Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ali Gürkan Kara | BN. 2022/74378

Karar Bülteni

AYM Ali Gürkan Kara BN. 2022/74378

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / 1. Bölüm
Başvuru No 2022/74378
Karar Tarihi 02.10.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tanığın duruşmada dinlenmemesi geçerli nedene dayanmalıdır.
  • Sorgulanmayan tanık beyanı tek belirleyici delil olamaz.
  • Sanığa karşı dengeleyici telafi edici güvenceler sağlanmalıdır.
  • Huzurda dinlenmeyen tanıklar yargılamanın hakkaniyetini zedeler.

Bu karar, ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan tanık sorgulama hakkının sınırlarını ve mahkemelerin bu konudaki yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanığın aleyhine ifade veren tanıklarla duruşmada yüzleşme ve onlara soru sorma imkânından mahrum bırakılmasının, doğrudan doğruyalık ilkesine kesin bir aykırılık oluşturduğunu vurgulamıştır. Özellikle mahkûmiyet kararının belirleyici ölçüde bu tanıkların yalnızca soruşturma aşamasındaki beyanlarına dayanması ve sanığa bu dezavantajı giderecek yeterli karşı dengeleyici güvencelerin sunulmaması, yargılamanın bütünüyle adil olma niteliğini zedelemektedir. Mahkemelerin, sanığın savunma hakkını kısıtlayan bu tür uygulamalardan kaçınarak, delillerin bizzat yargılamayı yapan heyet önünde tartışılmasını sağlaması hukuki bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.

Emsal niteliğindeki bu karar, benzer ceza davalarında yerel mahkemelerin tanık dinleme usullerine dair uygulamalarına kritik ve bağlayıcı bir standart getirmektedir. Mahkemelerin, yalnızca hazırlık aşamasında alınan ifadeleri duruşmada okumakla yetinmemesi, tanıkları bizzat mahkeme salonunda veya SEGBİS gibi vasıtalarla huzurda dinlemek için aktif ve somut bir çaba göstermesi gerektiği altı çizilerek hatırlatılmaktadır. Uygulamadaki önemi açısından bu karar, mahkûmiyete giden yolda belirleyici delil niteliğindeki tanık beyanlarının mutlaka sanık tarafından sorgulanarak güvenilirlik testinden geçirilmesini mecburi kılmaktadır. Aksi durumun adil yargılanma hakkı kapsamında doğrudan bir hak ihlali doğuracağı ve bozma ile yeniden yargılama sebebi sayılacağı yönünde yargı mercilerine kesin bir rehberlik sunmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Olay, o dönemde polis memuru olan başvurucunun Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmaya dayanmaktadır. Başvurucu hakkında, örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock'u kullandığı, Bank Asya'da hesap artışı bulunduğu ve örgüt içinde kod adıyla mahrem imamlık yaptığı öne sürülerek dava açılmıştır. Yargılama aşamasında yerel mahkeme, aleyhte ifade veren bazı kritik tanıkları duruşmada veya SEGBİS aracılığıyla dinlememiş, yalnızca bu kişilerin soruşturma aşamasındaki yazılı beyanlarını okumakla yetinmiştir. Başvurucu, aleyhindeki iddia sahibi tanıklara soru sorma ve onlarla yüzleşme imkânı bulamadığı hâlde bu beyanlara dayanılarak hapis cezasına mahkûm edilmiştir. İstinaf ve temyiz yollarından da beklediği sonucu alamayan başvurucu, tanık sorgulama hakkının kısıtlandığını ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile bunun ayrılmaz bir yansıması olan tanık sorgulama hakkını merkeze almıştır. Bu hak, bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları bizzat sorguya çekme veya çektirme, onlarla mahkeme huzurunda yüzleşerek beyanlarının doğruluğunu ve güvenilirliğini sınama imkânını güvence altına almaktadır.

Mahkeme kararlarında yerleşik hâle gelen içtihat prensiplerine göre, duruşma öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının mahkûmiyete esas delil olarak kabul edilebilmesi için üç aşamalı sıkı bir test uygulanması gerekmektedir. Birinci aşama, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin fiilî veya hukuki geçerli bir nedene dayanması zorunluluğudur. İkinci aşama, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanının mahkûmiyetin dayandığı tek veya ağırlıklı belirleyici delil olup olmadığının saptanmasıdır. Üçüncü aşama ise savunma tarafının maruz kaldığı bu dezavantajı telafi edecek düzeyde karşı dengeleyici güvencelerin mahkemece sağlanıp sağlanmadığının ortaya konulmasıdır.

Bu bağlamda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 210/1 hükmü uyarınca, olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi emredici ve bağlayıcı bir kuraldır. Soruşturma aşamasında kolluk veya savcılık tarafından düzenlenen ifade tutanaklarının duruşmada sadece okunması, yüz yüze dinleme ilkesinin yerine asla geçemez. Ayrıca, ceza muhakemesinde kabul edilen doğrudan doğruyalık ilkesi gereğince, esas hakkında karar verecek olan hâkimin delillerle vasıtasız şekilde temas etmesi, tanığın sorulara verdiği cevaplar sırasındaki mimik ve tepkilerini bizzat gözlemlemesi, maddi gerçeğe ulaşılması ve yargılamanın hakkaniyeti açısından mutlak surette zorunlu kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya konu ceza yargılamasında, aleyhe ifade veren ve mahkûmiyet kararında belirleyici rol oynayan tanıkların duruşmada dinlenmemesini adil yargılanma hakkı çerçevesinde detaylıca değerlendirmiştir. Yargılama sürecinde derece mahkemesi, başvurucu aleyhine ifade veren kritik tanıkları huzurda veya SEGBİS bağlantısı yoluyla dinlemek için herhangi bir somut çaba göstermemiş, yalnızca bu kişilerin soruşturma aşamasında verdikleri ifadeleri okumakla yetinmiştir. Üstelik kararda, tanıkların mahkemede neden hazır edilemediğine ilişkin geçerli hiçbir yasal veya fiilî neden ortaya konulmamıştır.

Yerel mahkemenin mahkûmiyet gerekçesi incelendiğinde, ByLock kullanımına dair sadece CGNAT kayıtlarının bulunmasının Yargıtay içtihatları uyarınca tek başına yeterli delil sayılmadığı ve Bank Asya'daki hesap hareketlerinin de tek başına mahkûmiyet için mutlak belirleyici olmadığı görülmüştür. Bu noktada, başvurucunun örgüt içinde "Tahir" kod adıyla faaliyet gösterdiğine ve polis akademisi öğrencilerine mahrem imamlık yaptığına ilişkin sorgulanamayan tanık beyanları, mahkûmiyet kararında ve cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden belirlenmesinde belirleyici ağırlıkta bir delil konumuna gelmiştir.

Başvurucuya, aleyhindeki iddialara kendi penceresinden cevap verme imkânı tanınmış olsa da, mahkûmiyete dayanak olan kritik tanıklara soru sorma ve ifadelerinin güvenilirliğini hâkim huzurunda test etme hakkı kullandırılmamıştır. Mahkeme hâkimi de tanıkların reaksiyonlarını ve ifadelerinin doğruluğunu doğrudan gözlemleme fırsatından mahrum kalmıştır. Bu durum, savunma makamı aleyhine oluşan adaletsizliği telafi edecek karşı dengeleyici hiçbir güvencenin sağlanmadığını ve doğrudan doğruyalık ilkesinin zedelendiğini açıkça göstermektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: