Anasayfa Karar Bülteni AYM | Sibel Büyükpatır Yavuz | BN. 2021/61363

Karar Bülteni

AYM Sibel Büyükpatır Yavuz BN. 2021/61363

KARARIN KÜNYESİ

Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/61363
Karar Tarihi 02.05.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Gerekçesiz kararın tefhimiyle kanun yolu süresi başlamaz.
  • İstinaf süresi gerekçeli kararın tebliğiyle işlemeye başlar.
  • Sürenin tefhimden başlatılması mahkemeye erişim hakkını ihlal eder.
  • Gerekçe bilinmeden kanun yoluna başvurulması beklenemez.

Bu karar, mahkemelerin yargılama pratiklerinde sıkça karşılaşılan bir soruna, anayasal güvenceler çerçevesinde kesin bir çözüm getirmesi bakımından hukuken çok derin bir anlama sahiptir. Hukuk sistemimizde, tarafların yargı mercileri tarafından verilen kararlara karşı üst mahkemelere itiraz edebilmeleri, adil yargılanma hakkının temel direklerinden biridir. Ancak bu itirazın etkili olabilmesi için, bireylerin hangi gerekçelerle haklı veya haksız bulunduklarını bilmeleri mutlak bir zorunluluktur. Anayasa Mahkemesi bu kararında, mahkemelerin duruşma salonunda yalnızca kısa kararı okumasının, yani kararın sonucunu açıklamasının, kanun yolu başvuru sürelerini başlatmaya yetmeyeceğini hüküm altına almıştır. Kısa kararla birlikte detaylı hukuki gerekçe de açıklanmamışsa, bireylerden sürelere riayet ederek nitelikli bir istinaf veya temyiz dilekçesi hazırlamalarını beklemek, hak arama hürriyetinin özünü zedeleyen bir yaklaşım olarak kabul edilmiştir.

Bu içtihadın benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi yadsınamaz bir büyüklüktedir. Özellikle icra mahkemeleri ve hukuk mahkemeleri gibi iş yükünün ağır olduğu yargı mercilerinde, kararların gerekçelerinin duruşmada anında yazılması veya okunması çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Bu durum, uygulamada kararın tefhiminden itibaren sürelerin başlatılması şeklinde katı ve şekilci bir yaklaşıma neden olmuş, binlerce vatandaşın kanun yolu hakkını süre aşımı sebebiyle kaybetmesine yol açmıştır. Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkı bağlamında öngörülebilirliğin ve hukuki güvenliğin sağlanması gerektiğine işaret ederek, mahkemelerin yasal süreleri yorumlarken aşırı şekilcilikten kaçınmaları gerektiğini emsal bir ilke olarak ortaya koymuştur. Bundan sonraki tüm yargılamalarda, gerekçesiz tefhimlerin süreleri başlatmayacağı kuralı, adalet sisteminin vazgeçilmez bir standardı olarak uygulanacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, tarafı olduğu ve aleyhine sonuçlanan ihalenin feshi davasında verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı yasal haklarını kullanarak istinaf kanun yoluna başvurmak istemiştir. İcra hukuk mahkemesinde görülen davada, mahkeme duruşma esnasında yalnızca davanın reddedildiğine dair hüküm fıkrasını içeren kısa kararı tefhim etmiş, ancak bu karara nasıl ulaşıldığını gösteren hukuki ve maddi gerekçeleri açıklamamıştır. Uyuşmazlığın temel sebebi, istinaf incelemesini yapacak olan bölge adliye mahkemesinin, başvurucunun istinaf başvuru dilekçesini süre aşımı gerekçesiyle usulden reddetmesidir. Bölge adliye mahkemesi, yasal başvuru süresini gerekçeli kararın başvurucuya resmi olarak tebliğ edildiği tarihten değil, kısa kararın duruşmada tefhim edildiği tarihten itibaren başlatarak hesaplamıştır. Başvurucu, kararın dayandığı gerekçeleri bilmeden etkili ve hukuken geçerli bir istinaf dilekçesi hazırlamasının fiziken ve hukuken imkânsız olduğunu, bu nedenle yasal sürenin gerekçeli kararın kendisine ulaştığı tarihte başlaması gerektiğini ısrarla savunmuştur. İstinaf mahkemesinin bu şekilci yorumuyla itirazı reddetmesi ve akabinde Yargıtay'ın da bu kararı onaması üzerine başvurucu, hak arama hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının engellendiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak zorunda kalmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en temel ve ayrılmaz unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde kapsamlı bir değerlendirme yapmıştır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önüne taşınabilmesini, uyuşmazlığın esası hakkında etkili bir şekilde karar verilmesini isteme imkânını ve verilen kararların üst mercilerce denetlenmesini talep etme hakkını ifade eder.

Yargılama hukukunun evrensel prensiplerine göre, tarafların bir mahkeme kararına karşı etkili bir şekilde kanun yoluna başvurabilmeleri için kararın gerekçesini tam ve eksiksiz olarak bilmeleri şarttır. Bu bağlamda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında verilen kararlara karşı başvuru sürelerinin hesaplanmasında, mahkemelerin kararlarını Anayasa'nın 141. maddesi gereğince gerekçeli olarak yazma ve kamuoyuna açıklama yükümlülüğü son derece belirleyicidir. Gerekçe, mahkemenin keyfiliğini önleyen ve taraflara adaletin tecelli ettiğini gösteren en önemli araçtır.

Yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, duruşmada sadece hüküm fıkrasının okunduğu, kararın hukuki, maddi ve mantıksal dayanaklarını gösteren gerekçenin açıklanmadığı durumlarda, yapılan tefhim işlemi kanun yolu süresini başlatmak için hukuken geçerli ve yeterli kabul edilemez. Etkili bir başvuru, ancak iddiaların mahkemece ne sebeple reddedildiğinin bilinmesiyle ve bu gerekçelere karşı çürütücü argümanlar geliştirilmesiyle mümkündür. Gerekçesiz kısa kararın tefhiminden itibaren kanun yolu süresinin başlatılması, yargılamanın taraflarına ağır ve orantısız bir külfet yüklemektedir. Kanun yollarına başvuru sürelerinin, kural olarak gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde taraflara tebliğ edilmesiyle veya gerekçenin duruşmada tam olarak okunmasıyla işlemeye başlaması, mahkemeye erişim hakkının ve hukuki güvenlik ilkesinin vazgeçilmez bir anayasal gereğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediğini incelerken, olayın özgün şartlarını ve kanun yolu mercilerinin mevzuatı ne şekilde yorumladıklarını titizlikle ele almıştır. Başvurucu hakkında açılan ve mülkiyet haklarını doğrudan etkileyen ihalenin feshi davasında, Burhaniye İcra Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan son duruşmada sadece kararın hüküm fıkrasını içeren kısa karar tefhim edilmiş, kararın arkasındaki hukuki gerekçe ise açıklanmamıştır.

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, başvurucunun istinaf başvuru süresini, gerekçeli kararın başvurucuya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği tarihten değil, gerekçesiz kısa kararın duruşmada tefhim edildiği tarihten itibaren başlatarak, esasa girilmesi gereken başvuruyu salt süre aşımı gerekçesiyle usulden reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, daha önce aynı hukuki sorunu irdelediği emsal nitelikteki Rüstem Gül kararına açıkça atıf yaparak, gerekçesi açıklanmamış bir hükmün hukuken tam anlamıyla tefhim edilmiş sayılamayacağını bir kez daha güçlü bir şekilde vurgulamıştır.

Yüksek Mahkeme, karar gerekçesini bilmeyen ve mahkemenin hangi delillere dayanarak ret kararı verdiğinden habersiz olan bir başvurucudan, sırf kısa kararın tefhiminden itibaren etkili, kapsamlı ve sonuç alıcı bir istinaf dilekçesi hazırlamasını beklemenin, o kişiye hak arama hürriyeti bağlamında son derece ağır bir külfet yüklediğini tespit etmiştir. Kanun yolu merciinin süre hesaplamasına ilişkin bu şekildeki dar, katı ve aşırı şekilci yorumu, vatandaşlar açısından öngörülemez niteliktedir. Başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı bu haksız külfet, yargılamanın hızlı sonuçlandırılması gibi meşru ve genel bir amaçla dahi orantılı görülemez. Mahkemeye erişim hakkına yapılan bu müdahale, ölçülülük ilkesini açıkça zedelemiş ve başvurucuyu adalete erişim konusunda mağdur etmiştir. Yargı mercilerinin, usul kurallarını uygularken aşırı şekilcilikten kaçınmaları ve bireylerin adalete erişimini imkânsız kılacak nitelikteki yorumlardan uzak durmaları anayasal bir emirdir.

Bu tespitler ışığında, başvurucunun iddiaları yerinde ve haklı bulunmuş, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine kanaat getirilmiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve başvurucunun kanun yolu hakkını kullanabilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesinde hukuki yarar görülerek, kararın bir örneğinin ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak hükmedilmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: