Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Ali Atakan ve Diğerleri Kararı 2021/32269 B.

Anayasa Mahkemesi Ali Atakan ve Diğerleri Kararı 2021/32269 B.

Bu karar, kolluk kuvvetlerinin toplumsal olaylara müdahalesi sırasında meydana gelen ölümlerle ilgili yürütülmesi gereken ceza soruşturmalarının niteliği ve usulü açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğini belirterek, devletin ölüm olaylarını aydınlatma ve sorumluları tespit etme yönündeki pozitif yükümlülüğünün altını kesin bir biçimde çizmiştir. Kolluk görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi şeklindeki idari kararların, ceza soruşturmasını sonuçsuz bırakacak ve cezasızlık algısı yaratacak biçimde uygulanamayacağı net bir şekilde ifade edilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Ali Atakan ve Diğerleri Kararı 2021/32269 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/32269
Karar Tarihi 02.07.2025
Taraf Ali Atakan ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Yaşam hakkı ihlallerinde etkili soruşturma yürütülmesi zorunludur.
Soruşturma izni prosedürü ceza yargılamasını geciktirmemelidir.
Ölümle sonuçlanan olaylarda deliller titizlikle incelenmelidir.
Soruşturma makamlarının olayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Bu karar, kolluk kuvvetlerinin toplumsal olaylara müdahalesi sırasında meydana gelen ölümlerle ilgili yürütülmesi gereken ceza soruşturmalarının niteliği ve usulü açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğini belirterek, devletin ölüm olaylarını aydınlatma ve sorumluları tespit etme yönündeki pozitif yükümlülüğünün altını kesin bir biçimde çizmiştir. Kolluk görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi şeklindeki idari kararların, ceza soruşturmasını sonuçsuz bırakacak ve cezasızlık algısı yaratacak biçimde uygulanamayacağı net bir şekilde ifade edilmiştir.

Benzer davalar açısından bu karar, kolluk şiddeti iddialarına ve ölümle sonuçlanan toplumsal olaylara yönelik adli süreçlerin nasıl işletilmesi gerektiğine dair güçlü bir emsal oluşturmaktadır. Karar, idari makamların ve yargı mercilerinin soruşturma izni prosedürünü işletirken, toplanan adli tıp ve kriminal raporları gibi güçlü delilleri göz ardı edemeyeceğini, aksi takdirde yaşam hakkının usul güvencelerinin zedeleneceğini göstermektedir. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin karıştığı şüpheli ölüm vakalarında, yargı mercilerinin daha titiz, şeffaf ve denetime elverişli bir süreç yürütmesi gerektiği içtihat hâline getirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Hatay'ın Defne ilçesinde Gezi Parkı eylemleri ile bağlantılı olarak 9 Eylül 2013 tarihinde düzenlenen gösterilere katılan A.A., kolluk kuvvetlerinin gruba müdahalesi esnasında bir apartmanın beşinci katındaki terastan düşerek hayatını kaybetmiştir. Olayın ardından başlatılan soruşturmada, olay yerinde bulunan gaz bombası kapsüllerinin üzerindeki kan izlerinin ölen A.A.nın anne ve babasının kan örnekleriyle uyuştuğu tespit edilmiştir. Ancak bu güçlü bulgulara rağmen, olaya müdahale eden zırhlı araçlardaki polis memurları hakkında ilgili valilik tarafından soruşturma izni verilmemiştir. Hayatını kaybeden gencin anne, baba ve kardeşi olan başvurucular, soruşturma izni verilmemesine yönelik karara itiraz etmiş, itirazlarının bölge idare mahkemesi tarafından reddedilmesi üzerine de olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak yaşam hakkının ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini öne sürmüşlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen Anayasa'nın 17. maddesi çerçevesinde yaşam hakkının usul boyutuna odaklanmıştır. Yaşam hakkının korunması, ölüm olaylarının tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve sorumluların tespit edilerek cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir ceza soruşturmasının yürütülmesini gerektirmektedir. Soruşturma makamlarının resen harekete geçerek delilleri toplaması, sürecin kamu denetimine açık olması ve mağdur yakınlarının katılımının sağlanması etkili soruşturmanın temel unsurlarıdır.

Kamu görevlilerinin yargılanması, Anayasa'nın 129. maddesi ve ilgili mevzuat uyarınca idari mercilerin iznine tabidir. Soruşturma izni prosedürü, kamu görevlilerinin asılsız iddialardan korunması amacıyla getirilmiş olsa da, bu mekanizmanın ceza yargılamasının işleyişini engelleyecek veya fiilî bir cezasızlık hâli yaratacak şekilde kullanılması hukuka aykırıdır.

Özellikle kolluk kuvvetlerinin güç kullanması sonucu meydana gelen ölümlerde, yürütülen ön inceleme ve adli tahkikatın yüzeysel kalmaması şarttır. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun uyarınca, ihlalin tespiti hâlinde ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılması zorunludur. Mahkeme, idari yargı mercilerinin soruşturma izni verilmemesi kararına yapılan itirazları incelerken, dosyada bulunan uzmanlık raporları ile adli tıp mütalaaları gibi somut delilleri dikkate alarak ceza soruşturmasını gerektiren yeterli şüphenin bulunup bulunmadığını dikkatle değerlendirmek zorundadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, A.A.nın ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada toplanan delillerin niteliğini ve idari mercilerin kararlarını titizlikle incelemiştir. Olay yerinde bulunan gaz bombası kapsüllerinin üzerindeki kan lekelerinin DNA profili açısından A.A.nın anne ve babasıyla eşleşmesi ve adli tıp kurumunun maktulün yüksekten düşmeden önce travmaya maruz kalıp kalmadığının adli tahkikatla aydınlatılabileceği yönündeki tespiti, olayın detaylı bir ceza soruşturması ile araştırılmasını zorunlu kılan oldukça somut ve güçlü bulgulardır.

Buna rağmen, İçişleri Bakanlığı müfettişlerince hazırlanan ön inceleme raporunda delil yetersizliğinden bahsedilerek görevli polis memurları hakkında soruşturma izni verilmemesi yönünde görüş bildirilmiş, Valilik de bu doğrultuda karar almıştır. İdari Dava Dairesi ise başvurucuların itirazını reddederken, gaz kapsülleri üzerindeki kan izlerinin maktule ait olup olmadığı, yüksekten düşme ile kolluğun müdahalesi arasında bir illiyet bağı bulunup bulunmadığı gibi davanın sonucunu etkileyecek hayati unsurlara yönelik hiçbir değerlendirme yapmamıştır.

Yüksek Mahkeme, soruşturma dosyası kapsamındaki adli tıp ve kriminal raporların, kolluk görevlileri hakkında detaylı bir ceza soruşturması yürütülmesi gerektiğine dair yeterli şüphenin bulunduğunu ortaya koyduğunu tespit etmiştir. İdari yargı merciinin, uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan bu şüpheyi görmezden gelerek ve esaslı delilleri tartışmayarak itirazı reddetmesi, devletin yaşam hakkı kapsamındaki etkili soruşturma yürütme yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır. Yaşanan bu eksiklikler, ölüm olayının tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve olası sorumluların tespit edilmesini engellemiştir. Başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ilişkin iddiaları ise doğrudan kendileriyle ilgili bir mağduriyet ileri sürmediklerinden kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Polisin ölüme sebep olduğu olaylarda valilik soruşturma izni vermeyebilir mi? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, idari makamların kolluk görevlileri hakkında soruşturma izni vermemesi şeklindeki kararları, ceza soruşturmasını sonuçsuz bırakacak ve cezasızlık algısı yaratacak biçimde uygulanamaz. Devletin, ölüm olaylarını tüm yönleriyle aydınlatma ve sorumluları tespit ederek cezalandırılmalarını sağlama yönünde pozitif bir yükümlülüğü bulunmaktadır. Soruşturma izni prosedürü, asılsız iddialara karşı koruma sağlama amacı taşısa da, ceza yargılamasının işleyişini engelleyecek veya fiilî bir cezasızlık hâli yaratacak şekilde kullanılması hukuka aykırıdır.
Şüpheli ölüm olaylarında mahkeme DNA gibi somut delilleri görmezden gelebilir mi? expand_more
Hayır, kesinlikle görmezden gelemez. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre idari ve yargısal merciler, dosyada bulunan uzmanlık raporları ile adli tıp mütalaaları gibi somut delilleri dikkatle değerlendirmek zorundadır. Örneğin, olay yerindeki gaz bombası kapsülleri üzerindeki kan izlerinin maktulün ailesiyle DNA profili açısından eşleşmesi gibi bulgular çok güçlü şüphe sebebidir ve detaylı ceza soruşturmasını zorunlu kılar. İdari yargı mercilerinin esaslı delilleri tartışmadan itirazları reddetmesi, devletin yaşam hakkı kapsamındaki etkili soruşturma yükümlülüğüyle bağdaşmaz.
Gösterilerdeki polis şiddeti ve ölümlerde sorumlular cezasız kalırsa ne yapmalıyım? expand_more
İlgili idari ve adli itiraz yollarını (Bölge İdare Mahkemesi vb.) tükettikten sonra etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilirsiniz. AYM, toplumsal olaylara müdahale sırasında meydana gelen şüpheli ölümlerde, sürecin kamu denetimine açık olması, delillerin resen toplanması ve mağdur yakınlarının sürece katılımının sağlanması gerektiğini emretmektedir. Devletin etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiği tespit edilirse, Yüksek Mahkeme ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmasına karar verir.
Polise soruşturma izni verilmemesi kararına itirazım reddedilirse AYM'ye başvurabilir miyim? expand_more
Evet, başvurabilirsiniz. İdari yargı mercilerinin itirazınızı reddederken kolluk müdahalesi ile ölüm olayı arasındaki illiyet bağı gibi davanın sonucunu etkileyecek hayati unsurlara yönelik bir değerlendirme yapmamış olması büyük bir usul eksikliğidir. Mahkemelerin bu tür uyuşmazlıklarda yeterli şüpheyi görmezden gelerek itirazları reddetmesi yaşam hakkının usul boyutunu ihlal eder. AYM, ihlalin varlığını tespit ettiği durumlarda dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mercilere gönderilmesini sağlamaktadır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir