Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Garaj Doğa Sporları Şti. Kararı 2022/10475 B.

Anayasa Mahkemesi Garaj Doğa Sporları Şti. Kararı 2022/10475 B.

Bu karar, vergi uyuşmazlıklarında mükelleflerin yasal defter ve belgelerini inceleme aşamasında değil de sonradan ibraz etmeleri durumunda mahkemelerin izlemesi gereken yönteme ve yargısal içtihat farklılıklarının adil yargılanma hakkı üzerindeki etkilerine dair kritik bir değerlendirme sunmaktadır. Özellikle vergi incelemesi aşamasında mücbir sebep olmaksızın defterlerini sunmayan mükelleflerin, yargılama aşamasında bu belgeleri ibraz etme taleplerinin mahkemelerce nasıl karşılanacağı uzun yıllar boyunca idari yargıda tartışma konusu olmuştur. Anayasa Mahkemesi, otuz yılı aşkın süredir devam eden bu belirsizliğin ve daireler arası içtihat farklılıklarının başlı başına bir hak ihlali doğurduğunu vurgulamıştır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2022/10475
Karar Tarihi 02.05.2024
Taraf Garaj Doğa Sporları Şti.
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Yargısal belirsizlikler adil yargılanmayı doğrudan zedeler.
  • gavel İçtihat farklılıkları hakkaniyete uygun yargılanmayı ihlal eder.
  • gavel Yasal defterlerin sonradan ibrazı mahkemelerce değerlendirilmelidir.
  • gavel Uzun süren hukuki belirsizlikler öngörülebilirliği ortadan kaldırır.

Bu karar, vergi uyuşmazlıklarında mükelleflerin yasal defter ve belgelerini inceleme aşamasında değil de sonradan ibraz etmeleri durumunda mahkemelerin izlemesi gereken yönteme ve yargısal içtihat farklılıklarının adil yargılanma hakkı üzerindeki etkilerine dair kritik bir değerlendirme sunmaktadır. Özellikle vergi incelemesi aşamasında mücbir sebep olmaksızın defterlerini sunmayan mükelleflerin, yargılama aşamasında bu belgeleri ibraz etme taleplerinin mahkemelerce nasıl karşılanacağı uzun yıllar boyunca idari yargıda tartışma konusu olmuştur. Anayasa Mahkemesi, otuz yılı aşkın süredir devam eden bu belirsizliğin ve daireler arası içtihat farklılıklarının başlı başına bir hak ihlali doğurduğunu vurgulamıştır.

Kararın emsal etkisi, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun konuyla ilgili verdiği birleştirme kararı öncesindeki dönemde yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi noktasında kendini göstermektedir. Yüksek Mahkeme, kanunun yorumunda yeknesaklığın sağlanamamış olmasının ve kişilerin uzun süre belirsiz bir hukuka maruz bırakılmalarının, hakkaniyete uygun yargılanma hakkını doğrudan zedelediğini ortaya koymuştur. Bu yönüyle karar, idari yargı mercilerinin delil değerlendirme süreçlerinde yeknesak ve öngörülebilir bir içtihat geliştirmelerinin hukuk devleti ilkesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu teyit etmektedir. Vergi davalarında belge ibrazı sorunları yaşayan mükellefler için bu karar, içtihat farklılıklarından doğan mağduriyetlerin giderilmesi adına önemli bir hukuki zemin oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvuruya konu uyuşmazlık, tasfiye hâlindeki bir şirketin vergi dairesi tarafından kesilen vergi cezalarına karşı açtığı davanın reddedilmesi etrafında şekillenmektedir. Başvurucu şirket, 2010 ve 2011 yıllarına ait defter ve belgelerini inceleme elemanlarına sunmamıştır. Bunun üzerine vergi dairesi, şirketin indirim konusu yaptığı katma değer vergilerini reddederek resen üç kat vergi ziyaı cezalı tarhiyat yapmış ve özel usulsüzlük cezası kesmiştir.

Şirket, kesilen bu cezaların iptal edilmesi amacıyla vergi mahkemesinde dava açmıştır. Şirket, vergi dairesinden dosyanın celp edilerek incelenmesini veya bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir. Mahkemenin davayı reddetmesi üzerine şirket, temyiz aşamasında defter ve belgeleri ibraz edebileceğini belirtmiştir. Ancak bu talep Danıştay tarafından kabul görmemiş ve ret kararı onanmıştır. Başvurucu, defter ve belgelerin mahkeme aşamasında sunulması ile temyiz aşamasında sunulması arasında ayrım yapılmasının gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel kuralların başında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.359 (Kaçakçılık Suçları ve Cezaları) ile aynı Kanun'un m.341 (Vergi Ziyaı) hükümleri gelmektedir. İlgili mevzuat, mükelleflere yasal defter ve belgelerini muhafaza etme ve yetkili makamlarca istendiğinde ibraz etme yükümlülüğü yüklemektedir. Bu yükümlülüğün haklı bir mücbir sebep olmaksızın ihlal edilmesi, vergi ziyaına sebebiyet verildiği kabul edilerek cezalı tarhiyat yapılmasını gerektirmektedir.

Ancak uyuşmazlığın temel hukuki düğüm noktası, inceleme aşamasında ibraz edilmeyen defter ve belgelerin yargılama aşamasında mahkemeye sunulmak istenmesi durumunda izlenecek usuldür. Bu hususta Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 8/2/2019 tarihli ve E.2013/3, K.2019/1 sayılı kararı temel bir içtihat prensibi oluşturmuştur. Söz konusu içtihadı birleştirme kararına göre; defter ve belgelerini incelemeye yetkili elemanlara ibraz etmeyen katma değer vergisi mükellefleri adına yapılan cezalı tarhiyatlara karşı açılan davalarda, davacılar tarafından yasal defter ve belgelerin mahkemeye sunulabileceğinin ileri sürülmesi hâlinde bu defter ve belgeler davacıdan istenmelidir. Mahkemelerce, defterlerdeki kayıtlar incelenip davanın diğer tarafı olan vergi idaresinin görüşü ve saptamaları da alınarak yapılacak hukuki değerlendirmeye göre karar verilmesi gerektiği kurala bağlanmıştır.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma ilkesini bu olayda temel ölçüt almıştır. İçtihat farklılıklarının uzun yıllar boyunca giderilememesinin, adil yargılanma hakkının temel gerekleriyle bağdaşmadığı değerlendirilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı çerçevesinde incelemiştir. Somut olayda, İstanbul 10. Vergi Mahkemesi, başvurucu şirketin 2010 ve 2011 yıllarına ait defter ve belgelerini mücbir sebep olmaksızın incelemeye ibraz etmediği gerekçesiyle kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık bulmamış ve davayı reddetmiştir. Başvurucu şirket ise temyiz aşamasında defter ve belgeleri ibraz edebileceğini belirtmiş ancak Danıştay Dördüncü Dairesi temyiz talebini reddederek kararı kesinleştirmiştir.

Anayasa Mahkemesi incelemesinde, defter ve belgelerin yargılama aşamasında mahkemeye sunulup sunulamayacağı hususunda idari yargı mercileri arasında uzun yıllar boyunca süregelen ciddi bir içtihat farklılığı bulunduğunu tespit etmiştir. Bu içtihat farklılığı, ancak Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 2019 yılında verdiği karar ile giderilebilmiş ve belgelerin mahkemeye sunulabileceği yönünde içtihat birleştirilmiştir. Yüksek Mahkeme, içtihadın yerleşmesi ve yeknesaklık kazanması bakımından otuz yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen kanunun yorumunda yeknesaklığın sağlanamamış olmasını eleştirmiştir. İlgili dairelerin görev sahasına bağlı olarak aynı hukuki durumlarda farklı kararlar verilmesi, yargı sisteminin güvenilirliğini zedeleyen bir unsur olarak değerlendirilmiştir.

Bu bağlamda, içtihadın birleştirildiği tarihten önceki dönemde kişilerin bu kadar uzun bir süre belirsiz bir hukuki duruma maruz bırakılmalarının yargılamanın hakkaniyetini doğrudan zedelediği tespiti yapılmıştır. Başvurucunun da bu içtihat farklılıklarından ve belirsizlikten olumsuz etkilendiği, hak arama özgürlüğünü etkin bir şekilde kullanamadığı anlaşılmıştır. Yargı kararlarındaki bu öngörülemezlik, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının özüne dokunan bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Vergi incelemesinde defterimi vermedim, mahkemede versem kabul olur mu? expand_more
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 2019 yılında verdiği emsal karara göre, vergi incelemesi sırasında haklı bir mücbir sebep olmaksızın yasal defter ve belgelerinizi sunmamış olsanız dahi, bu belgeleri dava aşamasında mahkemeye sunabileceğinizi belirtmeniz hâlinde mahkeme bu belgeleri sizden istemelidir. Mahkemelerin, sunduğunuz bu defterlerdeki kayıtları incelemesi ve davanın diğer tarafı olan vergi idaresinin de görüşünü alarak hukuki bir değerlendirme yapması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi, yasal defterlerin sonradan ibrazının mahkemelerce kesinlikle değerlendirilmesi gerektiğini, aksi bir tutumun adil yargılanmayı doğrudan zedeleyeceğini açıkça vurgulamıştır.
Mahkemeler aynı konuda farklı kararlar verirse bu haksızlık değil mi? expand_more
Evet, bu durum ciddi bir hak ihlali doğurmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, idari yargı mercileri arasında uzun yıllar boyunca süregelen içtihat farklılıkları ve aynı hukuki durumlarda farklı kararlar verilmesi, yargı sisteminin güvenilirliğini zedeleyen bir unsurdur. Kişilerin uzun süre belirsiz bir hukuki duruma maruz bırakılmaları ve kanunun yorumunda yeknesaklığın sağlanamamış olması, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma ilkesini ihlal etmektedir. Yüksek Mahkeme, yargı organlarının uyuşmazlıkların çözümünde öngörülebilir ve yeknesak bir içtihat geliştirmelerinin hukuk devleti ilkesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu tespit etmiştir.
Mahkeme defterlerime bakmadan vergi cezamı onayladı, ne yapmalıyım? expand_more
Vergi dairesinin kestiği cezalara karşı açtığınız davada, mahkemeden belgelerin incelenmesini veya bilirkişi atanmasını talep etmenize rağmen talebiniz reddedilir ve belgeleri sunma isteğiniz dikkate alınmazsa, bu durum hak arama özgürlüğünüzü zedeleyen bir müdahale niteliği taşır. Anayasa Mahkemesi, inceleme aşamasında ibraz edilmeyen defterlerin mahkemeye sunulabilmesi hususunda idari yargıda yaşanan belirsizliğin ve mahkemelerin bu belgeleri incelemeyi reddetmesinin yargılamanın hakkaniyetini doğrudan bozduğunu karara bağlamıştır. Olağan kanun yollarını (istinaf/temyiz) tükettikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkınızı kullanarak, adil yargılanma hakkınızın ve hakkaniyete uygun yargılanma ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle hukuki yollara başvurabilirsiniz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir