Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Nazan Bozkurt Kararı 2022/21328 B.

Anayasa Mahkemesi Nazan Bozkurt Kararı 2022/21328 B.

Bu karar, ifade özgürlüğünün yalnızca bir düşünceyi açıklama serbestisi olmadığını, aynı zamanda bu düşüncenin başkalarına etkili bir şekilde duyurulabilmesi için gerekli olan barışçıl protesto eylemlerini de anayasal güvence altına aldığını hukuken net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu makamlarının gürültüye sebep olma gibi çok genel kabahat türlerini birer araç olarak kullanarak temel hakların kullanılmasını dolaylı yoldan engellemesini ve cezalandırmasını açıkça hukuka aykırı bulmuştur. Karar, uygulanan idari para cezalarının miktar itibarıyla oldukça düşük olmasının, söz konusu hak ihlalinin boyutunu asla hafifletmeyeceğini, zira bu tür sistematik yaptırımların ve cezalandırmaların muhalif sesler ile demokratik katılım üzerinde ciddi bir caydırıcı etki yarattığını vurgulaması bakımından büyük önem taşımaktadır.
search

Anayasa Mahkemesi
Nazan Bozkurt Kararı 2022/21328 B.

8 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2022/21328
Karar Tarihi 22.01.2025
Taraf Nazan Bozkurt
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Barışçıl eylemlere kesilen cezalar ifade özgürlüğüne müdahaledir.
Hafif yaptırımlar bile caydırıcı etki doğurma potansiyeline sahiptir.
Kamu düzeninin bozulduğu somut gerekçelerle ispat edilmek zorundadır.
Halka açık alandaki protestolara belirli oranda hoşgörü gösterilmelidir.

Bu karar, ifade özgürlüğünün yalnızca bir düşünceyi açıklama serbestisi olmadığını, aynı zamanda bu düşüncenin başkalarına etkili bir şekilde duyurulabilmesi için gerekli olan barışçıl protesto eylemlerini de anayasal güvence altına aldığını hukuken net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu makamlarının gürültüye sebep olma gibi çok genel kabahat türlerini birer araç olarak kullanarak temel hakların kullanılmasını dolaylı yoldan engellemesini ve cezalandırmasını açıkça hukuka aykırı bulmuştur. Karar, uygulanan idari para cezalarının miktar itibarıyla oldukça düşük olmasının, söz konusu hak ihlalinin boyutunu asla hafifletmeyeceğini, zira bu tür sistematik yaptırımların ve cezalandırmaların muhalif sesler ile demokratik katılım üzerinde ciddi bir caydırıcı etki yarattığını vurgulaması bakımından büyük önem taşımaktadır.

Uygulamada bu karar, emniyet birimlerinin ve özellikle itiraz makamı konumundaki sulh ceza hâkimliklerinin basın açıklamaları ve protestolar sırasında salt şeklî ve soyut unsurlara dayanarak ceza kesme ve bu cezaları onaylama pratiğinin önüne geçilmesi için son derece güçlü bir emsal niteliğindedir. Bu yönüyle idari kolluk makamları ve alt derece mahkemeleri için, toplantı, gösteri yürüyüşü ve ifade özgürlüğüne müdahale edilirken artık çok daha hassas, somut delillere dayalı ve hakkaniyetli bir gerekçeli yaklaşım sergilenmesi gerektiğine dair kati bir yargısal standart oluşturulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Nüfus müdürlüğünde memur olarak görev yapmaktayken olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi ile kamu görevinden ihraç edilen başvurucu, yaşadığı bu durumu protesto etmek amacıyla bir siyasi partinin il başkanlığı binası önündeki kaldırımda, yanında bir kişiyle beraber açıklama yapmıştır. Emniyet görevlileri, başvurucunun eylem yapmaması yönündeki sözlü uyarılara rağmen yüksek sesle bağırarak konuşmasına devam ettiğini iddia etmiş ve kendisine Kabahatler Kanunu kapsamında gürültüye neden olma gerekçesiyle idari para cezası uygulamıştır.

Başvurucu, uzun süredir işsiz kalmasını protesto ettiğini, herhangi bir taşkınlık veya arbede çıkarmadığını, konuşmasının gürültüye neden olduğuna dair somut hiçbir teknik tespit bulunmadığını belirterek kesilen para cezasının iptal edilmesi talebiyle sulh ceza hâkimliğine başvurmuştur. Sulh ceza hâkimliğinin yapılan bu iptal başvurusunu cezanın yasaya uygun olduğu şeklindeki soyut bir gerekçeyle reddetmesi ve yapılan itirazdan da sonuç alınamaması üzerine başvurucu, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 26 kapsamında güvence altına alınan ifade özgürlüğü ilkelerine dayanmıştır. İfade özgürlüğü, çoğulcu ve demokratik bir toplumun en temel unsurlarından biridir. Bu özgürlük, sadece toplum tarafından genel kabul gören, zararsız veya önemsiz sayılan fikirler için değil, aynı zamanda devleti veya toplumun belirli bir kesimini rahatsız eden, endişelendiren, sarsan veya şok eden eleştirel düşünceler için de tam anlamıyla geçerliliğini korumaktadır.

İdare tarafından uygulanan idari para cezasının temel dayanağı olan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 36 hükmü, başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişilere idari para cezası verilebileceğini düzenlemektedir. Ancak bir kanun hükmünün uygulanması, temel anayasal hakların özüne dokunacak veya onları işlevsiz kılacak şekilde keyfî olamaz. Temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için mutlak surette zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve ölçülülük ilkesiyle sıkı sıkıya bağdaşması şarttır.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, barışçıl bir basın açıklaması veya protesto eylemi nedeniyle idarece yaptırım tesis edilmesi, uygulanan ceza miktarı son derece hafif nitelikte dahi olsa ifade özgürlüğünü kullanan kişiler üzerinde ciddi ve kalıcı bir caydırıcı etki doğurma potansiyeline sahiptir. Bu yüzden, ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapıldığında idari mercilerin ve yargı makamlarının söz konusu eylem sebebiyle kamu düzeninin gerçekten bozulup bozulmadığını, bir bozulma tehlikesinin bulunup bulunmadığını veya başkalarının meşru haklarının zedelenip zedelenmediğini somut, ilgili ve yeterli bir hukuki gerekçe ile ispatlamaları zorunludur. Halka açık yerlerde yapılan her türlü demokratik eylemin doğası gereği günlük hayatın olağan akışında belirli bir hareketliliğe ve bir miktar sese sebep olabileceği göz önünde bulundurulmalı, kamu otoriteleri bu tür barışçıl eylemlere karşı mutlak surette belirli bir oranda hoşgörü ve sabır göstermekle yükümlü kılınmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun sadece bir siyasi parti il binası önünde, yanında bir kişiyle birlikte kısa bir konuşma yapmasından ibaret olan barışçıl eylemini detaylı bir şekilde incelemiş ve kolluk tutanaklarını değerlendirmiştir. Emniyet görevlilerince tanzim edilen tutanaklarda, başvurucunun yüksek sesle bağırarak konuştuğu ve böylece gürültüye neden olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, bu durumun çevredeki insanların huzur ve sükununu gerçek anlamda nasıl bozduğuna veya kamu düzenini ne şekilde ihlal ettiğine dair hiçbir somut tespit veya teknik ölçüm yapılmadığı görülmüştür.

Herhangi bir ses yükseltici, megafon veya akustik cihaz kullanılmadan, başvurucunun yalnızca çıplak sesle yüksek perdeden konuşmasının objektif olarak katlanılamaz bir gürültü kirliliği yaratıp yaratmadığı idari mercilerce hiçbir surette delillendirilememiştir. Bununla birlikte, idari yaptırım kararının kaldırılması talebiyle yapılan şikâyeti inceleyen sulh ceza hâkimliği de, müdahaleye konu protesto eyleminin gerçekten başkalarının hakkını ihlal edip etmediğini, ortada bir kamu düzeni sorunu olup olmadığını hiç tartışmamış, sadece idarece uygulanan cezanın usul ve yasaya uygun olduğu şeklinde basmakalıp, yetersiz ve son derece soyut bir gerekçe ile başvurucunun talebini reddetmiştir.

Halka açık sokaklarda, meydanlarda ve kaldırımlarda yapılan demokratik protestoların veya basın açıklamalarının doğası gereği bir miktar ses, kargaşa ve hareketlilik içermesi olağandır ve beklenen bir durumdur. İfade özgürlüğünün özüne zarar vermemek ve demokratik katılımı engellememek adına, kamu makamlarının şiddet içermeyen, silahsız ve barışçıl nitelikteki bu tür ufak çaplı protestolara karşı mutlaka belirli ölçüde hoşgörü gösterme anayasal yükümlülüğü bulunmaktadır. Olay mahallinde kamu düzeninin bozulduğuna dair somut hiçbir delil ve şikâyet dahi yokken, başvurucunun uğradığını düşündüğü haksızlığı duyurmak için sırf yüksek sesle derdini anlatması sebebiyle idari yönden cezalandırılması, muhalif veya eleştirel seslerin orantısız bir şekilde bastırılmasına yol açabilecek nitelikte ağır ve caydırıcı bir hukuka aykırı uygulama olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, barışçıl bir protesto kapsamında yapılan konuşma nedeniyle idari para cezası uygulanmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamadığı ve meşru olmadığı gerekçesiyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Eylemde yüksek sesle bağırdım diye para cezası kesebilirler mi? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, barışçıl bir protesto sırasında düşüncelerinizi duyurmak amacıyla yüksek sesle bağırmanız doğrudan cezalandırılamaz. İfade özgürlüğü, sadece düşünceyi açıklamayı değil, bu düşüncenin başkalarına etkili bir şekilde duyurulabilmesi için gerekli olan eylemleri de koruma altına alır. Eğer herhangi bir ses yükseltici, megafon veya akustik cihaz kullanılmadan, yalnızca çıplak sesle yüksek perdeden konuştuysanız, idare kamu düzeninin bozulduğunu somut bir şekilde ispat etmeden sırf bu sebeple size ceza kesemez. Bu tür barışçıl eylemlere kamu makamlarının belirli ölçüde hoşgörü göstermesi anayasal bir zorunluluktur.
Gürültü yaptın diyerek kestikleri cezaya itiraz edebilir miyim? expand_more
Evet, yetkililer tarafından Kabahatler Kanunu kapsamında gürültü yaptığınız gerekçesiyle kesilen idari para cezalarına karşı sulh ceza hâkimliklerine iptal başvurusunda bulunabilirsiniz. Kamu makamlarının "gürültüye neden olma" gibi çok genel hükümleri kullanarak temel hakların kullanılmasını dolaylı yoldan engellemesi ve cezalandırması hukuka aykırıdır. İtirazı inceleyecek olan mahkemelerin, eylemin kamu düzenini gerçekten bozup bozmadığını, şikayet olup olmadığını veya teknik bir ölçüm yapılıp yapılmadığını araştırması zorunludur. Mahkemelerin sadece tutanağa dayanarak ve soyut gerekçelerle cezanızı onaylaması ifade özgürlüğünüzün ihlali anlamına gelmektedir.
Kesilen ceza tutarı çok düşükse yine de dava açmaya değer mi? expand_more
Kesinlikle değer. Anayasa Mahkemesi'nin emsal kararlarına göre, uygulanan idari para cezalarının miktar itibarıyla oldukça düşük veya "hafif" nitelikte olması, ortadaki hak ihlalinin ciddiyetini asla hafifletmez. Bu tür yaptırımların asıl tehlikesi, miktarı ne olursa olsun, muhalif sesler ve demokratik katılım üzerinde ciddi ve kalıcı bir "caydırıcı etki" yaratmasıdır. Barışçıl eyleminizden dolayı düşük tutarlı da olsa ceza kesilmesi hukuka aykırı bir müdahale olduğundan, idari yaptırıma karşı yargı yoluna başvurmanız hakkınızın korunması açısından son derece elzemdir.
Kaldırımda tek başıma veya arkadaşımla basın açıklaması yapabilir miyim? expand_more
Evet, yapabilirsiniz. Anayasa'nın 26. maddesi kapsamında güvence altına alınan ifade özgürlüğü, halka açık alanlarda barışçıl, silahsız ve şiddet içermeyen şekillerde yapılan protestoları ve basın açıklamalarını güvence altına almaktadır. Herhangi bir sokakta, meydanda veya bina önünde yanınızda bir kişiyle beraber yapacağınız demokratik açıklamalar, doğası gereği belirli bir hareketliliğe ve sese neden olsa da meşru kabul edilir. Herhangi bir taşkınlık çıkarmadığınız ve kamu düzenini bozmadığınız sürece kolluk kuvvetlerinin bu tarz eylemlere karşı mutlak surette belirli bir oranda sabır ve hoşgörü gösterme yükümlülüğü bulunmaktadır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir