Karar Bülteni
AYM 2022/31730 BN.
Anayasa Mahkemesi | Mehmet Ulugöl ve Diğerleri | 2022/31730 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/31730 |
| Karar Tarihi | 22.01.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkı ihlalidir.
- El atma eyleminin kanuni dayanağı bulunmamaktadır.
- Malik aleyhine vekalet ücreti hükmedilmesi kanunsuzdur.
- Malik aleyhine yargılama gideri yükletilemez.
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu karar, idarelerin taşınmazlara hukuki bir usule dayanmaksızın fiilen el atması ve sonrasında açılan davalarda mülk sahiplerinin haksız yargılama giderleriyle karşı karşıya bırakılması sorununa yönelik kritik bir anayasal güvence sunmaktadır. Karar, idarenin kamulaştırma işlemi yapmaksızın vatandaşın mülkiyetine müdahale etmesinin kanunilik ilkesine açıkça aykırı olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Özellikle kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davalarında, taşınmaz maliki aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin, mülkiyet hakkına yönelik kanuni dayanağı bulunmayan ikinci bir haksız ihlal oluşturduğu net bir şekilde ortaya konulmuştur.
Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi oldukça yüksektir. Yargı mercilerinin, kamulaştırmasız el atma davalarında vatandaşları hak aramak için dava açmaya mecbur bırakan idarenin kusurlu hareketini göz ardı ederek mülk sahiplerini vekâlet ücreti ve yargılama gideri ödemekle yükümlü tutması, mülkiyet hakkının özünü zedeleyen bir uygulama olarak kabul edilmiştir. Uygulamada mahkemelerin, kamulaştırmasız el atma sebebiyle açılan davalarda haklı konumda olan davacılar aleyhine masraf ve vekâlet ücreti yükletmemesi gerektiği, aksi durumun mülkiyet hakkının açık ihlali olacağı Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla sağlamlaştırılmış ve güvence altına alınmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucuların maliki olduğu taşınmaza, ilgili idare tarafından herhangi bir resmî kamulaştırma işlemi yapılmaksızın ve bedeli ödenmeksizin fiilen el atılmıştır. Taşınmazlarına hukuka aykırı şekilde müdahale edilen başvurucular, uğradıkları zararların giderilmesi ve taşınmaz bedelinin tahsili amacıyla idareye karşı kamulaştırmasız el atma davası açmıştır. Ancak yerel mahkeme nezdinde yürütülen yargılama sonucunda, başvurucular aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödenmesine hükmedilmiştir. Başvurucular, hem idarenin yasal bir prosedür işletmeden taşınmazlarına haksız olarak el atmasının hem de bu haksızlığı telafi etmek için açtıkları davada haksız yere yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek zorunda bırakılmalarının mülkiyet haklarını zedelediğini, ayrıca davanın çok uzun sürdüğünü ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine birebir uygun olması gerektiğini vurgulamaktadır. Temel anayasal kural olarak, idarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza el atabilmesi için mutlaka kanunda belirtilen usullere göre geçerli bir kamulaştırma işlemi tesis etmesi ve peşin ödeme yapması zorunludur. Geçerli bir kamulaştırma kararı olmaksızın taşınmaza el atılması, mülkiyet hakkına kanuni dayanaktan yoksun, hukuk dışı ve keyfî bir müdahale teşkil etmektedir.
Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, mülkiyet hakkına ancak kanunla öngörülmüş bir usul dâhilinde ve üstün bir kamu yararı amacıyla müdahale edilebilir. Şevket Karataş, Celalettin Aşçıoğlu ve Mustafa Asiler kararları gibi anayasal emsal kararlarda da istikrarla vurgulandığı üzere, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen usulleri hiçbir şekilde izlemeden özel mülkiyete fiilen veya hukuken müdahale etmesi, doğrudan doğruya hukuki güvenlik ve kanunilik ilkesinin ihlali anlamına gelmektedir.
Bununla birlikte, idarenin haksız fiili niteliğindeki kamulaştırmasız el atma eylemi nedeniyle mecburen dava açmak zorunda kalan mülk sahibinin, bu yargılama neticesinde bir de idare lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri ödemeye mahkûm edilmesi, mülkiyet hakkına yönelik ikinci bir haksız müdahale doğurmaktadır. Kübra Yıldız ve diğerleri kararı başta olmak üzere Anayasa Mahkemesi, idarenin hukuka aykırı işlemi yüzünden mağdur olan vatandaşın bir de yargılama giderlerine katlanmak zorunda bırakılmasının kanuni bir dayanağının bulunmadığını ve mülkiyet hakkını ölçüsüz biçimde ihlal ettiğini kabul etmektedir. Makul sürede yargılanma hakkı yönünden ise, 6384 sayılı Kanun kapsamında kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun öncelikle tüketilmesi gereken, etkili bir iç hukuk yolu olduğu ilkesi Mahkemece benimsenmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda öncelikle idarenin kamulaştırmasız el atma eyleminin niteliğini ve anayasal sınırlarını detaylı bir biçimde incelemiştir. Başvurucuların mülkiyetinde bulunan taşınmaza idarece el atılmasının, Anayasa'nın güvence altına aldığı kurallara ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda belirtilen zorunlu usullere bütünüyle aykırı olduğu açıkça saptanmıştır. İdarenin kanuni prosedürleri işletmeden gerçekleştirdiği bu usulsüz müdahalenin, mülkiyet hakkının kanunilik ölçütünü sağlamadığı ve doğrudan başvurucuların mülkiyet hakkını ihlal ettiği tespit edilmiştir.
Yüksek Mahkeme, ikinci aşamada başvurucuların açtığı kamulaştırmasız el atma davasında aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesini değerlendirmiştir. İdarenin kanunsuz bir şekilde taşınmaza el atması nedeniyle oluşan mağduriyeti gidermek için yasal hak arama yollarına başvuran maliklerin, bu yargılama neticesinde bir de idare lehine vekalet ücreti ile mahkeme masraflarından sorumlu tutulması kabul edilemez bulunmuştur. Bu durum, mülkiyet hakkına yönelik ölçüsüz, hakkaniyete aykırı ve hiçbir kanuni dayanağı bulunmayan ağır bir külfet olarak nitelendirilmiş ve mülkiyet hakkının açık ihlali olarak değerlendirilmiştir.
Diğer yandan, yargılamanın uzun sürmesine dayalı makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi, mevzuatta yapılan son değişiklikleri hatırlatmıştır. Yargılamaların uzun sürmesinden kaynaklı tazminat talepleri için Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirildiği, bu yolun etkili ve ulaşılabilir bir iç hukuk yolu olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, başvurucuların öncelikle bu idari başvuru yolunu tüketmeleri gerektiği vurgulanarak, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyet başvuru yollarının tüketilmemesi sebebiyle esastan incelenmemiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, taşınmaza kamulaştırmasız el atılması ve yargılama neticesinde başvurucular aleyhine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesi sebepleriyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına ve başvuruculara ayrı ayrı net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.