Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Mehmet Tekin Kararı 2022/109600 B.

Anayasa Mahkemesi Mehmet Tekin Kararı 2022/109600 B.

Bu karar, idarenin özel mülkiyete konu taşınmazlara geçerli bir kamulaştırma işlemi veya bedel tespiti yapmaksızın fiilen el atmasının mülkiyet hakkına yönelik ağır ve kanunsuz bir müdahale olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan bu tür fiili müdahalelerin Anayasa'nın güvence altına aldığı kurallara ve ilgili mevzuatta öngörülen usullere açıkça aykırı olduğunu net bir şekilde vurgulamıştır.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/109600
Karar Tarihi 04.12.2025
Taraf Mehmet Tekin
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kamulaştırmasız el atma eylemi mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • gavel Mülkiyet ihlallerinde etkin giderim yolu manevi tazminattır.
  • gavel Makul süre şikayetlerinde Tazminat Komisyonuna başvuru zorunludur.

Bu karar, idarenin özel mülkiyete konu taşınmazlara geçerli bir kamulaştırma işlemi veya bedel tespiti yapmaksızın fiilen el atmasının mülkiyet hakkına yönelik ağır ve kanunsuz bir müdahale olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan bu tür fiili müdahalelerin Anayasa'nın güvence altına aldığı kurallara ve ilgili mevzuatta öngörülen usullere açıkça aykırı olduğunu net bir şekilde vurgulamıştır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, idarenin usulsüz el atma eylemlerinin mülkiyet hakkının kanunilik ilkesini ihlal ettiğini göstermesi bakımından oldukça güçlüdür. Ayrıca karar, kamulaştırmasız el atma ihlallerinde yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmadığı durumlarda etkin giderim yolunun doğrudan tazminat ödenmesi olduğu yönündeki yerleşik içtihadın uygulamasını sürdürmektedir. Uygulamadaki bir diğer önemli boyutu ise makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddialarında, yasal değişiklikle kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği zorunlu olduğunu somut biçimde ortaya koymasıdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Mehmet Tekin, maliki olduğu taşınmaza idare tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi veya bedel tespiti yapılmaksızın fiilen el atılması sebebiyle mağdur olduğunu iddia ederek hukuki süreç başlatmıştır. Söz konusu taşınmaza devlet birimleri tarafından hukuka aykırı bir biçimde müdahale edilmiş, başvurucunun mülkiyetinden kaynaklanan haklarını kullanması fiilen engellenmiştir. Bu haksız uygulamanın yanı sıra, başvurucunun mülkiyet hakkını korumak ve hakkını aramak amacıyla başvurduğu yargı yollarında davanın gereğinden fazla uzun sürmesi de uyuşmazlığın bir diğer önemli boyutunu oluşturmuştur. Başvurucu, mülkiyet hakkına yapılan bu haksız müdahale ve yargılamanın makul süreyi aşarak adalete erişimini geciktirmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, ihlalin tespiti ile birlikte 60.000 TL manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yönelik müdahaleleri incelerken öncelikle Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerini esas almaktadır. Mülkiyet hakkı, kişiye sahibi olduğu ekonomik değer ifade eden varlıklar üzerinde kanunlar çerçevesinde dilediği gibi tasarrufta bulunma, kullanma ve faydalanma yetkisi verir. Bu temel hakkın sınırlandırılması ancak açık bir kanuni dayanakla ve kamu yararı amacıyla mümkündür. İdarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza yasal olarak müdahale edebilmesi ve el koyabilmesi için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine ve anayasal usullere sıkı sıkıya uyması zorunludur. Taşınmaza kamulaştırmasız el atma durumu, kanunda belirtilen usullere ve kurallara riayet edilmeksizin, idarenin fiili bir eylemle mülkiyet hakkına yaptığı haksız ve kanunsuz bir müdahale olarak kabul edilir. Bu tür eylemler hukuki dayanaktan yoksun olduğu için doğrudan kanunilik ilkesine aykırılık teşkil eder.

Ayrıca, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan ve yargılamaların uzun sürmesine ilişkin şikayetler açısından 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun kapsamında önemli bir düzenleme yapılmıştır. Bu kanunda 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik gereğince, makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddialarının incelenmesi için doğrudan Tazminat Komisyonuna müracaat edilmesi yasal bir zorunluluk haline getirilmiştir. Bireysel başvurunun ikincil niteliği ilkesi uyarınca, ulusal hukuk sistemindeki olağan kanun yolları ve idari başvuru mekanizmaları usulünce tüketilmeden Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular esastan incelenememektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mülkiyetinde bulunan taşınmaza yetkili makamlarca kamulaştırmasız el atılması iddialarını incelemiş ve bu eylemin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri ile Kamulaştırma Kanunu'nda belirtilen emredici usullere hiçbir şekilde uygun olmadığını tespit etmiştir. İdarenin herhangi bir hukuki dayanağı ve yasal prosedürü takip etmeksizin özel mülkiyete fiilen el atması, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığını şüpheye yer bırakmayacak biçimde göstermektedir. Bu hukuka aykırı tutum nedeniyle başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği neticesine varılmıştır.

İhlalin giderimi konusunda ise mahkeme, kamulaştırmasız el atma şikayeti nedeniyle ortaya çıkan zararın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasında somut bir hukuki yarar görmemiş, eski hale getirme ilkesi çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması bakımından en etkin giderim yolunun uygun bir miktar tazminat ödenmesi olduğunu belirlemiştir.

Diğer taraftan, başvurucunun yargılamanın makul sürede bitirilmediğine ilişkin adil yargılanma hakkı kapsamındaki iddiası da incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemeler uyarınca, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik iddialar için Tazminat Komisyonuna başvuru imkanının getirildiğini saptamıştır. İlk bakışta ulaşılabilir olan ve yeterli giderim sağlama kapasitesi bulunan bu idari başvuru yolu tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine gelinmesinin, bireysel başvurunun ikincil niteliği ilkesiyle bağdaşmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle makul süre şikayeti yönünden başvuru yollarının tüketilmediği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvurucuya net 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline ilişkin iddianın ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Devlet arazime para ödemeden veya kamulaştırma yapmadan el koydu, bu yasal mı? expand_more
Hayır, bu durum yasal değildir ve hukuka açıkça aykırıdır. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, idarenin geçerli bir kamulaştırma işlemi veya bedel tespiti yapmaksızın özel mülkiyete fiilen el atması, mülkiyet hakkına yönelik kanunsuz bir müdahaledir. Devletin arazinize el koyabilmesi için mutlaka Kamulaştırma Kanunu'ndaki emredici usullere uyması zorunludur. Aksi eylemler mülkiyet hakkının doğrudan ihlali anlamına gelir.
Devletin arazime haksız el atması durumunda zararımı nasıl telafi edebilirim? expand_more
Anayasa Mahkemesi, idarenin hukuka aykırı şekilde fiilen el atması nedeniyle oluşan mülkiyet hakkı ihlallerinde etkin giderim yolunun doğrudan tazminat ödenmesi olduğunu kabul etmektedir. Bu tür durumlarda zararın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar görülmemekte, eski hale getirme ilkesi çerçevesinde mağdura uygun bir miktar tazminat ödenmesine hükmedilmektedir.
Davam yıllardır bitmiyor, hemen Anayasa Mahkemesine başvurabilir miyim? expand_more
Hayır, makul sürede yargılanma hakkınızın ihlal edildiği iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine başvuramazsınız. Yargılamaların uzun sürmesine ilişkin şikayetler için yapılan yeni yasal düzenleme gereğince, öncelikle Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir. Bu idari başvuru yolu usulünce tüketilmeden yapılan başvurular, bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği Mahkeme tarafından kabul edilemez bulunmaktadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir