Anasayfa Karar Bülteni AYM | Şükrü Oral ve Diğerleri | BN. 2023/12218

Karar Bülteni

AYM Şükrü Oral ve Diğerleri BN. 2023/12218

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/12218
Karar Tarihi 17.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma anayasal hak ihlalidir.
  • Tazminat bedelinin enflasyon karşısında erimesi haksızlıktır.
  • Uzun yargılama şikayetlerinde tazminat komisyonuna başvurulmalıdır.

Bu karar hukuken, özel mülkiyet hakkına yapılan devlet müdahalelerinin mutlaka anayasal ve yasal sınırlar içinde kalması gerektiğini kesin bir dille ortaya koymaktadır. İdarenin kanuni bir prosedür işletmeksizin özel mülkiyete fiilî olarak el koyması tek başına bir hak ihlali oluştururken, bunun karşılığında mahkemelerce hükmedilen tazminat bedellerinin enflasyonist ortamda eriyerek değer kaybetmesi de mülkiyet hakkını ikinci kez zedelemektedir. Mahkeme, devlete düşen pozitif yükümlülükler kapsamında mülk sahibinin makul olmayan enflasyon farkı karşısında ezdirilmemesi gerektiğini açıkça vurgulamıştır.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi ise derece mahkemelerine ve idari kurumlara çok net bir yasal uyarı mesajı vermesidir. İdareler vatandaşın mülkiyetine müdahale ederken kanuni yollara başvurmak zorundadır. Ayrıca geciken tazminat ödemelerinde enflasyon farkının telafi edilmesi için idari ve yargısal mekanizmaların değer güncellemesi yapması gerektiği yönünde içtihat pekiştirilmiştir. Öte yandan makul sürede yargılanma şikayetlerinde, yeni yasal düzenlemeyle kurulan Tazminat Komisyonunun mecburi bir başvuru yolu olduğu bir kez daha yinelenerek, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği komisyon aşaması atlanarak yapılan başvuruların doğrudan reddedileceği kuralı uygulama birliğine kavuşturulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Şükrü Oral ve diğer başvurucular, kendilerine ait taşınmazlara idare tarafından herhangi bir resmî kamulaştırma işlemi yapılmaksızın el atıldığını belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucular temel olarak üç farklı konudan şikayetçi olmuştur. İlk olarak tapulu taşınmazlarına hukuki bir dayanak olmadan fiilen el konulmasına itiraz etmişlerdir. İkinci olarak, idareye karşı açılan davalar sonucunda hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatlarının, aradan geçen uzun zaman zarfında enflasyon karşısında ciddi şekilde değer kaybına uğradığını ve zarara uğratıldıklarını ifade etmişlerdir. Son olarak ise bu uyuşmazlıklara ilişkin yerel mahkeme süreçlerinin çok uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini dile getirmiş, maddi ve manevi tazminat ile ihlallerin giderilmesi için yargılamanın yenilenmesini talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın güvence altına aldığı temel hak ve hürriyetleri ile kamulaştırma mevzuatının emredici hükümlerini esas almıştır. Uyuşmazlığın odak noktasını oluşturan mülkiyet hakkı, Anayasa m.35 ile koruma altındadır ve bu temel hakka ancak kamu yararı amacıyla, yasal sınırlandırmalar çerçevesinde ve kanunla müdahale edilebilir. Devletin veya idari kurumların özel mülkiyete konu bir taşınmaza el koyması usulü ise Anayasa m.46 kapsamında ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kurallarına uygun olarak gerçekleştirilmek zorundadır.

İdarenin, yasada açıkça öngörülen resmî kamulaştırma usullerini işletmeden ve gerekli bedelleri peşin ödemeden vatandaşın taşınmazına doğrudan el koyması, mülkiyet hakkına yönelik kanunilik ilkesine aykırı, haksız bir müdahale olarak nitelendirilmektedir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensiplerine göre, bu şekildeki fiilî el atmalar açık bir hak ihlali nedenidir.

Mahkemenin dayandığı diğer önemli yerleşik içtihat kuralı ise bireylerin hak ettikleri tazminat bedellerinin ekonomik değerinin korunmasıdır. Kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma davalarında vatandaşın hak kazandığı tazminat bedellerinin ülkedeki enflasyon oranları karşısında ciddi şekilde değer kaybına uğraması, mülk sahibine şahsi ve olağan dışı ağır bir külfet yüklemektedir.

Ayrıca makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun uyarınca, yeni kurulan idari yapı niteliğindeki Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması yasal bir zorunluluk olarak öngörülmüştür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların şikayetlerini üç ana başlık altında oldukça detaylı bir biçimde değerlendirmiştir. İlk olarak kamulaştırmasız el atma iddiaları incelendiğinde; dosyaya yansıyan bilgiler doğrultusunda başvuruculara ait taşınmazlara idare tarafından yasal bir kamulaştırma kararı ve süreci işletilmeksizin fiilen el atıldığı kesin olarak saptanmıştır. Bu eylemin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine, kanunilik ilkesine ve anayasal usullere hiçbir şekilde uymadığı tespit edilmiştir. Mahkeme bu nedenle mülkiyet hakkının fiilî el atma yönünden doğrudan ihlal edildiğine kanaat getirmiştir.

İkinci şikayet konusu olarak, kamulaştırmasız el atma davaları sonucunda başvurucular lehine hükmedilen tazminat bedellerinin ödenme süreçleri ele alınmıştır. Mahkemelerce tespit edilen tazminatların, kararın verildiği ve paranın ödendiği dönemler arasında geçen süre zarfında enflasyon karşısında çok önemli ölçüde değer kaybına uğratıldığı anlaşılmıştır. Yüksek Mahkeme, idarenin ödemelerdeki bu büyük değer kaybını telafi edecek herhangi bir mekanizma işletmemesinin, mülkiyetini kaybeden başvuruculara şahsi, aşırı ve olağan dışı bir maddi yük getirdiğini vurgulamıştır. Dolayısıyla mülkiyet hakkının bu değer kaybı yönünden de açıkça zedelendiği belirlenmiştir.

Üçüncü şikayet konusu olan yargılamanın makul sürede tamamlanmaması iddiası yönünden ise uyuşmazlığın esasına girilmeden usuli bir hukuki inceleme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun makul süre ihlali iddialarını daha hızlı çözmek üzere kurduğu ve yetkilendirdiği Tazminat Komisyonu sistemine işaret etmiştir. Başvurucuların söz konusu idari ve hukuki yola hiçbir başvuru yapmadan doğrudan bireysel başvuru yoluna geldikleri anlaşılmıştır. Bireysel başvurunun olağan yollar tüketildikten sonra devreye giren ikincil niteliği gereğince, komisyon aşaması geçilmeden esasa yönelik karar verilemeyeceği hatırlatılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma yapılması ve tazminat bedelinin değer kaybına uğratılması nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması ve 30.000 TL manevi tazminat ödenmesi yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: