Karar Bülteni
AYM Seyfettin Bayar BN. 2023/39725
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/39725 |
| Karar Tarihi | 17.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma işlemi kanunilik ilkesine aykırıdır.
- Tazminat bedeli enflasyon karşısında değer kaybına uğratılamaz.
- Değer kaybı mülkiyet hakkına orantısız bir müdahaledir.
- Makul süre şikayetlerinde komisyon yolu tüketilmelidir.
Bu karar, idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın bireylerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlara fiilen el atmasının ve ardından ödenmesi gereken tazminat bedellerini enflasyon karşısında değer kaybına uğratmasının Anayasa'ya açık bir aykırılık teşkil ettiğini hukuken tescil etmektedir. Anayasa Mahkemesi, kamu gücünü kullanan idarenin bu tür eylemlerinin mülkiyet hakkının özüne dokunan, ağır ve orantısız bir müdahale oluşturduğunu teyit etmiştir. Ayrıca, mülkiyet hakkı ihlallerinin bir sonucu olarak ödenmesi gereken tazminatların zaman içinde erimesinin, devletin vatandaşı koruma yönündeki pozitif yükümlülüklerine aykırı olduğu gerçeği pekiştirilmiştir. Öte yandan karar, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmamasına yönelik şikayetlerde yeni yasal düzenlemeler gereği doğrudan Anayasa Mahkemesine değil, öncelikle ilgili Tazminat Komisyonuna gidilmesi gerektiği yönündeki usuli kuralı kesin bir dille hatırlatmıştır.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen tazminat bedellerinin enflasyon karşısında erimesinin önüne geçilmesi bakımından son derece kritiktir. Yüksek enflasyonist ekonomik koşullarda, mülk sahiplerinin haklarının korunması ve yargısal gecikmelerden doğan maddi kayıpların idarece telafi edilmesi gerektiği bu kararla yerleşik bir içtihat olarak bir kez daha vurgulanmıştır. Uygulamada yerel mahkemelerin ve idari mercilerin, benzer el atma davalarında hükmedilen tazminat bedellerinin gerçek değerini koruyacak nitelikte karar vermeleri gerektiği yönünde güçlü bir mesaj içermektedir. Makul sürede yargılanma hakkı yönünden ise, avukatlar ve vatandaşlar için başvuru yollarının tüketilmesi kuralının ne denli katı uygulandığını göstermekte, başvuru stratejileri oluşturulurken Tazminat Komisyonu yolunun kesinlikle atlanamayacağı hususunda uygulamacılara net bir harita sunmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, şahsi mülkiyetinde bulunan taşınmaza devlet tarafından usulüne uygun herhangi bir kamulaştırma işlemi gerçekleştirilmeksizin fiilen el atıldığını ve bu durumun mülkiyet hakkını ihlal ettiğini belirterek hukuki yollara başvurmuştur. Açılan dava sürecinde, sadece idarenin haksız ve hukuksuz el atması değil, aynı zamanda bu el atma karşılığında hükmedilen tazminat bedelinin geçen uzun zaman dilimi ve enflasyon karşısında ciddi oranda değer kaybına uğratılması temel şikayet konusu yapılmıştır. İdarece geç ödenen tazminatların gerçek bedeli yansıtmaktan uzaklaştığı iddia edilmiştir. Ayrıca başvurucu, hakkını aramak için yürüttüğü hukuki sürecin çok uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, uğradığı mağduriyetlerin tespit edilerek maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesini ve davanın yeniden görülmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkına ilişkin temel prensipleri ve konuyla ilgili güncel yasal düzenlemeleri dikkate almıştır. Hukukumuzda temel kural olarak, idarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza el atabilmesi için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında usulüne uygun bir kamulaştırma süreci yürütmesi ve bedelini hak sahibine adil bir biçimde ödemesi zorunludur. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, idarenin usule uymaksızın gerçekleştirdiği bu tür işlemler, Anayasa m. 13, Anayasa m. 35 ve Anayasa m. 46 hükümlerine aykırı şekilde fiilen el atma oluşturarak mülkiyet hakkına yönelik açık ve kanunsuz bir müdahale niteliği taşımaktadır. Kanunilik ilkesinin ihlali, bu eylemleri doğrudan Anayasa'ya aykırı kılmaktadır.
Bunun yanı sıra, mülkiyet hakkı ihlalleri kapsamında ödenmesi gereken tazminat bedellerinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi, bireylere şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesi için, devletin pozitif yükümlülükleri gereği, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin alım gücünü koruyacak ekonomik mekanizmaları işletmesi yargısal bir zorunluluktur. Tazminatların güncel değerinin çok altında ödenmesi, ihlali gidermediği gibi yeni bir mülkiyet ihlali doğurur.
Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetlerde ise yargısal sistemimizde yakın zamanda yapılan yasal değişikliklerle yeni bir başvuru yolu ihdas edilmiştir. Bu bağlamda, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun devreye girmektedir. Anılan yasal düzenlemeye 7499 sayılı Kanun ile eklenen 6384 sayılı Kanun m. 5/A ve geçici 3. madde hükümleri uyarınca, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarına karşı bireysel başvurudan önce Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması emredici bir kuraldır. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği, olağan yollar tüketilmeden anayasal denetim yoluna gidilemez.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, somut başvuru formunda yer alan iddiaları incelerken mülkiyet hakkı ve makul sürede yargılanma hakkı şikayetlerini iki ayrı başlık altında, titizlikle değerlendirmiştir. Yüksek Mahkeme, öncelikle başvurucunun taşınmazına kamulaştırmasız el atılması şikayetini ele almıştır. Dosya kapsamındaki bulgular ışığında, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen hukuki usullere riayet etmeden gerçekleştirdiği bu fiili müdahalenin, mülkiyet hakkına yönelik kanunilik ilkesini ihlal ettiği kesin olarak saptanmıştır. Taşınmaza hukuki dayanaktan yoksun şekilde el atılması mülkiyetin özüne doğrudan bir müdahale olarak kabul edilmiştir.
İkinci aşamada, kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatların geçen zaman içinde enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması iddiası incelenmiştir. Mahkeme, daha önceki içtihatlarına da atıf yaparak, geç ödenen tazminat bedellerinin enflasyon oranları karşısında erimesinin, idare karşısında vatandaşı yalnız bıraktığını ve başvurucuya aşırı, olağan dışı bir külfet yüklediğini tespit etmiştir. Bedelin zamanında ve değerini koruyacak şekilde ödenmemesi, Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkının ikinci kez ve ağır bir şekilde ihlal edildiği anlamına gelmektedir.
Buna karşılık, başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiası yönünden usuli bir değerlendirme yapılmıştır. Yüksek Mahkeme, yakın zamanda mevzuatımıza giren 7499 sayılı Kanun ve 6384 sayılı Kanun değişiklikleri gereğince, bu tür iddialar için kurulan Tazminat Komisyonu başvuru yolu tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığını saptamıştır. Bireysel başvuru mekanizmasının ikincil niteliği gereği, alternatif kanun yolları tüketilmeden Anayasa Mahkemesine gelinemeyeceği kuralı işletilmiş ve bu şikayet, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
Mülkiyet hakkı ihlalinin giderilmesi bakımından ise, değer kaybına uğrayan tazminat bedeli yönünden ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla ilgili derece mahkemesinde yeniden yargılama yapılması için dosyanın gönderilmesine karar verilmiştir. Öte yandan, salt kamulaştırmasız el atma eyleminin kendisinden kaynaklanan mülkiyet ihlali nedeniyle, yeniden yargılamanın tek başına telafi sağlayamayacağı gözetilerek eski hale getirme kuralı çerçevesinde başvurucuya manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.