucuların, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığına ve mahkeme kararlarının icra edilmediğine yönelik şikâyetleri ise bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereğince usul yönünden incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu tür şikâyetler için mevzuatta kurulan, etkili ve ulaşılabilir olan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun henüz tüketilmediğini saptamıştır. İdari ve yargısal yollar usulüne uygun şekilde tüketilmeden doğrudan yapılan bu şikâyetler, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
Mülkiyet hakkı bağlamında tespit edilen ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla, tazminatların değer kaybına uğratılması yönünden derece mahkemesinde yeniden yargılama yapılmasına, kamulaştırmasız el atma eyleminin doğrudan yol açtığı manevi zararlar için ise başvuruculara müştereken manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, taşınmaza kamulaştırmasız el atılması ve ödenen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.