Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ahmet Güzeldal (2) | BN. 2022/107436

Karar Bülteni

AYM Ahmet Güzeldal (2) BN. 2022/107436

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/107436
Karar Tarihi 02.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu Kısmen İhlal / Kısmen Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Enflasyon karşısında bedelin erimesi şahsi ve olağan dışı külfet oluşturur.
  • Makul süre şikâyetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonuna başvuru zorunludur.
  • Yargı kararlarının geç icrası iddiaları Tazminat Komisyonu incelemesine tabidir.

Bu karar, idare tarafından gerçekleştirilen kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma işlemleri neticesinde hak sahiplerine ödenmesi gereken tazminatların zamanında ödenmemesi veya yargılama süreçlerinin uzaması sebebiyle enflasyon karşısında değer kaybına uğramasının mülkiyet hakkına açık bir müdahale olduğunu kesin bir şekilde teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, enflasyonist ortamlarda idarenin yavaş işlemesinin bedelini vatandaşa yüklemenin hukuka aykırılığının altını çizerek belirtmektedir. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin enflasyon oranları karşısında erimesinin mülk sahibine şahsi ve olağan dışı ağır bir külfet yüklediğini vurgulayarak mülkiyet hakkının bu eylemler dizisiyle ihlal edildiğine hükmetmiştir. Öte yandan, yargı kararlarının geç icra edilmesi veya hiç icra edilmemesi ile yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmaması yönündeki şikâyetler açısından ise yasal bir zorunluluk olarak Tazminat Komisyonu yolunun tüketilmesi gerektiği açıkça ortaya konulmuştur.

Uygulamadaki önemi bakımından bu karar, mülkiyet hakkı ihlallerinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yalnızca ihlal tespitiyle yetinilmeyip, değer kaybının telafisi amacıyla her koşulda yeniden yargılama yolunun açılması gerektiğine işaret eden oldukça güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Derece mahkemelerinin kamulaştırma bedellerini hesaplarken veya faiz işletirken geçen zaman içindeki ekonomik dalgalanmaları ve enflasyonist etkileri göz ardı etmemeleri gerektiği mesajı verilmektedir. Aynı zamanda, makul sürede yargılanma hakkı ile mahkeme kararlarının icra edilmemesine yönelik şikâyetlerde doğrudan bireysel başvuru yoluna gidilemeyeceği, öncelikle ilgili Kanun kapsamında kurulan Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiği yönündeki usul kuralı sağlamlaştırılmış ve avukatların başvuru stratejilerinde bu sıralamayı dikkate almalarının zorunluluğu bir kez daha pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Ahmet Güzeldal, kendisine ait bir taşınmaza yönelik ödenmesi gereken kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında ciddi şekilde değer kaybına uğradığını iddia etmiştir. Başvurucunun yürüttüğü hukuki süreçte, derece mahkemesi tarafından belirlenen kamulaştırma bedeli kendisine ödenene kadar geçen süre zarfında ortaya çıkan ekonomik dalgalanmalar nedeniyle paranın alım gücünde büyük bir düşüş yaşanmıştır. Bunun yanı sıra, mahkeme tarafından verilen kararın idarece zamanında icra edilmediği ve açtığı davanın makul sürede bitirilmeyerek yargılamanın yıllarca sürüncemede bırakıldığı ileri sürülmüştür. Bu gerekçelerle başvurucu, mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının zedelendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş; değer kaybından kaynaklanan mağduriyetinin giderilmesini, ihlalin tespiti ile tarafına maddi ve manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkına ve adil yargılanma hakkına ilişkin temel anayasal ilkelere dayanmıştır. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin temel kuralı, kişilerin mülklerinden kamu yararı amacıyla mahrum bırakıldıkları durumlarda ödenmesi gereken tazminatın gerçek karşılığı yansıtmasıdır. Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatları gereğince, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma tazminatlarının ödenmesinde yaşanan gecikmelerin enflasyon karşısında paranın değerini düşürmesi, bireylere şahsi ve olağandışı bir külfet yüklemektedir. Bu durum, mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasındaki adil dengenin kişi aleyhine bozulmasına yol açar. Derece mahkemelerinin tazminat hesaplamalarında uzun süren yargılamalar nedeniyle paranın alım gücündeki kayıpları karşılayacak mekanizmaları devreye sokması mülkiyet hakkının korunması için zaruridir.

Makul sürede yargılanma ve mahkeme kararlarının icra edilmemesi şikâyetlerine ilişkin olarak ise, 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ve bu Kanun'a eklenen geçici maddeler devreye girmektedir. Anılan Kanun'un geçici 2. maddesi ve 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler uyarınca, 9 Mart 2023 tarihi itibarıyla derdest olan makul sürede yargılanma ve kararların geç icra edilmesi ya da hiç icra edilmemesi şikâyetleri için öncelikli adresin Tazminat Komisyonu olduğu açıkça belirlenmiştir. Bu yasal düzenleme, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesinin bir gereği olarak, Anayasa Mahkemesinden önce tüketilmesi gereken etkili ve ulaşılabilir bir idari başvuru yolu ihdas etmiştir. Bu temel kurallar çerçevesinde, başvurucuların mülkiyetin kaybından doğan zararlarının gerçek değer üzerinden karşılanması zorunluluğu ile usuli itirazlarda olağan kanun yollarının tüketilmesi ilkesi bir arada ele alınarak uygulanmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını iki ana başlık altında ele alarak değerlendirmiştir. İlk olarak, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması şikâyeti incelenmiştir. Yüksek Mahkeme, önceki yerleşik kararlarına ve belirlediği ilkelere atıf yaparak, kamulaştırma bedelinin başvurucuya ödenmesine kadar geçen sürede yaşanan enflasyon nedeniyle paranın değer kaybetmesinin, mülkiyet hakkına çok ciddi bir müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir. Belirlenen tazminat bedelinin enflasyon karşısında erimesi veya bu değer kaybı telafi edilmeksizin gecikmeli ödeme yapılması, başvurucuya aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemiştir. İdarenin yavaş işleyişi nedeniyle ortaya çıkan bu tablo sonucunda, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasındaki adil denge tamamen başvurucu aleyhine bozulmuştur. Bu tespitler ışığında, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği kesin olarak belirlenmiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla, uyuşmazlığın Bafra 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilerek yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmiştir. Mahkeme, yeniden yargılamanın ihlalin sonuçlarını gidermek için yeterli bir yol olduğuna kanaat getirerek başvurucunun ayrıca talep ettiği maddi ve manevi tazminat taleplerini ise yerinde görmemiş ve bu talepleri tümden reddetmiştir.

İkinci olarak, mahkeme kararının icra edilmemesi ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialar değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, yürürlükteki yasal düzenlemeler gereğince bu tür şikâyetler için öncelikle ilgili kanun kapsamında kurulan Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiğini hatırlatmıştır. Belirtilen yasal tarihler itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan makul süre ve icra edilmeme iddialarında söz konusu idari başvuru yolunun tüketilmesi yasal bir zorunluluktur. Somut olayda başvurucunun Tazminat Komisyonuna başvuru yolunu tüketmeden doğrudan bireysel başvuruda bulunduğu anlaşıldığından, bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği bu iddiaların esas yönünden incelenemeyeceği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiş, makul sürede yargılanma ile kararın icra edilmemesi iddialarını ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bularak başvuruyu kısmen kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: