Karar Bülteni
AYM Abdulkerim Akman vd. BN. 2023/29610
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/29610 |
| Karar Tarihi | 17.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma bedeli enflasyona karşı korunmalıdır.
- Geciken tazminat ödemeleri mülkiyet hakkı ihlali sayılır.
- Değer kaybı başvurucuya aşırı bir külfet yükler.
- Mülkiyet hakkının korunması için yeniden yargılama yapılmalıdır.
Bu karar, idarelerin özel mülkiyete konu taşınmazlara fiilen el atması durumunda hak sahiplerine ödenmesi gereken tazminatların enflasyon karşısında erimesinin hukuki sonuçlarını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda hükmedilen tazminat bedellerinin uzun süren yargılama ve ödeme süreçleri sonucunda enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybetmesini, Anayasa'da güvence altına alınan mülkiyet hakkına yönelik ağır bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Karar, idarenin ödemekle yükümlü olduğu tazminatı zamanında ve alım gücü düşmeden ödemesi gerektiği kuralını anayasal bir güvenceye bağlamaktadır.
Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça güçlüdür. Zira ülkemizdeki yüksek enflasyon oranları dikkate alındığında, yıllar süren bedel tespiti ve tazminat davaları sonucunda hak sahiplerine ödenen meblağlar, başlangıçtaki alım gücünü büyük oranda yitirebilmektedir. Bu içtihat, idare mahkemelerinde ve adli yargıda görülen kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilecek bedellerin, enflasyon farkı gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği yönünde yerleşik bir uygulama oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Artık hak sahipleri, geciken tazminatların yol açtığı reel değer kaybının telafisi noktasında Anayasa Mahkemesi standartlarına dayanarak güçlü bir şekilde hak arayışında bulunabileceklerdir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, başvurucular Abdulkerim Akman ve Nureddin Demir'in maliki oldukları taşınmaza idare tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması neticesinde ortaya çıkmıştır. Başvurucular, mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle yerel mahkemede kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır. Ancak, yargılama ve ödeme sürecinin uzun sürmesi neticesinde, mahkeme tarafından hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatı bedelinin yüksek enflasyon karşısında ciddi anlamda değer kaybetmesi üzerine mağduriyet yaşadıklarını iddia etmişlerdir. Başvurucular, taşınmazlarının fiilen ellerinden alınmasına karşılık ödenen tutarın reel değerini yitirmesinin mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale olduğunu belirterek, maddi ve manevi mağduriyetlerinin giderilmesi ile ihlalin tespiti talebiyle bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan en önemli hukuki kural, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkıdır. Bu maddeye göre, herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Ayrıca, mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin hukuka uygun kabul edilebilmesi için meşru bir amaca dayanması ve müdahalede kullanılan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık bulunması gerekmektedir. İdarenin, özel mülkiyete konu bir taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine ve usullerine uymaksızın fiilen el atması, kural olarak mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.
Bununla birlikte, sadece el atma fiili değil, bu eylem sonucunda ödenmesi gereken tazminatın niteliği ve ödenme koşulları da anayasal denetime tabidir. Yüksek Mahkeme, mülk sahibine ödenecek tazminatın, mülkün gerçek değerini yansıtması gerektiğini vurgulamaktadır. Yargılama sürecinin uzaması veya ödemenin gecikmesi nedeniyle tazminat bedelinin enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğraması, mülk sahibine aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Bu tür durumlarda, devletin mülkiyet hakkının korunması pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediği kabul edilir ve enflasyon oranları karşısında eriyen tazminat bedellerinin, hak sahibinin uğradığı zararı tam olarak karşılamadığı hukuki bir prensip olarak uygulanır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların taşınmazına yönelik idarenin kamulaştırmasız el atma eyleminin ardından hükmedilen tazminatın enflasyon karşısındaki durumunu detaylı bir şekilde incelemiştir. Dosya kapsamındaki bilgilere göre, başvurucular lehine hükmedilen kamulaştırmasız el atma bedellerinin uzun süren süreçler sonrasında ödenmesi, söz konusu meblağın alım gücünde ciddi bir düşüşe yol açmıştır.
Yüksek Mahkeme, daha önceki emsal niteliğindeki Ali Şimşek, Mehmet Akdoğan ve Kadir Çakar gibi benzer kararlarına atıf yaparak, enflasyon oranının yüksek olduğu ekonomik dönemlerde, hükmedilen alacakların geç ödenmesinin yahut değerinin güncellenmemesinin mülk sahipleri aleyhine ağır sonuçlar doğurduğunu tespit etmiştir. Somut olayda, başvuruculara ödenmesi gereken kamulaştırmasız el atma bedelinin enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratıldığı saptanmıştır. Bu durum, kamu yararı amacı taşısa dahi, mülk bedelini makul sürede tam olarak alamayan başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmesine neden olmuştur. Dolayısıyla, idarenin eylemi ile hak sahibinin mülkiyet hakkı arasında kurulması gereken adil denge, başvurucular aleyhine bozulmuştur.
Mahkeme, meydana gelen ihlalin yalnızca tespit ile giderilemeyecek boyutta olduğunu, mülkiyet hakkının tam manasıyla tesisi için bu değer kaybının önüne geçecek hukuki mekanizmaların işletilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu kapsamda, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla İdil 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmiştir. Ayrıca, mülkiyet hakkı ihlalinin giderilmesi için yeniden yargılamanın elverişli ve yeterli bir telafi yöntemi olacağı değerlendirilerek, başvurucuların maddi ve manevi tazminat istemleri bu aşamada reddedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.